Arpa Neden Sararır?
Arpa tarımında yaprakların sararma nedenleri, azot noksanlığı, su birikmesi, kök çürüklüğü, virüsler og ilaç zararının ayırt edici belirtileri ile çözümleri.
Arpa yetiştiriciliğinde üreticilerin tarlada en sık karşılaştığı ve bitki sağlığının bozulduğuna işaret eden ilk belirtilerden biri arpa yaprakları sararıyor şikayetidir. Arpa sarardı durumunun arkasında, bitki fizyolojisini doğrudan etkileyen abiyotik çevre koşullarından sinsi fungal ve viral hastalıklara kadar uzanan çok geniş bir nedenler dizisi yer alır. Arpa bitkisi, yüzlek kök yapısı ve narin fizyolojisi nedeniyle topraktaki besin maddesi kısıtlarına, su dengesizliklerine ve herbisit uygulamalarındaki hatalara karşı aşırı duyarlıdır. Yapraklardaki renk değişimi, bitkinin asimilasyon yüzeyini ve dolayısıyla fotosentez oranını fahiş düzeyde düşürerek tane verimini ve maltlık kalitesini doğrudan olumsuz etkiler. Tarlada doğru ve zamanında müdahale yapabilmek için öncelikle sararmanın kaynağını doğru teşhis etmek zorunludur. Bu yazımızda, arpada sarı yaprak oluşumunun nedenlerini inceliyor ve bu sorunlara karşı uygulanabilecek kesin tarımsal çözümleri açıklıyoruz.
Sararmanın Yaprak Üzerindeki Desenine Bakmak
Arpa yapraklarındaki sararmanın şekli, rengin yaprağın hangi kısmından başladığı ve tarladaki yayılım deseni, sorunun kaynağını belirlemede en önemli ipucudur. Her fizyolojik olumsuzluk veya patojen, yaprak ayası üzerinde kendine has ayırt edici belirtiler bırakmaktadır. Bu belirtilerin karşılaştırmalı olarak analiz edilmesi, üreticiye kimyasal veya kültürel mücadelede doğru teşhis imkanı sunar.
Tarlada karşılaşılan sararmaların ayırt edici belirtileri ve yaprak üzerindeki tipik desenleri şunlardır:
- Azot noksanlığı belirtisi: Sararma öncelikle yaşlı alt yapraklarda, yaprak ucundan başlayarak ana damar boyunca tabana doğru homojen yayılır.
- Sarı cücelik virüsü deseni: Yaprak uçlarında ve kenarlarında parlak açık sarı renk değişimi başlar ve hızla tüm yaprak ayasına yayılır.
- Kök çürüklüğü sararması: Yapraklarda bölgesel damar dışı klorozlarla birlikte tarlada yer yer öbekleşmiş sarı cüce bitki grupları görülür.
- Herbisit fitotoksisitesi deseni: İlacın değdiği yaprak yüzeylerinde düzensiz sarı lekeler, yaprak uçlarında yanıklık ve ani renk açılmaları oluşur.
Azot Eksikliği Kaynaklı Sararma
Azot, arpa bitkisinin kardeşlenmesini, vegetatif gelişimini ve protein sentezini yöneten en temel besin elementidir. Kuru tarım koşullarında dekara saf 5-6 kg, sulu koşullarda ise 12-14 kg azot verilmesi önerilmektedir. Toprak analizi yapılmadan eksik gübreleme yapıldığında bitki yeterli azotu alamaz ve klorofil sentezi sekteye uğrayarak yapraklar hızla sararmaya başlar.
Azot noksanlığı nedeniyle bitki bünyesinde meydana gelen fizyolojik değişimler şunlardır:
- Alt yaprakların renk kaybetmesi: Bitki bünyesindeki mobil olan azotu yeni gelişen üst yapraklara taşıdığı için sararma ilk olarak en yaşlı yapraklarda başlar.
- Klorofilin tamamen yok olması: Yaprakların açık yeşilden saman sarısı rengine dönmesiyle fotosentez kapasitesinin durma noktasına gelmesidir.
- Kardeşlenme gücünün zayıflaması: Azot azlığı nedeniyle bitkinin yeni sürgün oluşturma faaliyetinin durması ve seyrek bir kanopi kalmasıdır.
- Sap boyunun kısa kalması: Bitkinin boylanamayarak bodur kalması ve başak boyunun fahiş oranda küçülerek verimin düşmesidir.
Bu sorunun çözümü için ekimle birlikte tabana ve ilkbaharda kardeşlenme başlangıcında üst gübre olarak azotlu gübreler dengeli şekilde bölünerek uygulanmalıdır.
Su Birikmesi ve Kök Boğulması
Aşırı yağış alan veya kötü tesviye edilmiş taban arazilerde su birikmesi, arpa köklerinin tamamen havasız kalarak boğulmasına neden olur. Killi ve ağır bünyeli topraklarda göllenen su, toprak gözeneklerindeki oksijeni tamamen uzaklaştırarak kök solunumunu durdurur. Kökleri oksijensiz kalan arpa, topraktaki besin elementlerini ve suyu yukarı taşıyamaz hale gelerek tarlada topluca sararmaya başlar.
Toprakta su birikmesinin ve kök boğulmasının bitki üzerindeki olumsuz etkileri şunlardır:
- Kök hücrelerinin ölmesi: Oksijensiz kalan köklerin aktif taşıma yeteneğini kaybederek çürümeye ve kararmaya başlamasıdır.
- Besin elementlerinin alınamaması: Köklerin çalışmaması nedeniyle başta azot olmak üzere makro element alımının tamamen durmasıdır.
- Tarlada göl şeklinde sararmalar: Çukur ve taban kısımlarda biriken su nedeniyle o bölgelerdeki bitkilerin sarı renk almasıdır.
- Kardeşlerin tamamen kuruması: Uzun süre su altında kalan fidelerin kök boğazından çürüyerek tarlada topluca ölmesidir.
Çözüm için ağır topraklarda ekim öncesinde mutlaka drenaj kanalları açılmalı, arazi tesviye edilmeli ve suyin göllenmesine izin verilmemelidir.
Kuraklık ve Su Stresi
Arpa, serin iklim tahılları içerisinde kuraklığa dayanıklı bir bitki olarak bilinse de, uzun süreli susuzluk ve düşük nispi nem koşulları bitkide ağır su stresi yaratır. Kök sisteminin yüzlek olması nedeniyle arpa, toprağın üst katmanındaki nem tükendiğinde derinlerdeki suya ulaşamaz. Özellikle başaklanma ve çiçeklenme döneminde esen sıcak rüzgarlar bitkinin su kaybını artırarak yaprakların sararmasına yol açar.
Su stresinin arpa fizyolojisinde meydana getirdiği hasarlar şöyle sıralanabilir:
- Hücre gelişiminin durması: Turgor basıncının düşmesiyle birlikte hücre bölünmesinin ve yaprak uzamasının tamamen duraklamasıdır.
- Erken ve zoraki olum: Su bulamayan bitkinin generatif evreyi hızla tamamlayarak daneleri dolduramadan erkenden kurumasıdır.
- Yaprak uçlarının sararıp kuruması: Terlemeyi azaltmak amacıyla stomalarını kapatan bitkinin yaprak uçlarından başlayarak sararmasıdır.
- Tane veriminin fahiş düşmesi: Başaklardaki dane tutma oranının azalmasıyla bin tane ağırlığının kritik sınırların altına inmesidir.
Kurak bölgelerde imkan varsa sapa kalkma ve süt olum dönemlerinde tamamlayıcı sulamalar yapılarak bitkinin su ihtiyacı karşılanmalıdır.
Soğuk ve Don Kaynaklı Geçici Sararma
Kışlık arpa çeşitleri don olaylarına karşı belirli bir toleransa sahip olsa da, ani sıcaklık düşüşleri yaprak dokularında soğuk zararı meydana getirir. Özellikle ilkbahar başlangıcında yaşanan geç donlar, taze yaprak hücrelerindeki suyin donarak hücre zarlarını patlatmasına neden olur. Bu durum, dondan hemen sonra yapraklarda belirgin bir sararmaya ve haşlanmış yaprak görünümüne yol açmaktadır.
Soğuk ve don olaylarının arpa yapraklarında oluşturduğu fizyolojik etkiler şunlardır:
- Yaprak uçlarında sarı ve kahverengi lekeler: Donun etkisiyle hücrelerin patladığı uç kısımların canlılığını yitirerek kurumasıdır.
- Klorofil sentezinin geçici durması: Düşük sıcaklıklarda klorofil pigmentinin parçalanarak yaprak renginin sarımsı yeşile dönmesidir.
- Hücre zarı geçirgenliğinin bozulması: Hücre özsuyunun dışarı sızması sonucu yaprakların pörsümesi ve soluklaşmasıdır.
- Vejetatif büyümenin yavaşlaması: Bitkinin soğuk stresinden dolayı metabolik faaliyetlerini yavaşlatarak büyümesini durdurmasıdır.
Hava sıcaklıkları normale döndüğünde ve güneşli günler başladığında, arpa bitkisi kök sisteminden aldığı besinlerle hızla yeni yeşil yapraklar çıkararak toparlanmaktadır.
Kök Çürüklüğü Kaynaklı Sararma
Toprakta ve bitki artıklarında kışlayan fungal patojenler, özellikle nemli ve soğuk dönemlerde arpa köklerine saldırarak kök ve kök boğazı çürüklüğü hastalıklarına yol açar. Kök sistemi mantarlar tarafından tahrip edilen bitkiler, topraktan su ve mineral madde çekemezler. İletim demetleri tıkandığı için üst aksama besin iletilemez ve bitkiler tarlada öbekler halinde sararmaya başlar.
Kök çürüklüğü hastalığının tarlada gösterdiği tipik klinik belirtiler şunlardır:
- Kök boğazında siyah kahverengi lezyonlar: Sapın toprakla temas ettiği boğumda doku çürümelerinin ve kararmaların görülmesidir.
- Tarlada yama şeklinde sararmalar: Patojenin toprakta odaklandığı alanlardaki bitkilerin topluca sararıp kurumasıdır.
- Akbaşak ve boş başak oluşumu: Dane dolum dönemine ulaşabilen hasta bitkilerin başaklarının beyazlayıp boş kalmasıdır.
- Bitkilerin kolayca topraktan sökülmesi: Kök sistemi çürüdüğü için tutunma gücü kalmayan bitkilerin hafifçe çekildiğinde kopmasıdır.
Bu hastalığın önlenmesi için sertifikalı tohum kullanılmalı, ekim öncesinde tohumlar mutlaka koruyucu ilaçlarla muamele edilmeli ve ekim nöbeti uygulanmalıdır.
Virüs Hastalıkları ve Yaprak Biti Bağlantısı
Arpada en tehlikeli sararma nedenlerinden biri, yaprak bitleri vasıtasıyla sağlıklı bitkilere taşınan arpa sarı cücelik virüsüdür. Bu virüs, arpanın yaprak uçlarından başlayan ve kenarlardan tabana doğru çok hızlı yayılan parlak bir sararmaya yol açar. Virüsün bitki içinde yayılması, iletim demetlerini tıkayarak su ve besin akışını tamamen felç eder. Virüslere karşı doğrudan bir kimyasal tedavi seçeneği bulunmamaktadır.
Virüs enfeksiyonunun ve yaprak bitlerinin arpadaki zarar mekanizmaları şunlardır:
- Yaprak uçlarında parlak sarı renk değişimi: Azot noksanlığına benzeyen ancak çok daha parlak ve keskin olan sarı lekelerin oluşmasıdır.
- Bitkide feci düzeyde cüceleşme: Bulaşmanın kardeşlenmeden önce olması durumunda bitkinin boyunun çok kısa kalmasıdır.
- Yaprakların sertleşip dikleşmesi: Hücre yapısı bozulan yaprakların esnekliğini kaybederek yukarı doğru kıvrılıp sertleşmesidir.
- Tarlada dairesel sarı boşluklar: Yaprak bitlerinin kolonileştiği alanlardan çevreye doğru yayılan sarı enfeksiyon odaklarıdır.
Tek mücadele yöntemi, virüsü taşıyan yaprak bitlerine karşı tarlada düzenli kontroller yaparak erken dönemde ruhsatlı insektisitlerle mücadele etmektir.
Herbisit Zararı Kaynaklı Sararma
Yabancı ot kontrolü amacıyla tarlaya uygulanan herbisitlerin yanlış dozda, uygunsuz hava koşullarında veya kalibrasyonu bozuk ekipmanlarla atılması arpada kimyasal yanıklığa yol açar. Özellikle sülfonilüre grubu geniş yapraklı ot ilaçlarının doz aşımı yapıldığında arpa bitkisinde fitotoksisite meydana gelir. İlacı tolere edemeyen arpa yaprakları uygulamadan birkaç gün sonra sararmaya başlar.
Herbisit zararından kaynaklanan sararmanın karakteristik özellikleri şunlardır:
- Traktör izleri boyunca homojen sararmalar: İlaçlama makinesinin üst üste bindiği hatlarda doz aşımından dolayı sarı şeritlerin oluşmasıdır.
- Yaprak uçlarında ve kenarlarında kuruma: Kimyasalın biriktiği yaprak uçlarının yanarak kahverengiye dönmesidir.
- Bitki büyümesinin tamamen duraklaması: Ağır herbisit stresine giren arpanın gelişimini durdurarak bodur kalmasıdır.
- Yapraklarda düzensiz klorotik lekeler: İlaç damlacıklarının değdiği yüzeylerde klorofil parçalanması sonucu sarı beneklerin belirmesidir.
Bu riskleri önlemek için herbisit uygulamaları mutlaka rüzgarsız havada, doğru dozda yapılmalı ve rüzgarlı veya don beklenen soğuk günlerde kesinlikle ilaçlama yapılmamalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Arpa neden sararır?
Arpa; toprak analizine dayanmayan azot yetersizliği, ağır topraklarda su birikmesi ve kök boğulması, kuraklık ve su stresi, kış veya ilkbahar donları, kök çürüklüğü hastalıkları, yaprak bitlerinin taşıdığı sarı cücelik virüsü ve hatalı herbisit uygulamaları nedeniyle sararır.
Sararan arpa düzelir mi?
Sararmanın nedenine bağlı olarak değişir. Azot noksanlığı, hafif don zararları, geçici kuraklık ve su birikmesi gibi durumlarda, gübreleme, havaların ısınması, sulama veya drenaj kanallarının açılması gibi doğru agronomik çözümler uygulandığında bitki hızla toparlanarak yeniden yeşerir. Ancak virüs bulaşmış veya kökleri tamamen çürümüş bitkiler düzelemez.
Fazla su arpayı sarartır mı?
Evet, ağır killi topraklarda aşırı sulama veya yoğun yağışlar sonrası suyun göllenmesi köklerin oksijensiz kalarak boğulmasına yol açar. Kök solunumu duran bitki topraktaki azotu ve diğer mineralleri yukarı taşıyamadığı için yapraklar hızla sararmaya başlar.
Dondan sonra arpa toparlar mı?
Evet, kışlık ve fakültatif arpa çeşitleri don olaylarından sonra vejetatif büyüme noktaları zarar görmediği sürece toparlar. Havaların ısınmasıyla birlikte köklerden gelen besin elementleri sayesinde bitki yeni ve sağlıklı yeşil yapraklar çıkararak gelişimine devam eder.
İlaç zararı sararmaya yol açar mı?
Evet, yabancı ot ilaçlarının tavsiye edilen dozun üzerinde uygulanması, kalibrasyonsuz makinelerle düzensiz püskürtülmesi veya soğuk ve don riski olan günlerde yapılması arpada fitotoksisiteye yol açarak yaprakların sararmasına ve kurumasına neden olur.