Arpa Samanı: Verim, Besin Değeri ve Balyalama
Arpa samanı verimi, buğday samanından farkı, protein ve selüloz değerleri ile balyalama esnasında nem oranı ve depo yangın riskine karşı alınacak önlemler.
Arpa yetiştiriciliğinde üreticilerin hasat sonrasında elde ettiği en değerli yan ürünlerin başında arpa samanı gelmektedir. Arpa tarımı, sadece tane verimiyle değil, aynı zamanda hayvancılık işletmelerinin kaba yem ihtiyacını karşılayan yüksek saman rekoltesiyle de tarımsal ekonomide çok önemli bir yere sahiptir. Hayvancılık ve yem sektörü arasında stratejik bir köprü kuran arpa samanı, ruminant hayvanların rasyonlarında lif ihtiyacını karşılayan, geviş getirmeyi uyararak işkembe sağlığını koruyan en temel kaba yem kaynaklarından biridir. Samanın tarladan toplanarak balyalanması, taşınması ve depolanması süreçleri, en az arpa tanesinin hasat yönetimi kadar hassas ve planlı yürütülmelidir. Bu yazımızda, arpa samanının verimini belirleyen agronomik faktörleri inceliyor, besin değerini buğday samanıyla karşılaştırıyor ve balyalama ile depolama esnasında karşılaşılan büyük riskleri ele alıyoruz.
Dekara Kaç Balya Saman Çıkar?
Arpa tarımında dekara saman verimi, tarlanın su ve besin elementi durumuna, ekilen arpa çeşidinin genetik sap yapısına ve o yılın mevsimsel yağış rejimine doğrudan bağlı olarak değişkenlik gösterir. Üreticiler arasında saman verimi genellikle standart balya adedi üzerinden hesaplanmaktadır. Normal gelişim koşullarında, sap boyu uzun ve gür olan arpa tarlalarından elde edilen saman rekoltesi, üreticinin kaba yem maliyetlerini düşürmede en önemli avantajı sağlar.
Arpa tarımında dekar başına elde edilecek balya saman miktarını doğrudan etkileyen agronomik unsurlar şunlardır:
- Tohum çeşidinin genetik boy potansiyeli: Boylu ve altı sıralı yemlik çeşitlerin saman verimi kısa boylu iki sıralı çeşitlere göre daha yüksektir.
- Vejetatif büyüme dönemindeki yağış miktarı: Kardeşlenme ve sapa kalkma aşamalarında alınan yağış sap gelişimini doğrudan artırır.
- Tarlaya uygulanan azotlu gübreleme seviyesi: Toprak analizine göre dengeli verilen azot bitkinin yeşil aksamını ve sap kalınlığını gürleştirir.
- Biçerdöverin hasat esnasındaki kesim yüksekliği: Biçim esnasında hasat tablasının toprak yüzeyine yakınlığı biçilen saman miktarını doğrudan belirler.
Ortalama verime sahip kuru şartlardaki bir arpa tarlasından dekara yirmi beş ile otuz adet standart balya saman çıkarken, sulanan ve iyi gübrelenen taban arazilerde bu miktar dekara otuz beş ile kırk beş adet balyaya kadar tırmanabilmektedir.
Arpa Samanının Buğday Samanından Farkı
Hayvancılık işletmelerinde kaba yem olarak kullanılan samanlar arasında arpa samanı, fiziksel dokusu ve hayvanlar tarafından sevilerek tüketilmesi bakımından buğday samanına kıyasla çok daha üstün bir konuma sahiptir. Buğday sapları yapısal olarak daha kalın, sert, odunsu ve dik bir çeper yapısına sahipken, arpa sapları çok daha esnek, ince duvarlı ve yumuşak bir lif yapısına sahiptir. Bu morfolojik farklılıklar, samanların işkembedeki sindirilme hızını ve hayvanların iştahını doğrudan değiştirmektedir.
Arpa samanının buğday samanına göre besleme kalitesi ve morfolojik yönden gösterdiği temel farklar şöyle sıralanabilir:
- Hücre çeperinin yumuşaklık ve esneklik düzeyi: Arpa sapı lifleri buğday sapına göre çok daha esnek ve yumuşak bir hücresel yapıya sahiptir.
- Hayvanların tüketim iştahı ve lezzetlilik oranı: Yumuşak lif yapısı nedeniyle ruminant hayvanlar arpa samanını buğday samanından çok daha yüksek iştahla yerler.
- Odunlaşmış hücre duvarı bileşenlerinin düşüklüğü: Arpanın lignin miktarının buğday sapına göre az olması sindirilebilirliği olumlu etkiler.
- Biçerdöver baturunda parçalanma ve kıyım kalitesi: Arpa sapları dövme esnasında daha kolay parçalanarak daha ince ve kaliteli saman verir.
Bu nedenle, özellikle kaba yem tüketiminin sınırlandırılmak istenmediği genç besi danası ve koyun rasyonlarında arpa samanı her zaman ilk tercih olmaktadır.
Protein, Selüloz ve Enerji Değeri
Arpa samanı, besin değerleri bakımından her ne kadar zengin bir kaba yem olmasa da, işkembedeki selülozu parçalayan bakteriler için stabil bir lif kaynağı sağlar. Samanın ana bileşenlerini selüloz, hemiselüloz ve az miktarda protein oluşturmaktadır. Sindirilebilirliği sınırlayan en önemli faktör lignin birikimi olsa da, arpada bu oran buğdaydan düşüktür.
Arpa samanının kuru madde bazında analiz edilen başlıca besin elementi değerleri şunlardır:
- Ham protein oranının toplam kuru maddedeki payı: Arpa samanındaki ham protein seviyesi kuru maddede ortalama yüzde üç ile dört arasındadır.
- Ham selüloz ve asit deterjan lif miktarı: Hücre duvarını oluşturan kaba lif ve selüloz oranı kuru maddede yüzde otuz beş civarındadır.
- Metabolize edebilir enerji miktarının rasyondaki değeri: Ruminant beslemede arpa samanının enerji değeri kilogram kuru maddede ortalama bir tam onda dört megakaloridir.
- Kalsiyum fosfor ve mineral madde kompozisyonu: Samanın yapısında kalsiyum miktarı fosfora göre daha yüksek olup ham kül oranı yüzde altı civarındadır.
Ruminant rasyonlarında kaba yem kuru madde ihtiyacı hesabı şu formüle göre hesaplanır: Günlük Kaba Yem Kuru Maddesi = (Canlı Ağırlık × 1,2) ÷ 100 = 6 kg
Formüle göre, beş yüz kilogram canlı ağırlığa sahip bir sığırın geviş getirme faaliyetlerini sağlıklı yürütebilmesi için günlük en az altı kilogram kaba yem kuru maddesi tüketmesi gerekir ve bu miktarın bir kısmı samanla karşılanabilir.
Rasyonda Kullanım Oranı ve Sınırları
Arpa samanı besleyici değerinin düşük, lif oranının ise çok yüksek olması nedeniyle ruminant hayvanların rasyonlarında ana besin kaynağı olarak tek başına asla kullanılmamalıdır. Samanın rasyondaki asıl görevi, işkembede fiziksel doluluk yaratarak geviş getirmeyi uyarmak, asitliği dengelemek ve sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlamaktır. Aşırı saman kullanımı, hayvanın mide hacmini gereksiz doldurarak yüksek kaliteli yemleri tüketmesini engeller.
Arpa samanının hayvancılık işletmelerinde farklı rasyon gruplarındaki kullanım limitleri şu şekildedir:
- Süt sığırı yemleme programlarındaki sınırları: Günlük toplam rasyon kuru maddesinin maksimum yüzde onunu aşmayacak şekilde sınırlandırılmalıdır.
- Besi sığırı rasyonlarındaki fizyolojik payı: Asidoz riskini önlemek ve çiğneme faaliyetini artırmak amacıyla günlük hayvan başına bir ile iki kilogram verilir.
- Koyun ve keçi rasyonlarındaki kullanım miktarları: Küçükbaş hayvan beslemede fiziksel yapıyı korumak için günlük yüz elli ile iki yüz elli gram arası kullanılır.
- Besleyici değeri yüksek kesif yemlerle kombinasyonu: Düşük enerjili samanın rasyondaki negatif etkisini kırmak için protein ve enerji takviyeli karma yemlerle dengelenmesidir.
Samanın rasyondaki payı belirlenirken, hayvanın canlı ağırlığı, verim düzeyi ve rasyondaki diğer kaba yemlerin kalitesi mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.
Saman Değerini Artıran İşlemler
Hasat sonrasında elde edilen arpa samanının düşük olan sindirilebilirliğini ve besleyici değerini yükseltmek amacıyla uygulanabilecek çeşitli fiziksel ve kimyasal agronomik yöntemler bulunmaktadır. Bu işlemler, samanın sert lif yapısını gevşeterek işkembe mikroflorasının lifleri daha hızlı ve verimli parçalamasına imkan tanır.
Samanın besleme değerini ve lezzetini artırmak için işletmelerde en yaygın uygulanan işlemler şunlardır:
- Üre ile muamele ve olgunlaştırma yöntemi: Samanın yüzde dört üre çözeltisiyle nemlendirilip üzeri kapatılarak azot ve protein değerinin artırılmasıdır.
- Melas püskürtülerek lezzetinin yükseltilmesi: Samanın üzerine şeker pancarı melası dökülerek enerji değerinin yükseltilmesi ve tüketiminin artırılmasıdır.
- Sap uzunluğunun fiziksel olarak kıyılması: Samanın iki ile üç santimetre boyutlarında kesilerek TMR mikserinde homojen karışmasının sağlanmasıdır.
- Sodyum hidroksit gibi alkali maddelerle muamele: Kimyasal bileşiklerle selüloz bağlarının gevşetilerek sindirilebilirlik oranının artırılmasıdır.
Bu işlemler sayesinde samanın işkembedeki sindirilme oranı artarken, hayvanların saman tüketim hızı ve yemden yararlanma kabiliyeti de belirgin şekilde yükselmektedir.
Biçim Yüksekliğinin Saman Verimine Etkisi
Biçerdöverin hasat esnasında sapı toprak yüzeyinden ne kadar yükseklikten kestiği, dekar başına elde edilecek arpa samanı verimini belirleyen en doğrudan mekanik parametredir. Üreticinin saman ihtiyacına göre biçerdöver operatöründen kesim yüksekliğini hassas ayarlamasını istemesi gerekir. Ancak sapı çok dipten biçmek, saman miktarını artırırken bazı teknik ve hijyenik riskleri de beraberinde getirir.
Hasat esnasında biçim yüksekliğinin saman rekoltesi ve kalitesi üzerindeki doğrudan etkileri şunlardır:
- Toprak seviyesine yakın biçim yapılması: Kesim yüksekliği on santimetre sınırına yaklaştırıldığında saman verimi maksimum düzeye ulaşır.
- Taş ve yabancı maddelerin saman yığınına karışması: Alçak biçimlerde tarladaki taşların bıçaklara çarparak kırılması ve samana karışmasıdır.
- Samanın kül ve toprak içeriğinin yükselmesi: Biçim esnasında toprağın süpürülmesiyle samanın fiziksel temizliğinin fahiş düzeyde bozulmasıdır.
- Sapların dip kısımlarındaki fungal sporların taşınması: Kök boğazı hastalıklarının yoğunlaştığı dip sapların samanla birlikte depoya girmesidir.
Bu nedenle, özellikle taşlı ve tesviyesi kötü olan kuru tarım arazilerinde hasat yüksekliği yirmi santimetrenin altına indirilmemelidir.
Balyalama Zamanı ve Nem Oranı
Arpa saplarının hasadı takiben tarlada balyalanması sürecinde başarının tek sırrı sapların içindeki nem oranının tam zamanında kontrol edilmesidir. Islak veya nemli sapların aceleyle balya makinesine sokulup sıkıştırılması, depolama sürecinde tüm saman yığınının çürümesine yol açan en büyük yetiştiricilik hatasıdır. Balyalama işlemi, sapların güneş altında iyice kurumasını müteakip yapılmalıdır.
Saman saplarının balyalanması esnasında dikkat edilmesi gereken nem ve zaman kuralları şu şekildedir:
- Güvenli balyalama nem eşiğinin yakalanması: Sapların içindeki nem oranının balyalama anında yüzde on iki ile yüzde on dört arasında olması şarttır.
- Çiğli sabah saatlerinde balyalama yapılmaması: Sabah nemi kalkmadan yapılan sıkıştırmaların balya içinde su birikmesine yol açmasıdır.
- Öğle ve öğleden sonra saatlerinin tercih edilmesi: Günün en sıcak ve nemin en düşük olduğu kuru saatlerde balyalama makinesinin çalıştırılmasıdır.
- Balyaların depoya taşınmadan önce tarlada bekletilmesi: Sıkıştırılan balyaların iç nemini atabilmesi için sahada birkaç gün havalandırılmasıdır.
Nemli balyalanan samanlar kısa sürede ambarlarda kendi içsel solunumlarıyla ısınmaya başlayarak kalitesini tamamen kaybeder.
Saman Yığınında Yanma ve Küflenme Riski
Depolanan saman balyalarında en büyük tehlike, nemli balyalama veya sızdıran çatı nemliliği nedeniyle yığınların içinde kızışma ve küflenme olaylarının tetiklenmesidir. Saman balyalarının içinde kalan rutubet, mantarların ve bakterilerin hızla üremesine yol açar. Bu mikroorganizmaların solunumuyla açığa çıkan ısı saman yığınının içinde hapsolarak balyanın iç sıcaklığını fahiş düzeyde yükseltir. Saman yığınlarının içinde iç sıcaklığın yetmiş ile seksen derece sınırına ulaşması, kendiliğinden ani içten içe alev alma reaksiyonunu başlatır. Bu durum, tüm depoyu ve işletmeyi yok edebilen feci balya yangınlarına yol açar. Bu büyük tehlikeye karşı üreticilerin depolama esnasında çok sıkı güvenlik önlemleri alması gerekir.
Saman yığınlarında kızışma, küflenme ve kendiliğinden alev alma süreçlerini tetikleyen risk faktörleri şunlardır:
- İç sıcaklığın bakteri solunumuyla kontrolsüz yükselmesi: Balya içindeki nemli bakterilerin solunumuyla sıcaklığın yetmiş dereceyi aşmasıdır.
- Havasız ortamda biriken gazların etkisiyle ani parlama yaşanması: Yüksek iç ısı nedeniyle balya yığınlarında kendiliğinden yangın çıkmasıdır.
- Küf mantarlarının nemli balyaları tamamen sarması: Mantarların saman liflerini çürüterek samanı toza dönüştürmesi ve besin değerini yok etmesidir.
- Balyaların boşluksuz ve çok sıkı istiflenmesi: Depo içinde hava sirkülasyonunun tamamen kesilerek iç ısının tahliye edilememesidir.
Bu yangın ve çürüme risklerini önlemek için samanlar depolanırken balyalar arasına mutlaka dikey hava koridorları bırakılmalı, depo çatılarının su sızdırmazlığı kontrol edilmeli ve yığın iç sıcaklıkları düzenli olarak problarla ölçülmelidir.
Sap ve samanın yanında arpanın yeşil kütlesi de yem olarak değerlendirilebilir: süt olum döneminde biçilen arpa, hasıl ve silaj olarak hayvana verildiğinde saman verimi düşer ama birim alandan alınan toplam kaba yem miktarı artar.
Sıkça Sorulan Sorular
Arpa samanı besin değeri nedir?
Arpa samanı besin değeri kuru maddede ortalama yüzde üç ile dört protein, yüzde otuz beş selüloz ve kilogramda bir tam onda dört megakalorilik metabolize edebilir enerjiden oluşur. Buğday samanına göre daha az odunsu doku içerdiği için sindirilebilirliği daha yüksektir.
Dekardan kaç balya saman çıkar?
Arpa çeşidinin sap boyuna, tarlanın verim durumuna ve biçim yüksekliğine bağlı olarak dekardan ortalama yirmi beş ile otuz beş adet arasında saman balyası çıkmaktadır. Sap boyu uzun olan altı sıralı çeşitlerde bu sayı kırka kadar yükselebilir.
Arpa samanı mı buğday samanı mı iyi?
Arpa samanı buğday samanına göre çok daha yumuşak, esnek ve lezzetlidir. Odunlaşmış lignin oranı daha düşük olduğu için ruminant hayvanlar tarafından çok daha iştahla yenir ve işkembede daha kolay sindirilir.
Saman ineğe kaç kg verilir?
Saman besleyici değeri düşük, lifli bir dolgu malzemesi olduğundan bir süt ineğine günlük rasyonda maksimum bir buçuk ile iki kilogram arasında verilmelidir. Aşırı saman tüketimi işkembe hacmini gereksiz doldurarak süt verimini düşürür.
Nemli saman balyalanır mı?
Hayır, nemli saman kesinlikle balyalanmamalıdır. Nemli saman sıkıştırıldığında balyanın içinde hızlı bir kızışma ve küflenme başlar. Bu durum hem besin değerini yok eder hem de balyanın iç sıcaklığının aşırı yükselerek kendiliğinden alev almasına ve yangın çıkmasına yol açar.