Blog Bitkisel Üretim

Arpa Hastalıkları: Küllenme, Yaprak Lekesi ve Pas

Arpa tarımında yaprak yanıklığı, külleme, pas ve kök boğazı hastalıklarının belirtileri, yayılma koşulları ile bayrak yaprağın korunmasında ilaçlama zamanı.

Arpa Hastalıkları: Küllenme, Yaprak Lekesi ve Pas

Arpa yetiştiriciliğinde yüksek tane verimi ve kaliteli ürün elde etmenin temel şartlarından biri, bitkiyi gelişim dönemi boyunca tehdit eden fungal ve viral etmenlerle mücadele etmektir. Tarla tarımında buğdaydan sonra en çok ekimi yapılan serin iklim tahılı olan arpa, geniş adaptasyon yeteneğine rağmen ekolojik dalgalanmalara ve patojenlere karşı oldukça hassastır. Özellikle iklim değişikliği ve değişen sıcaklık rejimleri, arpa tarım alanlarında hastalıkların epidemi oluşturma sıklığını ve coğrafi yayılım alanlarını fahiş şekilde artırmaktadır. Bu durum, sadece dekar başına tane verimini düşürmekle kalmayıp hektolitre ağırlığını, bin tane ağırlığını ve elek üstü dolgun tane oranlarını da doğrudan tahrip ederek ürünün maltlık ve yemlik pazar değerini düşürür. Arpa tarlalarda başarılı bir yabancı ot ve hastalık yönetimi yürütmek, hastalıkların tarladaki erken belirtilerini doğru teşhis etmek, yayılma şartlarını analiz etmek ve doğru kimyasal mücadele zamanlamasını uygulamakla mümkündür.

Arpada Hastalık Riskini Artıran Koşullar

Arpa tarlalarda patojenlerin enfeksiyon oluşturması ve tarlada hızla yayılarak salgına dönüşmesi, çevresel koşullarla doğrudan ilişkilidir. Mantari sporların çimlenmesi, yaprak dokularına nüfuz etmesi ve sporlanarak yeni alanlara rüzgar veya su damlacıkları vasıtasıyla taşınması için belirli nem ve sıcaklık değerleri aranır. Üreticilerin uyguladığı hatalı agronomik yöntemler de tarlada hastalıkların zarar derecesini katlayan en önemli faktörler arasındadır.

Arpa ekim alanlarında hastalık baskısını ve enfeksiyon şiddetini fahiş şekilde artıracak olan temel agronomik ve iklimsel koşullar şunlardır:

  • Yüksek nispi nem ve serin hava: Özellikle nisan ve mayıs aylarında seyreden yağışlı ve nemli havalar fungal sporların çimlenmesini hızlandırır.
  • Aşırı azotlu gübreleme yapılması: Azotun fazla verilmesi yeşil aksamı gürleştirip hücre çeperlerini gevşeterek patojen girişini kolaylaştırır.
  • Aşırı sık ekim normunun uygulanması: Tarlada hava sirkülasyonunu engelleyen sık kanopi yapısı nem birikimine yol açarak mikroiklim yaratır.
  • Üst üste arpa ekimi yapılması: Aynı araziye üst üste ekim yapılması toprakta ve anız artıklarında patojen popülasyonunu katlayarak artırır.

Özellikle drenajı kötü olan taban arazilerde ve gölgelik alanlarda su birikintilerinin kalması, kök ve yaprak patojenlerinin tarlada odak noktaları oluşturmasına zemin hazırlar.

Küllenme: Belirtileri ve Yayılma Şartları

Tahıl küllemesi (Erysiphe graminis f.sp. hordei), arpa ekilişlerinde özellikle erken ilkbahar döneminde tarlayı sarabilen en yaygın ve sinsi mantari hastalıklardan biridir. Hastalık, rüzgarla kolayca taşınabilen sporları sayesinde çok geniş tarım havzalarına hızla yayılma kabiliyetine sahiptir. Külleme mantarı, bitkinin yaprak yüzeyinde ve saplarında yaşayarak bitkinin klorofilli dokularını tahrip eder ve fotosentez kapasitesini doğrudan sınırlar.

Arpa tarlarında tahıl küllemesi hastalığının yaprak üzerindeki tipik belirtileri ve fizyolojik etkileri şunlardır:

  • Beyaz unumsu fungal tabaka: Yaprakların üst yüzeyinde ilk etapta dairesel, zamanla birleşen un serpilmiş gibi beyaz tozlu püstüller oluşur.
  • Yaprakların vaktinden önce kuruması: Enfeksiyon ilerledikçe unsu tabaka grileşir, yaprakta kloroz başlar ve yapraklar erkenden kurur.
  • Tane dolum kapasitesinin düşmesi: Klorofilin tahrip olması ve yaprak kaybı nedeniyle bitki daneleri besleyemez ve tane dolumu zayıflar.
  • Sap ve gövde enfeksiyonu: Şiddetli durumlarda hastalık sadece yapraklarda kalmayıp bitkinin saplarına ve başak kavuzlarına kadar tırmanır.

Hastalığın şiddeti, tarlaya atılan azotlu gübre dozuyla paralel olarak artış gösterir. Sık ekilmiş ve bol azot verilmiş gür tarlalarda küllenme püstülleri alt yapraklardan başlayarak hızla üst yapraklara doğru tırmanır.

Ağ Benekli Yaprak Lekesi

Ağ benekli yaprak lekesi (Pyrenophora teres veya Helminthosporium teres), arpada en çok dekar kaybına ve kalite düşüşüne yol açan, serin ve rutubetli iklimlerin baş düşmanlarından olan mantari bir hastalıktır. Bu patojen, arpa yaprakları üzerinde adeta bir ağ örgüsünü adlandıran kahverengi, çizgisel ve ağsı lekeler oluşturarak bitkiyi fotosentez yapamaz hale getirir. Yapılan araştırmalar, ağ benekli yaprak lekesinin arpa ekilişlerinde verimi doğrudan gerilettiğini göstermektedir.

Ağ benekli yaprak lekesi hastalığının tarlada oluşturduğu fizyolojik zararlar ve belirtiler şöyle sıralanabilir:

  • Ağsı koyu kahverengi lekeler: Yaprak damarlarına paralel başlayan kahverengi çizgilerin dikey çizgilerle birleşerek ağ görünümü almasıdır.
  • Yaprak ayasının tamamen kuruması: Lekelerin birleşmesiyle birlikte yapraklar üzerinde geniş nekrotik alanlar oluşur ve yaprak kurur.
  • Hektolitre ağırlığının fahiş düşmesi: Tane dolum döneminde fotosentez alanının yok olmasıyla daneler cılız kalır ve hektolitre düşer.
  • Bin tane ağırlığında azalma saptanması: Hastalık nedeniyle danelerin nişasta dolumu sekteye uğrar ve bin tane ağırlığı düşer.

Tohumla ve anız artıklarıyla taşınan bu inatçı patojene karşı, hasat sonrasında tarladaki bitki artıklarının temizlenmesi ve mutlaka dayanıklı tescilli çeşitlerin tercih edilmesi gerekmektedir.

Yalancı Rastık ve Çizgili Yaprak Lekesi

Arpa tarımında tohum kökenli olan ve başak yapısını doğrudan istila ederek dane oluşumunu tamamen engelleyen rastık hastalıkları ile yapraklarda çizgisel nekrozlar yaratan çizgili yaprak lekesi (Pyrenophora graminea) verim potansiyelini doğrudan baltalar. Bu patojenler, bitki sistemik gelişimini sürdürürken hücrelerin içine nüfuz ederek generatif evrede başakları siyah bir toz kitlesine dönüştürür veya yapraklarda boydan boya yırtılmalar meydana getirir.

Rastık ve çizgili yaprak lekesi patojenlerinin başak ve yaprak dokularındaki hasar mekanizmaları şunlardır:

  • Arpa kapalı rastığı oluşumu: Hastalıklı bitkinin daneleri katı ve siyah rastık parçaları haline gelerek tamamen kullanılmaz olur.
  • Arpa açık rastığı oluşumu: Hasta başakların tamamen siyah bir toz yığını haline gelmesi ve bu sporların rüzgarla çevreye saçılmasıdır.
  • Yapraklarda boyuna çizgisel yırtılmalar: Çizgili yaprak lekesi nedeniyle yapraklarda damarlar boyunca kahverengi şeritler ve yırtılmalar oluşur.
  • Sağlıklı tohumluk eldesinin engellenmesi: Hastalıklı başaklardan dökülen sporlar komşu sağlam daneleri enfekte ederek sonraki yılın tohumunu bozar.

Açık rastık hastalığının doğrudan bir yeşil aksam ilaçlaması bulunmadığından, bu patojene karşı en kesin çözüm tarlada temiz sertifikalı tohumluk kullanılması ve hastalıklı başakların tarladan uzaklaştırılmasıdır.

Arpa Pası ve Yaprak Sararması

Arpa pası (Puccinia hordei), serin iklim tahıllarında ilkbahar aylarında hava sıcaklığının yükselmesi ve nemin artmasıyla birlikte yapraklarda kendini gösteren tehlikeli bir fungal hastalıktır. Patojen, yaprak ayası üzerinde kahverengi, turuncu veya sarı renkli küçük püstüller oluşturarak bitkinin asimilasyon alanını tamamen kapatır. Pas püstülleri yaprağın epidermis tabakasını patlatarak bitkinin su dengesini bozar ve tarlada erken dönem yaprak sararmalarına ve kurumalarına neden olur.

Arpa pası hastalığının yaprak fizyolojisi ve tane kalitesi üzerindeki doğrudan zararlı etkileri şunlardır:

  • Yaprak klorofil miktarının azalması: Pas püstüllerinin kapladığı alanlarda klorofil sentezi durur, fotosentez hızı fahiş düzeyde düşer.
  • Transpirasyonun kontrolsüz artması: Epidermisin parçalanması nedeniyle bitki aşırı su kaybeder ve kuraklık stresine karşı hassaslaşır.
  • Tane protein oranının dengesizleşmesi: Fotosentezin durmasıyla tanedeki nişasta miktarı düşer, bağıl protein oranı istenmeyen şekilde artar.
  • Saman ve kaba yem değerinin düşmesi: Kuruyan yaprakların lif yapısı bozularak sapların besleyici değeri ve hayvanlarca tüketilebilirliği azalır.

Pas hastalıkları, azotlu gübre dozunun gereğinden fazla uygulandığı nemli sulu tarım arazilerinde çok daha agresif bir yayılım göstererek tüm tarlayı sarabilir.

Kök ve Kök Boğazı Çürüklükleri

Kök ve kök boğazı çürüklükleri (Fusarium spp., Rhizoctonia spp.), toprağın fiziksel yapısına ve su geçirgenliğine bağlı olarak özellikle fide ve kardeşlenme dönemlerinde ortaya çıkan, bitkinin iletim demetlerini tıkayan patojenlerdir. Ağır bünyeli, drenajı zayıf ve killi topraklarda havalanmanın bozulması kök boğazı çürüklüğü mantarlarının gelişimini tavan yaptırır. Kökleri çürüyen arpa fideleri tarlada yer yer seyreklikler oluşturarak bodur kalır ve başak çıkaramadan kurur.

Kök ve kök boğazı çürüklüğü hastalığının tarlada gösterdiği tipik klinik belirtiler şunlardır:

  • Kök boğazında kahverengi siyahlaşma: Sapın toprakla temas ettiği dip boğumda koyu kahverengi nekrozlar ve çürümeler başlar.
  • Bitkilerde ani bodurluk ve cüceleşme: İletim demetleri tıkandığı için su ve mineral alamayan fideler tarlada bodur ve cüce kalır.
  • Tarlada öbek öbek seyrekleşmeler: Hastalığın bulaştığı alanlardaki bitkilerin topluca kurumasıyla arazide boşluklar oluşur.
  • Erken beyaz başak oluşumu: Kökü kuruyan bitkiler olum döneminden çok önce başak çıkarır ancak bu başaklar tamamen boş ve beyaz kalır.

Kök boğazı çürüklüğüyle mücadelede en önemli kural, ağır topraklarda drenaj kanallarının açılarak fazla suyun tarladan uzaklaştırılması ve tohumların ekim öncesinde mutlaka uygun fungisitlerle ilaçlanmasıdır.

Dayanıklı Çeşit ve Tohum İlaçlamasının Rolü

Arpa hastalıklarıyla mücadelede en ekonomik, çevreci ve sürdürülebilir yöntemlerin başında dayanıklı arpa çeşitlerinin tescil edilerek kullanılması ve ekim öncesinde tohum ilaçlamasının yapılması gelir. Sertifikalı tohumluk kullanımı, patojenlerden ari temiz bir başlangıç sağlarken; tohum kaplama teknolojileri (fungisit muameleleri) tohumun çimlenme esnasında toprakta pusuda bekleyen sporlardan korunmasını garanti altına alır.

Hastalıkların kontrolünde kültürel ve koruyucu uygulamaların sağladığı başlıca avantajlar şunlardır:

  • Kapalı rastık hastalığının önlenmesi: Ekim öncesinde tohumların koruyucu ilaçlarla ilaçlanması kapalı rastık etmenini tamamen yok eder.
  • Erken fide döneminin güvenceye alınması: Tohum ilaçlaması sayesinde genç fideler kök çürüklüğü mantarlarına karşı ilk 6-8 hafta korunur.
  • Kimyasal ilaçlama maliyetlerinin düşürülmesi: Dayanıklı çeşit ekimi sayesinde sezon boyunca yapılacak yeşil aksam ilaçlama sayısı azaltılır.
  • Toprak sağlığının ve biyoçeşitliliğin korunması: Entegre mücadele yöntemleriyle tarlaya atılacak kimyasal ilaç miktarı en aza indirilmiş olur.

Üreticilerin kendi hasatlarından eledikleri sertifikasız tohumları üst üste ilaçlamadan ekmeleri, tırlar dolusu mahsulün telef olmasına ve hastalıkların her yıl katlanarak artmasına yol açan en büyük yetiştiricilik hatasıdır.

İlaçlı Mücadelede Zamanlama ve Bayrak Yaprak

Yeşil aksam ilaçlamalarında başarı elde etmenin altın kuralı, tarlanın fenolojik gelişimini yakından izleyerek patojenlerin yayılma hızına göre tam zamanında müdahale etmektir. Arpa bitkisinde tane verimini ve kalitesini belirleyen en stratejik organ, sapın en üst kısmında yer alan bayrak yapraktır. Fotosentez yoluyla daneye giden kuru maddenin ve nişastanın yaklaşık %40 ile %50'sini tek başına bayrak yaprak sentezler. Dolayısıyla, bayrak yaprağın hastalıklardan korunması, yüksek rekolte için hayati bir zorunluluktur.

Yeşil aksam fungisit uygulamalarında zamanlama ve bayrak yaprak koruma stratejileri şunlardır:

  • İlk belirtilerin alt yapraklarda izlenmesi: Yaprak lekesi hastalıklarının alt yapraklardan üste tırmanma eğilimi yakından takip edilmelidir.
  • Bayrak yaprağın açılma evresinin takibi: Hastalık belirtileri bitkinin üst tarafına doğru ilerlediğinde hemen yeşil aksam ilaçlamasına başlanmalıdır.
  • Yağış ve nem durumuna göre planlama: Yağışlı ve nemli periyotların hemen öncesinde veya sonrasında sistemik fungisitler uygulanmalıdır.
  • İlaçlama esnasında meme kalibrasyonu: Yaprak yüzeyinin tamamının ilaç damlacıklarıyla kaplanması için rüzgarsız havada uygulama yapılmalıdır.

Bayrak yaprağın hastalıklı sporlarla enfekte olması ve erkenden kuruması, tane dolum sürecini tamamen durdurur. Bu durum, danelerin cılız, buruşuk ve küçük kalmasına neden olarak bin tane ağırlığını ve hektolitreyi düşürür, biralık ve yemlik arpa kalitesini tamamen sıfırlar.

Sıkça Sorulan Sorular

Arpada küllenme nasıl anlaşılır?

Arpada küllenme hastalığı, yaprakların ve sapların üzerinde un serpilmiş gibi dairesel, beyaz ve tozlu fungal püstüllerin oluşmasıyla kolayca anlaşılır. Zamanla bu unsu tabaka gri renge döner, yaprakta sararmalar başlar ve yapraklar vaktinden önce kurur.

Arpa yapraklarında kahverengi leke ne demek?

Arpa yapraklarında görülen kahverengi lekeler, genellikle arpa yaprak yanıklığı (Rhynchosporium secalis) veya ağ benekli yaprak lekesi (Pyrenophora teres) hastalıklarının belirtisidir. Bu lekeler birleşerek geniş nekrotik alanlar oluşturur ve yaprağın fotosentez yapmasını engeller.

Arpada ilaçlama ne zaman yapılır?

Arpa tarlalarında mantari hastalıklara karşı yeşil aksam ilaçlaması, tarlada hastalıkların ilk belirtileri görüldüğünde veya nemli hava koşullarıyla birlikte hastalık belirtileri bitkinin üst yapraklarına, özellikle bayrak yaprağa doğru ilerleme eğilimi gösterdiğinde vakit kaybetmeden yapılmalıdır.

Bayrak yaprak neden önemli?

Bayrak yaprak, arpanın en üstünde yer alan ve tane dolum döneminde danedeki nişasta ve karbonhidrat birikiminin yaklaşık %40-50'sini tek başına fotosentezle üreten en kritik organdır. Bayrak yaprağın hastalıklardan korunması tane dolgunluğu ve verim için hayati önem taşır.

Arpa üst üste ekilirse hastalık artar mı?

Evet, aynı tarlaya üst üste arpa ekilmesi toprakta, anızlarda ve bitki artıklarında kışlayan kök boğazı çürüklüğü, rastık ve yaprak lekesi gibi tehlikeli patojenlerin spor miktarını fahiş düzeyde artırarak sonraki yıllarda hastalıkların çok daha şiddetli salgınlara dönüşmesine yol açar.