Blog Bitkisel Üretim

Arpa Çeşit Seçimi: Yemlik mi Maltlık mı, İki Sıralı mı Altı Sıralı mı?

Maltlık ve yemlik arpa yetiştiriciliğinde iki sıralı ile altı sıralı tohum çeşitlerinin farkları, protein oranları, soğuk direnci ve sap sağlamlığı kriterleri.

Arpa Çeşit Seçimi: Yemlik mi Maltlık mı, İki Sıralı mı Altı Sıralı mı?

Arpa yetiştiriciliğinde yüksek tane verimi ve kaliteli ürün elde etmenin ilk koşulu, yetiştiricilik amacına ve bölgenin iklim ile toprak yapısına en uygun çeşidin seçilmesidir. Tarımsal üretimin her aşamasında olduğu gibi, tohum seçimi de tarladaki rekolteyi, ürünün pazar değerini ve işletmenin elde edeceği kârlılığı doğrudan şekillendirmektedir. Türkiye genelinde üretilen arpanın çok büyük bir kısmı hayvancılık sektöründe yem hammaddesi olarak değerlendirilirken, geri kalan bölümü malt ve bira sanayisinde kullanılmaktadır. Bu doğrultuda, üreticilerin tarlaya tohum ekmeden önce arpa çeşitlerinin morfolojik, fizyolojik ve kalite özelliklerini çok iyi analiz etmesi gerekmektedir.

İki Sıralı ve Altı Sıralı Arpanın Farkı

Arpa çeşitleri, başak ekseni üzerindeki her düğümde yer alan çiçekçiklerin verimlilik durumuna göre iki sıralı ve altı sıralı olmak üzere ikiye ayrılır. İki sıralı çeşitlerde her düğümdeki üç başakçıktan yalnızca ortadaki başakçık verimli olup tane bağlarken, yanlardaki iki başakçık kısır kalır. Bu yapı, başağa yassı bir görünüm kazandırır ve tanelerin son derece homojen, iri ve dolgun gelişmesini sağlar. Altı sıralı çeşitlerde ise düğümdeki üç başakçığın tamamı verimli olduğundan her düğümde üç tane oluşur ve başakta toplamda altı sıra tane gelişir. Altı sıralı arpalarda yanlardaki taneler genellikle asimetrik bir yapıya sahip olup orta tanelere göre daha küçük gelişir. Bu durum, altı sıralı çeşitlerin tane iriliği dağılımında (tekdüzelik) iki sıralı çeşitlerin gerisinde kalmasına yol açar.

İki sıralı ve altı sıralı arpa çeşitleri arasındaki temel farklar şunlardır:

  • Başak başına tane sayısı: İki sıralı çeşitlerde başak başına 15-30 tane bulunurken altı sıralı çeşitlerde bu sayı 25-60 adede ulaşır.
  • Tane iriliği ve dolgunluğu: İki sıralı arpa çeşitlerinin taneleri daha iri ve dolgunken altı sıralıların yan taneleri daha asimetriktir.
  • Kavuz ve kabuk oranı: Altı sıralı arpa tanelerinde tane küçüldükçe kavuz oranı artarken iki sıralılarda bu oran daha düşüktür.
  • Kullanım ve sanayi tercihi: İki sıralı arpalar çoğunlukla biracılık sektöründe tercih edilirken altı sıralı arpalar yemlik olarak kullanılır.

Yemlik Arpada Aranan Özellikler

Hayvan beslemede kullanılan yemlik arpalarda, besin maddesi içeriğinin zengin olması ve rasyonun sindirilebilirliğinin yüksek tutulması en kritik hedeflerdir. Arpa tanesinin yapısında bulunan karbonhidratlar, nişasta ve lifler hayvanlar için önemli bir enerji kaynağı oluşturmaktadır. Yemlik amaçlı yetiştirilecek çeşitlerde protein oranının ve rasyonun kalitesini artıran lizin amino asit içeriğinin yüksek olması son derece avantajlıdır. Diğer yandan, arpada kavuz oranı arttıkça tanedeki sindirilemez lif oranı da artmakta, bu durum tek mideli hayvanların beslenmesinde ve yem kalitesinde düşüşe yol açmaktadır. Bu nedenle yemlik çeşit seçilirken yüksek proteinin yanı sıra kavuz oranının da makul seviyelerde olması tercih edilir.

Yemlik arpa yetiştiriciliğinde üreticiler ve karma yem sektörü tarafından aranan başlıca özellikler şunlardır:

  • Yüksek ham protein içeriği: Hayvan besleme değerini artırmak için tanedeki protein oranının yüzde 10 ile 15 arasında olması istenir.
  • Düşük selüloz ve lif miktarı: Sindirilebilirliği ve enerji kullanımını kolaylaştırmak amacıyla tanedeki lif oranının düşük olması beklenir.
  • Yüksek karbonhidrat ve nişasta düzeyi: Hayvan rasyonlarında yüksek enerji kaynağı sağlaması açısından nişasta miktarının fazla olması istenir.
  • Kılçık yapısının düzgünlüğü: Hayvanların ağız ve sindirim sistemini tahriş etmemesi için kılçığın dipten kolay kırılır ve düz olması yeğlenir.

Maltlık Arpada Aranan Özellikler

Malt sanayisi, bira üretiminde kullanılacak hammaddenin kalitesine dair son derece katı ve tavizsiz standartlar uygulamaktadır. Malt yapımında amaç, arpa danelerinin kontrollü koşullar altında çimlendirilerek içlerindeki nişastanın enzimler vasıtasıyla şekere dönüştürülmesini sağlamaktır. Bu sürecin sorunsuz ilerleyebilmesi için maltlık arpa tohumlarının yüksek çimlenme gücü ve çimlenme enerjisine sahip olması gerekir. Tane yapısındaki protein miktarının çok yüksek olması birada bulanıklığa ve lezzet bozulmasına yol açtığından, maltlık arpalarda protein oranının düşük olması istenir. Tane iriliğinin üniform (tekdüze) olması ise çimlenmenin tarlada olduğu gibi fabrikada da eş zamanlı ve homojen tamamlanması için şarttır.

Bira sanayisi için malt üretimine uygun arpa çeşitlerinde aranan temel kriterler şunlardır:

  • Düşük protein oranı: Birada bulanıklığa yol açmaması ve kaliteyi bozmaması için protein oranının yüzde 9,5 ile 11,5 arasında olması istenir.
  • Yüksek çimlenme gücü ve enerjisi: Eş zamanlı ve hızlı çimlenme için çimlenme enerjisinin yüzde 95 ile 96 üzerinde olması şarttır.
  • Standart tane büyüklüğü ve tekdüzelik: Kalbur analizinde 2,5 milimetrelik elek üzerinde kalan danelerin toplam ağırlığının yüzde 85 üzerinde olması istenir.
  • İnce ve kırışık kavuz yapısı: Daneyi korumak ve filtrasyon işlemini kolaylaştırmak için kavuzun ince, parlak ve hafif kırışık olması beklenir.

Kışlık ve Yazlık Çeşitlerin Ayrımı

Arpa çeşitleri büyüme tabiatlarına göre kışlık, yazlık ve her iki mevsime de uyum sağlayabilen fakültatif olmak üzere üçe ayrılır. Kışlık çeşitler, generatif gelişmeye (çiçeklenme ve başak oluşturma) geçebilmek için mutlaka belirli bir süre kış soğuklarına maruz kalmaya, yani vernalizasyon (soğuklama) dönemine ihtiyaç duyarlar. Yazlık çeşitlerde ise vernalizasyon ihtiyacı bulunmadığından ilkbaharda ekildiklerinde doğrudan sapa kalkıp başak oluşturabilirler. Kışlık çeşitlerin vejetasyon süresi daha uzun olup toprak altında daha derin kök ve güçlü kardeşlenme yapısı kurarlar. Yazlık çeşitler ise daha kısa bir büyüme periyoduna sahiptir.

Kışlık ve yazlık arpa çeşitlerinin fizyolojik ve agronometrik ayrım noktaları şunlardır:

  • Soğuklama ve vernalizasyon ihtiyacı: Kışlık çeşitler başak oluşturabilmek için vernalizasyon dönemine ihtiyaç duyarken yazlıklar doğrudan gelişir.
  • Kardeşlenme kapasitesi farkı: Kışlık arpa çeşitleri kış boyunca toprak altında ve yüzeyinde daha fazla sayıda üretken kardeş geliştirir.
  • Ekim ve hasat takvimi: Kışlık arpalar sonbaharda ekilip yaz başında biçilirken yazlıklar ilkbahar ekimiyle kısa sürede hasada gelir.
  • Erken gelişim ve vejetasyon hızı: Yazlık arpa çeşitlerinin ilk gelişim ve toprak yüzeyini kaplama hızı kışlıklara kıyasla çok daha yüksektir.

Soğuğa ve Kuraklığa Dayanıklılık

Arpa, serin iklim tahılları içerisinde çevre streslerine adaptasyon yeteneği en yüksek bitkilerden biri olsa da aşırı dondurucu kış şartlarına karşı buğday kadar dayanıklı değildir. Kar örtüsünün olmadığı kışlık ekim alanlarında, bitki hücre sularının donması sonucu ciddi bitki ölümleri yaşanabilmektedir. Çimlenme aşamasında tohumlar eksi 4 dereceye kadar dayanabilirken, gelişme evresindeki kışlık çeşitler kısa süreli donlara karşı eksi 10 dereceye kadar tolerans gösterebilmektedir. Diğer yandan arpa, terleme katsayısının düşüklüğü sayesinde kurak koşullara yüksek tolerans gösterse de başaklanma ve çiçeklenme döneminde yaşanan yüksek sıcaklıklar ile aşırı solar radyasyon fizyolojik bir tıkanıklığa yol açarak verimi ve dane kalitesini büyük sekteye uğratmaktadır.

Arpanın çevresel stres koşullarına karşı geliştirdiği dayanıklılık ve hassasiyet mekanizmaları şunlardır:

  • Erken çimlenme ve don direnci: Tohumlar çimlenme döneminde eksi 4 dereceye, gelişme evresinde ise kısa süreli eksi 10 dereceye dayanabilir.
  • Kar örtüsünün koruyucu rolü: Kar örtüsü olmayan tarlalarda sıcaklık uzun süre eksi 5 derecenin altında kaldığında bitkiler dondan zarar görür.
  • Yüksek sıcaklık ve radyasyon stresi: Başaklanma ve çiçeklenme döneminde 30 derecenin üzerindeki sıcaklıklar polen kısırlığına ve verim kaybına yol açar.
  • Kök sisteminin kuraklık adaptasyonu: Bitki daha az terleme yaparak suyu iktisatlı kullanır ve yarı kurak koşullara yüksek uyum sağlar.

Yatmaya Dayanım ve Sap Sağlamlığı

Arpa üretiminde sap sağlamlığı ve yatmaya karşı dayanıklılık, doğrudan doğruya hasat edilebilir ürün miktarını ve kalitesini belirleyen unsurlardandır. Tarlada bitkilerin yatması durumunda biçerdöverle hasat zorlaşmakta, dane kayıpları artmakta ve tarladaki aşırı nem birikimi nedeniyle mantari hastalıklar ile başak küfleri hızla yayılmaktadır. Yatmaya karşı hassasiyet; genetik yapıya, uygulanan azotlu gübre miktarına, toprak işleme kalitesine ve tohum sıklığına doğrudan bağlıdır. Özellikle tarlaya aşırı miktarda azot uygulanması sapların incelmesine ve bitkinin boylanarak yatmaya karşı tamamen savunmasız kalmasına sebep olur.

Arpada sap sağlamlığını belirleyen ve yatmaya karşı direnç sağlayan temel unsurlar şunlardır:

  • Dengeli azotlu gübre kullanımı: Aşırı azot kullanımı bitkinin sap yapısını zayıflatarak başaklanma öncesinde kolayca yatmasına neden olur.
  • Optimum ekim sıklığı ayarı: Metrekareye çok fazla tohum atılması bitkilerin ışık rekabetiyle boylanıp saplarının incelmesine yol açar.
  • Potasyum ve besin elementi dengesi: Toprakta potasyum noksanlığı olması sap gevşekliğine ve yatmaya karşı hassasiyete neden olur.
  • Genetik sap yapısı ve mekanik direnç: Islah edilmiş bazı çeşitlerin kalın ve dayanıklı sap yapısı rüzgarlı havalarda yatma riskini azaltır.

Hastalığa Dayanıklılık Özellikleri

Arpa tarımında yaprak, gövde ve başak bölgesinde zarar oluşturan patojenler hem verim miktarını hem de ürünün hektolitre ve protein kalitesini fahiş oranlarda düşürmektedir. Türkiye'de arpa ekilişlerinde en sık karşılaşılan mantari hastalıklar arasında tahıl küllemesi, ağ benek lekesi, yaprak yanıklığı ve rastık gibi etmenler yer almaktadır. Ayrıca yaprak bitleri vasıtasıyla taşınan sarı cücelik virüsü de tarlalarda ciddi gelişim geriliklerine ve erken kurumalara yol açabilmektedir. Bu nedenle çeşit seçiminde yalnızca verim potansiyeline değil, bölgede yaygın olan hastalıklara karşı çeşidin genetik mukavemetine de dikkat edilmelidir.

Arpa tarımında verim ve kaliteyi korumak için çeşitlerde aranan hastalıklara karşı dayanıklılık kriterleri şunlardır:

  • Külleme hastalığına karşı tolerans: Rutubetli ve sık ekim yapılan tarlalarda yaprakların beyaz unsu tabakayla kaplanmasını önleyen direnç istenir.
  • Yaprak yanıklığı ve leke mukavemeti: Serin ve nemli havalarda yapraklarda oluşan kahverengi lekelerin yayılmesini engelleyen dayanıklılık beklenir.
  • Rastık hastalıklarına karşı genetik direnç: Tohumla taşınan kapalı ve açık rastık etmenlerine karşı çeşitlerin genetik olarak bağışıklığı aranır.
  • Virüs ve kök hastalıkları savunması: Sarı cücelik virüsü taşıyan yaprak bitlerine ve kök boğazı çürüklüğü mantarlarına karşı direnç istenir.

Sertifikalı Tohum Kullanmanın Getirisi

Tarımsal üretimde sertifikalı tohumluk kullanımı, yüksek ve istikrarlı bir verim elde etmenin en temel güvencelerinden biridir. Sertifikalı tohumlar, tohum tescil ve sertifikasyon kuruluşları tarafından sıkı laboratuvar testlerine tabi tutularak çimlenme gücü, fiziksel temizliği ve hastalıklardan arilik durumları tescil edilmiş güvenli materyallerdir. Sertifikasız, el altından temin edilen veya elenmemiş tohumların kullanılması tarlada seyrek çıkışlara, tarlanın yabancı otlarla kaplanmasına ve hastalıkların doğrudan tohum yoluyla tarlaya taşınmasına zemin hazırlar.

Üreticilerin sertifikalı tohum tercih ederek elde edecekleri başlıca tarımsal kazanımlar şunlardır:

  • Yüksek ve garantili çimlenme başarısı: Laboratuvar analizli tohumların yüzde 95 üzerinde çimlenme kapasitesiyle tarlada firesiz çıkış sağlanır.
  • Saf ve temiz ürün içeriği: Tohumun içerisinde yabancı ot, kırık tane veya diğer yabancı tahıl tohumlarının bulunması önlenmiş olur.
  • Sağlıklı ve homojen bitki örtüsü: İlaçlanmış ve hastalıklardan ari tohumluk sayesinde tarlada dengeli bir kanopi mimarisi kurulur.
  • Kayıt ve izlenebilirlik avantajı: Entegre üretim standartlarına uygun etiketli ve faturalı tohum kullanımı devlet desteklemelerini kolaylaştırır.

Sıkça Sorulan Sorular

İki sıralı arpa mı altı sıralı arpa mı daha verimli?

Altı sıralı arpa çeşitlerinin tane verimleri, nemli, sulanabilir ve elverişli ekolojilerde yüksek kardeşlenme kapasitesi ve başak başına fazla tane bağlama yeteneği sayesinde iki sıralı çeşitlerle rekabet edebilir seviyelere çıkabilmektedir. Buna karşılık, kuraklığın ve iklim dalgalanmalarının şiddetli yaşandığı kıraç tarım alanlarında iki sıralı çeşitler, tanelerin dolgunluğunu ve bin tane ağırlığını koruyarak altı sıralılara göre çok daha istikrarlı bir tane verimi sunar.

Maltlık arpa ile yemlik arpa farkı nedir?

Maltlık arpalarda bira sanayisinin talebi doğrultusunda düşük protein oranı (%9,5 ile %11,5 arası), yüksek nişasta düzeyi, yüksek çimlenme enerjisi (%95 ve üzeri) ile danelerin üniform ve dolgun olması istenir. Yemlik arpalarda ise hayvanların beslenmesinde protein desteği sağlamak adına daha yüksek protein içeriği (%10 ile %15 arası) tercih edilirken, tanenin sindirilebilirliğini düşüren kavuz (kabuk) ve lif oranının olabildiğince az olması beklenir.

Arpa tohumu kaç yıl kullanılır?

Üreticiler kendi hasat ettikleri arpayı sonraki yıl ekmek üzere tohumluk olarak ayırabilseler de, bu sürecin üst üste tekrarlanması tohumun genetik saflığını bozmakta, çimlenme gücünü düşürmekte ve tarladaki hastalık birikimini artırmaktadır. Bu nedenle, tarlada yüksek rekolte güvencesini korumak ve verim kayıplarını önlemek amacıyla tohumluğun en geç iki ya da üç yılda bir sertifikalı ve ilaçlanmış yeni tohumlarla tazelenmesi gerekir.

Maltlık arpa her yerde yetişir mi?

Hayır, maltlık arpa üretimi yüksek tarımsal özen ve dengeli iklim koşulları gerektiren hassas bir süreçtir. Tane dolum aşamasında yaşanabilecek şiddetli kuraklık, aşırı sıcaklar veya tarlaya atılan fazla azot miktarı tanedeki protein birikimini yükseltip nişasta oranını düşürerek arpayı maltlık standartların dışına çıkarmaktadır. Bu nedenle maltlık üretimin düzenli yağış alan veya sulama imkanı bulunan süzek tınlı topraklarda yapılması uygundur.

Sertifikasız arpa tohumu ekilir mi?

Sertifikasız tohum ekimi teknik olarak mümkün olsa da, tarlaya yabancı ot tohumu bulaştırma riski, düşük çimlenme gücü nedeniyle düzensiz çıkışlar yaşanması ve mantari hastalıkların yayılması gibi büyük ekonomik tehlikeleri beraberinde getirir. Ayrıca entegre tarım sertifikasyonu alan üreticiler için etiketli ve faturalı sertifikalı tohum kullanımı yasal bir zorunluluk olup, devletin sunduğu tohumculuk desteklemelerinden yararlanabilmenin de ön şartıdır.