Blog Bitkisel Üretim

Arpa Gübreleme Rehberi: Azot, Fosfor ve Potasyum

Arpa gübrelemesinde kuru ve sulu koşullara göre azot, fosfor ve potasyum saf madde miktarları, taban gübresi seçimi ve üst gübreleme zamanı parametreleri.

Arpa Gübreleme Rehberi: Azot, Fosfor ve Potasyum

Arpa tarımında birim alandan yüksek tane verimi ve kaliteli ürün elde etmenin en temel şartlarından biri, bitkinin büyüme dönemleri boyunca ihtiyaç duyduğu besin elementlerini doğru zamanda ve dengeli miktarlarda alabilmesidir. Arpa, vejetasyon süresinin buğdaya göre daha kısa olması ve kök yapısının görece yüzlek bir karakter sergilemesi nedeniyle topraktaki hazır besin maddesi seviyelerine son derece duyarlı bir tahıldır. Bu doğrultuda yapılacak başarılı bir bitki besleme programı, bitkinin kardeşlenme kapasitesini artırdığı gibi sap yapısını kuvvetlendirerek yatmaya karşı mekanik direnç sağlar. Gübrelemede yapılacak hatalar ise hem rekolteyi ciddi oranda düşürmekte hem de malt sanayisinde veya yem karma tesislerinde aranan kalite standartlarının dışına çıkılmasına neden olmaktadır.

Arpanın Topraktan Kaldırdığı Besin Miktarları

Arpanın, gelişimi süresince birim alandan kaldırdığı bitki besin maddesi miktarı diğer pek çok serin iklim tahılına kıyasla oldukça yüksektir. Bitki, zayıf ve yüzlek kök yapısı nedeniyle topraktan besin elementlerini hızlıca sömürme eğilimindedir. Tane yapısında yüzde 9 ile 13 arasında değişen ham protein ve yaklaşık yüzde 67 oranında karbonhidrat biriktiren arpa, bu organik bileşenlerin sentezi için topraktaki makro ve mikro elementlerden yoğun şekilde faydalanır.

Arpa tanesinin fiziksel ve kimyasal yapısını oluşturan temel bileşenler şunlardır:

  • Dane karbonhidrat miktarı: Tane yapısının yaklaşık yüzde 67'sini oluşturan ve bitkinin temel enerji kaynağını temsil eden kısımdır
  • Dane ham protein oranı: Çeşide ve çevreye bağlı olarak yüzde 9 ile 13 arasında değişen ve hayvan beslemede büyük önem taşıyan azotlu bileşendir
  • Dane kavuz miktarı: Danenin dış kabuğunu oluşturan, ortalama yüzde 10 ile 13 arasında değişen ve yemin sindirilebilirliğini etkileyen lifli tabakadır
  • Tane mineral içeriği: Toprak tabakasından sömürülen kalsiyum, fosfor ve potasyum gibi temel minerallerin birleşmesinden oluşan yapıdır

Arpanın topraktan kaldırdığı bu besin elementlerinin miktarı doğrudan doğruya iklim koşulları, toprak yapısı ve hedeflenen verim düzeyiyle ilişkilidir. Bu nedenle bitkinin topraktan kaldırdığı elementlerin yerini doldurmak ve besin açığını kapatmak amacıyla her ekim dönemi öncesinde tarlaya uygulanacak program titizlikle planlanmalıdır.

Arpanın Buğdaydan Farklı Gübre İhtiyacı

Arpa ve buğday birbirine çok benzeyen iki serin iklim tahılı olsa da, aralarında gübre yönetimini doğrudan etkileyen fizyolojik ve morfolojik farklar bulunur. Arpa, buğdaya göre daha kısa bir büyüme periyoduna (vejetasyon süresine) ve daha düşük toplam sıcaklık isteğine sahiptir. Bu erkencilik özelliği arpanın besin elementlerini toprak solüsyonundan çok daha hızlı bir şekilde çekmesini zorunlu kılmaktadır. Ancak arpanın kök sistemi buğday kadar derine inemediğinden, bitki toprağın derin katmanlarındaki besin elementlerinden ve sudan yeterince yararlanamaz.

Arpa ve buğdayın gübre ihtiyaçları ile kök fizyolojisini birbirinden ayıran özellikler şöyle sıralanabilir:

  • Kök derinliği farkı: Arpanın kök yapısının buğdaya göre daha yüzlek olması nedeniyle gübrenin toprağın üst katmanlarında hazır bulundurulması istenir
  • Vejetasyon süresi farkı: Arpanın büyüme süresinin daha kısa olması sebebiyle ihtiyaç duyduğu besin elementlerini çok daha hızlı tüketmesidir
  • Toprak seçiciliği farkı: Arpanın derin, kuvvetli, organik maddece zengin milli veya tınlı topraklarda gübrelemeye daha yüksek verimle yanıt vermesidir
  • Tuzluluk toleransı farkı: Arpanın tuza yüksek dayanıklılığı sayesinde çorak ve tuzlu topraklardan dahi yüksek düzeyde mineral kaldırabilmesidir

Köklerin bu yüzlek yapısı, arpanın gübrelenmesinde "bant" (tohum derinliği) uygulamasını çok daha kritik hale getirir. Buğday derin kökleriyle toprak profilindeki besinleri sömürebilirken, arpa tarlanın sadece üst katmanında hazır ve alınabilir durumda bulunan besin maddelerine bağımlı olarak gelişimini tamamlar.

Azot İhtiyacı ve Bölünmüş Uygulama

Azot, arpa tarımında verimi ve dane kalitesini belirleyen en kritik element olup bitki bünyesindeki protein sentezinin temelini oluşturur. Ancak arpanın azot ihtiyacı yetiştiricilik amacına göre fahiş derecede değişiklik göstermektedir. Yemlik arpa yetiştiriciliğinde hayvansal besleme değerini artırmak adına tanedeki protein oranının yüksek olması istenirken, maltlık (biralık) arpa üretiminde tam tersine protein oranının düşük olması (%9,5 ile %11,5 arası) ve nişasta oranının yüksek olması beklenir. Bu nedenle maltlık arpa yetiştiriciliğinde fazla ve geç azotlu gübrelemeden kesinlikle kaçınılmalıdır.

Azotlu gübreleme programına karar verilmeden önce, tarlanın azot ve organik madde düzeyinin belirlenmesi için her üretim sezonu öncesinde mutlaka toprak analizi yaptırılmalıdır. Azotlu gübrelerin uygulanması ve toprak yapısına göre bölünme şekilleri şu şekildedir:

  • Kuru tarım koşullarında toplam azot dozu: Toprak analizi doğrultusunda dekar başına uygulanacak saf azot miktarının 5-6 kg aralığında tutulması gerekir
  • Sulu tarım koşullarında toplam azot dozu: Toprak analizi doğrultusunda dekar başına uygulanacak saf azot miktarının 12-14 kg düzeyine çıkarılması uygundur
  • Ekimle birlikte tabana verilen azot payı: Erken vejetatif gelişimi desteklemek amacıyla azot ihtiyacının yarısının ekim esnasında tohum derinliğine verilmesidir
  • İlkbaharda üst gübre olarak verilen azot payı: Azotun kalan yarısının kardeşlenme veya sapa kalkma başlangıcında toprak yüzeyine serpilmesidir

Örneğin, yürütülen bilimsel araştırmalarda farklı bölgelerdeki azot uygulama protokolleri de değişiklik göstermektedir. Siirt koşullarında yapılan bir denemede ekimle birlikte hektara 170 kg DAP (30 kg saf N) ve sapa kalkma döneminde hektara 120 kg Üre (55 kg saf N) gübrelemesi yürütülmüştür. Konya ve Eskişehir lokasyonlarındaki kuru tarım denemelerinde ise ekimle birlikte dekar başına 2,7 kg saf N verilirken, üst gübre olarak dekar başına 4 kg saf N uygulanmıştır. Diyarbakır ve Mardin koşullarında yürütülen denemelerde ise ekimde dekar başına 6 kg saf N, kardeşlenmede de dekar başına 6 kg saf N olacak şekilde bölünmüş uygulama tercih edilmiştir. Tüm bu bölgesel farklılıklar, ekim öncesinde yapılacak detaylı bir toprak analizi sonucunda netleştirilmelidir.

Fosforun Kardeşlenme ve Kök Gelişimine Etkisi

Fosfor, arpa bitkisinin sağlıklı bir kök sistemi geliştirmesi, kuvvetli kardeşlenmesi ve zamanında başaklanarak dolgun daneler oluşturması için elzem bir besin maddesidir. Köklerin toprağa sıkı tutunmasını sağlayan fosfor, yarı kurak alanlarda bitkinin su stresine karşı dayanıklılığını da doğrudan artırır. Ancak fosforlu gübrelerin dozu belirlenirken mutlaka toprak analizi sonuçları dikkate alınmalıdır. Çünkü toprak analizi yapılmadan tarlaya atılan fosfor, özellikle kireçli veya alkali topraklarda hızla fikse olarak (bağlanarak) bitki tarafından alınamaz forma geçebilir veya toprakta birikerek kaynak israfına yol açabilir.

Fosforlu gübrelerin arpa gelişimindeki fizyolojik etkileri şöyle sıralanabilir:

  • Erken kök gelişimi desteği: Yüzlek köklü arpa bitkisinin toprağa daha sıkı tutunmasını ve derinlerdeki besinlere ulaşmasını sağlamasıdır
  • Kardeşlenme kapasitesi artışı: Bitkinin erken büyüme evresinde daha fazla sayıda üretken kardeş oluşturmasına doğrudan katkı sunmasıdır
  • Başak doluluğu ve dane kalitesi: Çiçeklenme ve dane bağlama döneminde dane dolgunluğunu ve bin tane ağırlığını doğrudan desteklemesidir
  • Soğuk ve dondan korunma: Bitki dokularını kuvvetlendirerek kışlık ekimlerin sert kış soğuklarına karşı direncini artırmasıdır

Ekim öncesinde yapılacak toprak analizi raporuna göre, kuru koşullarda dekar başına 7-9 kg P2O5, sulu koşullarda ise dekar başına 10-12 kg P2O5 karşılığı fosforlu gübre miktarının tamamı ekim esnasında mibzerle tohum derinliğine (banda) verilmelidir. Toprak suyu kısıtı olmayan veya bol yağış alan yerlerde ise dekara 4-6 kg P2O5 verilmesi yeterli olabilmektedir. Diğer taraftan, ön bitki olarak yoğun şekilde çiftlik gübresi ve fosfor verilmiş şeker pancarı yetiştirilmişse, arpa toprakta kalan fosfor artıklarını çok iyi değerlendirebildiği için ilave fosforlu gübreleme yapılmaksızın da başarıyla yetiştirilebilir.

Potasyumun Sap Sağlamlığına Katkısı

Tahıllar içerisinde potasyuma olan gereksinimi en yüksek olan cins arpadır. Potasyum, arpanın sap ve gövde yapısını oluşturan hücre çeperlerini kalınlaştırarak mekanik mukavemet kazandırır ve hasada yakın dönemde rüzgar veya yağış nedeniyle meydana gelebilecek "yatma" (devrilme) riskini en aza indirir. Ayrıca potasyumlu gübreler, arpanın bileşimindeki protein oranını bir miktar düşürüp ekstrakt oranını yükselttiği için maltlık arpa üretiminde kalitenin artırılmasında anahtar bir rol üstlenir.

Toprağın potasyum dengesini korumak ve doğru dozu saptamak için ekim öncesinde toprak analizi yaptırılması zorunludur. Potasyumlu gübrelemenin arpada oluşturduğu agronometrik etkiler şunlardır:

  • Yatmaya karşı sap sağlamlığı: Hücre duvarlarını kalınlaştırıp gövdeyi güçlendirerek arpanın rüzgar ve fırtınada devrilmesini engellemesidir
  • Maltlık kalitesinin yükseltilmesi: Tane bileşimindeki protein oranını bir miktar düşürüp biralık arpalarda ekstrakt verimini artırmasıdır
  • Su stresi ve kuraklık dayanımı: Kuru yıllarda bitkinin stomalarını kontrol ederek terleme yoluyla gereksiz su kaybını önlemesidir
  • Bitki genel sağlığının korunması: Özellikle çok sulanan veya üst üste arpa ekilen tarlalarda kök boğazı hastalıklarına karşı direnç sağlamasıdır

Toprak analizi sonuçlarına göre, yağışlı veya sulanan tarım alanlarında dekara 3-6 kg K2O verilmesi uygun görülmektedir. Potasyum gübrelemesinin etkili olabilmesi için toprakta yeterli miktarda kireç (kalsiyum) bulunmalıdır; nitekim kireçsiz topraklarda potasyum birikimi bitkiye zararlı etki yapabilmektedir. Kurak yıllarda ise potasyumun ürün artırıcı etkisi bir miktar düşmektedir.

Taban Gübresi Ne Zaman ve Nasıl Verilir?

Taban gübrelemesi, arpa tohumunun toprak altına bırakıldığı ekim gününde gerçekleştirilen ve bitkinin fide dönemindeki tüm ilk gelişim ihtiyaçlarını karşılayan hayati bir operasyondur. Fosforlu ve potaslı gübrelerin tamamı ile azotlu gübrelerin ilk yarısı ekim sırasında taban gübresi olarak tohumla birlikte toprakla buluşturulmalıdır. Bu işlemde en modern ve verimli yöntem, gübrenin mibzer yardımıyla tohum derinliğinin biraz altına veya yanına, yani "banda" yerleştirilmesidir.

Taban gübrelemesi yapılırken tarlada uygulanan teknik prosedürler şunlardır:

  • Ekim esnasında mibzerle uygulama: Taban gübresinin ekim mibzeri kullanılarak tohumla temas edecek şekilde banda bırakılması esastır
  • Fosforlu gübrenin tamamının verilmesi: Toprakta hareket kabiliyeti kısıtlı olan fosforun tamamının ekimde kök derinliğine mibzerle verilmesidir
  • Azotlu gübrenin ilk payının verilmesi: Erken fide gelişimi ve kardeşlenme için toplam azot ihtiyacının yarısının ekimde tabana yerleştirilmesidir
  • Ön bitki kalıntılarının hesaba katılması: Toprakta fazla azot bırakan baklagiller sonrasında yemlik arpa için doz ayarının dengelenmesidir

Taban gübrelemesinde sıklıkla Diamonyumfosfat (DAP) gibi hem azot hem de yüksek oranda fosfor içeren kompoze gübreler tercih edilmektedir. Ekimle birlikte DAP verilerek fosforlu gübrelemenin tümü, azotlu gübrelemenin ise fide dönemi için gerekli olan ilk kısmı tek seferde yapılmış olur.

Üst Gübre Zamanlaması: Kardeşlenme ve Sapa Kalkma

Taban gübresiyle ekimde verilen ilk azot payının ardından, arpanın ilkbaharda hızlı büyüme evresine geçmesiyle birlikte azot ihtiyacı tepe noktasına ulaşır. Azotun kalan diğer yarısı, ilkbahar gübrelemesiyle (üst gübre olarak) toprak yüzeyine serpilmek suretiyle bitkiye verilmelidir. Üst gübrelemede uygulanacak saf azot dozu, toprak analizi raporu temel alınarak hesaplanmalıdır.

Ekim sıklığı ve hedeflenen saf madde miktarına göre tarlaya atılacak net gübre miktarı şu formülle hesaplanabilir: Uygulanacak Gübre Miktarı = (Hedeflenen Saf Element Miktarı × 100) ÷ Gübre İçeriğindeki Element Oranı Örneğin; kardeşlenme döneminde dekara 6 kg saf azot verilmesi hedefleniyorsa ve gübre olarak yüzde 46 azot içeren üre kullanılacaksa: Uygulanacak Üre Miktarı = (6 × 100) ÷ 46 = 13 kg olarak hesaplanır.

Üst gübrelemenin başarılı olabilmesi için tarlada takip edilmesi gereken adımlar şunlardır:

  • Kardeşlenme dönemi başlangıcı takibi: Kardeş gelişiminin sağlıklı yürümesi için ilk azot payının şubat veya mart aylarında verilmesidir
  • Sapa kalkma dönemi başlangıcı uygulaması: Bitkinin sap uzatma hızı arttığında azotun kalan kısmının bitkiyle buluşturulmasıdır
  • Yağış ve nem durumuna göre serpme yapılması: Üst gübrenin toprak yüzeyine homojen serpilip yağışla toprağa sızmasının sağlanmasıdır
  • Kurak dönemlerde sulamayla destekleme: Yağış yetersizse gübrenin eritilip köke ulaşması için hafif tamamlayıcı sulama yapılmasıdır

Sapa kalkma döneminin başında yapılacak azot uygulaması başak taslağının dolgunluğunu doğrudan etkiler. Sulu tarım alanlarında kış ve ilkbahar yağışlarının yetersiz kaldığı kurak yıllarda, atılan üst gübrenin bitki kökleri tarafından hızlıca emilebilmesi için gübreleme sonrasında hafif bir tamamlayıcı sulama yapılması verimi katlayacaktır.

Aşırı Azotun Yatma ve Kalite Riski

Arpa tarımında yüksek rekolte elde etmek amacıyla tarlaya gereğinden fazla azotlu gübre uygulanması, yarar getirmek yerine tam tersine telafisi imkansız agronometrik ve ekonomik kayıplara yol açar. Aşırı azot, bitkinin vejetatif aksamının (yaprak ve sap) kontrolsüz şekilde büyümesine neden olur. Sap boğum aralıkları uzarken sap duvarları incelir ve bitkinin mekanik direnci fahiş oranda zayıflar; bu durum hasat öncesinde ilk sert rüzgarda arpanın tarlaya "yatması" (devrilmesi) ile sonuçlanır.

Aşırı azotlu gübre kullanımının arpada yol açtığı agronometrik riskler şöyle sıralanabilir:

  • Sap yapısının zayıflaması ve yatma: Bitki saplarının incelerek ilk sert rüzgarda toprağa serilmesiyle hasat zorlaşır ve dane dökümü artar
  • Tanede protein oranının fahiş yükselmesi: Protein sınırının aşılmasıyla biralık arpaların sanayide kullanılamaz hale gelip pazar değerini kaybetmesidir
  • Mantari hastalıkların tarlada yayılması: Aşırı azotlu ve sık kanopide biriken nemin külleme ve yaprak lekesi hastalıklarını tetiklemesidir
  • Kış donlarına karşı zayıf savunma: Bitkinin hücre özsuyunun seyrelmesiyle kışlık ekimlerde don olaylarından zarar görme riskinin artmasıdır

Ayrıca aşırı azot, tarladaki yeşil aksamı çok sıklaştırarak hava sirkülasyonunu engeller. Bu nemli mikroiklim, arpa yaprak yanıklığı ve tahıl küllemesi gibi tehlikeli mantari hastalık sporlarının tarlada çok hızlı yayılmasına zemin hazırlar. Bu nedenle, her zaman dengeli ve toprak analizine dayalı gübreleme yapılmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Arpaya dekara kaç kg azot verilir?

Toprak analizi sonuçlarına göre değişmekle birlikte, kuru tarım koşullarında dekara 5-6 kg saf azot uygulanması önerilirken sulu tarım koşullarında bu miktar dekara 12-14 kg saf azot seviyesine çıkarılır. Azotun yarısı ekimde tabana, kalan yarısı ise ilkbaharda üst gübre olarak uygulanır.

Arpa gübresi ne zaman atılır?

Fosforlu gübrelerin tamamı ile azotlu gübrelerin yarısı ekim esnasında mibzerle banda (tohum derinliğine) uygulanmalıdır. Azotun kalan diğer yarısı ise ilkbaharda kardeşlenme başlangıcında veya sapa kalkma döneminin başında toprak yüzeyine serpilerek verilir.

Arpaya üre atılır mı?

Evet, arpa tarımında ilkbahar üst gübrelemesinde üre (%46) sıklıkla kullanılmaktadır. Kardeşlenme veya sapa kalkma döneminde toprak analizi sonuçlarına göre hesaplanan miktarda üre gübresinin bitkiye serpilmesi tane verimini ve gelişim hızını doğrudan destekler.

Arpada taban gübresi hangisi?

Arpa ekiminde taban gübresi olarak genellikle Diamonyumfosfat (DAP) veya 20:20:0 kompoze gübreler tercih edilmektedir. Bu gübreler sayesinde fosforun tamamı ve azotun fide döneminde ihtiyaç duyulan ilk kısmı ekim esnasında doğrudan tohum derinliğine yerleştirilmiş olur.

Fazla azot arpayı yatırır mı?

Evet, arpa tarlasına gereğinden fazla azotlu gübre uygulanması sapların incelmesine, zayıflamasına ve boylanarak kolayca yatmasına (devrilmesine) neden olur. Ayrıca aşırı azot, biralık arpalarda protein oranını fahiş yükselterek ürünün malt kalitesini ve pazar değerini tamamen bozar.