Blog Bitkisel Üretim

Arpa Zararlıları: Süne, Kımıl ve Ekin Kambur Böceği

Arpa yetiştiriciliğinde süne, kımıl ve ekin kambur böceğinin fizyolojik emgi zararları, mücadele eşikleri ve buğdaydan farklı kalite etkileri.

Arpa Zararlıları: Süne, Kımıl ve Ekin Kambur Böceği

Arpa tarımı, Türkiye genelinde tarla ziraati ve hayvansal besleme zinciri içerisinde buğdayın ardından en büyük paya sahip ikinci tarımsal faaliyettir. Kaliteli yem ihtiyacını karşılamada başat rol oynayan arpa, aynı zamanda malt sanayisinin de temel hammaddesidir. Ancak tarlada hedeflenen yüksek dekar verimine ve dolgun dane yapısına ulaşabilmenin önündeki en büyük engellerden biri zararlı böceklerin istilasıdır. Hububat alanlarında verim ve kaliteyi doğrudan etkileyen süne, kımıl ve ekin kambur böceği gibi arpa zararlıları, bitkinin farklı gelişim evrelerinde beslenerek gelişimini sekteye uğratmaktadır. Bu sinsi zararlılara karşı başarılı bir mücadele yürütebilmek, onların biyolojik döngülerini, zarar şekillerini ve ekonomik zarar eşiklerini doğru tespit etmekten geçmektedir.

Hububat Zararlılarının Genel Döngüsü

Arpa tarlalarında ekonomik kayıplara yol açan ana zararlıların biyolojik döngüleri, mevsimsel iklim hareketleri ve bitkinin fenolojik gelişimiyle mükemmel bir uyum içerisindedir. Bu böcekler kış aylarını pasif halde geçirirken, ilkbaharda sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte aktif hale geçerek taze arpa fidelerine hücum ederler. Zararlıların popülasyon yoğunluğu ve tarlaya iniş zamanları, o yılın ilkbahar yağışları ve hava sıcaklıkları tarafından doğrudan belirlenmektedir.

Hububat alanlarında ekonomik zarar oluşturan ana böcek gruplarının kışlama, göç ve üreme döngüleri şunlardır:

  • Kışlak alanlara göç süreci: Ergin böcekler sonbaharda yüksek dağlardaki meşe, geven veya çam örtüsü altına çekilerek kış uykusuna yatarlar.
  • İlkbaharda ovaya iniş dönemi: Sıcaklıkların on beş dereceye ulaşmasıyla birlikte böcekler kışlaklardan uyanarak ovadaki yeşil tahıl tarlalarına göç ederler.
  • Yumurtlama ve yeni nesil oluşumu: Ovaya inen erginler çiftleştikten sonra yaprakların alt yüzeylerine çift sıra halinde düzgün yumurtalar bırakırlar.
  • Hasat sonrası kışlaklara dönüş: Tarlalarda gelişimini tamamlayıp erginleşen yeni nesil böcekler hasatla birlikte tekrar yüksek dağlara doğru uçarlar.

Bu mevsimsel döngünün yakından izlenmesi, ovaya göç eden erginlerin yumurta bırakmadan veya nimfler zarar oluşturmadan önce kontrol altına alınması açısından kritik bir öneme sahiptir.

Süne: Emgi Zararı ve Kalite Kaybı

Süne, Türkiye'de arpa ve buğday tarımının en tahripkar zararlısı olarak bilinmektedir. Böceğin hem kışlamış erginleri hem de yumurtadan çıkan genç nimfleri bitki dokularını sokup emerek beslenirler. Süne, beslenme esnasında bitkiye salgıladığı proteolitik ve amilolitik enzimlerle hücre yapısını tamamen bozmaktadır. Bu emgi faaliyeti bitkinin vejetatif aksamında gerilemeye yol açarken, dane dolum döneminde ise doğrudan tane kalitesini tahrip etmektedir.

Sünenin arpa bitkisinde oluşturduğu fizyolojik emgi zararları ve belirtiler şunlardır:

  • Akbaşak oluşumu: Bitkinin sapa kalkma döneminde gövdeyi sokan böcek başağa su ve besin gidişini keserek başakların beyazlamasına yol açar.
  • Kurtboğazı zararı: Erken büyüme evresinde kardeşlerin sap diplerinden emilmesi sonucu tarlada sararma ve cüceleşmiş bitki öbekleri görülür.
  • Emgili dane yapısı: Dane dolum döneminde süt olumundaki daneleri sokan nimfler tanelerin buruşuk ve siyah noktalı kalmasına sebep olur.
  • Çimlenme gücünün azalması: Böceğin salgıladığı enzimler nedeniyle tohumların embriyo yapısı bozularak tarladaki çimlenme oranı ciddi şekilde geriler.

Süne zararı nedeniyle embriyosu zarar gören tohumlar sonraki yıl çimlenme yeteneğini kaybederek tarlada zayıf çıkışlara neden olmaktadır.

Kımıl ve Başaktaki Zararı

Kımıl, görünüş ve yaşayış itibariyle süneye benzemekle birlikte başak döneminde yaptığı tahribatla arpa üreticilerinin korkulu rüyasıdır. Kışlaklardan ovaya inen kımıl erginleri, özellikle arpanın sapa kalkma ve başaklanma evrelerinde sapları sokarak emgi yaparlar. Kımılın beslenme şekli, başak mili üzerindeki iletim kanallarını tamamen tıkayarak danelerin beslenmesini kesmektedir.

Kımıl zararlısının arpa başaklarındaki tahribat şekilleri ve tarla düzeyindeki etkileri şunlardır:

  • Doğrudan dane kaybı: Başaktaki danelerin kımıl tarafından emilmesi sonucu taneler tamamen boşalır ve un ufak kırılarak dökülür.
  • Başak bükülmesi: Kımılın başak saplarını sokarak emmesi nedeniyle başakların dik duruşunu kaybedip aşağı doğru bükülüp kırılmasıdır.
  • Kalibre düşüklüğü: Emilen daneler dolgunlaşamadığından elek analizinde elek altı zayıf dane oranının fahiş düzeyde yükselmesidir.
  • Hasat firesi: Başak mili kırılan bitkilerin yere düşmesiyle biçerdöver tablasının alamayacağı dane ve başak kayıplarının yaşanmasıdır.

Kımıl emgisine maruz kalmış arpa tarlalarında hasat esnasında biçerdöver arkasından dökülen boş ve cılız dane miktarı çok yüksek düzeylere ulaşarak karlılığı düşürür.

Ekin Kambur Böceği ve Fide Zararı

Ekin kambur böceği, özellikle fide döneminde toprak altında faaliyet göstererek genç arpa bitkilerine zarar veren çok yıllık bir zararlıdır. Bu böceğin larvaları toprak içinde yaşayarak bitkilerin kök sistemlerini ve yeni çıkan yapraklarını kemirerek beslenirler. Özellikle sonbahar ve erken ilkbahar aylarında toprak tavlı iken aktifleşen larvalar, tarlada yer yer boşluklar yaratarak homojen bitki çıkışını engellerler.

Ekin kambur böceğinin fide döneminde tarlada oluşturduğu tipik zarar şekilleri şunlardır:

  • Yaprakların lif haline getirilmesi: Toprak altındaki larvalar yaprakları toprak içine çekerek çiğner ve geriye sadece liflerini bırakır.
  • Kardeşlerin dipten kesilmesi: Larvaların genç fidelerin kök boğazı ve kardeşlenme noktalarını keserek bitkiyi tamamen kurutmasıdır.
  • Tarlada öbek öbek seyreklikler: Zararlının yoğun olduğu kısımlardaki fidelerin kurumasıyla arazide geniş boş alanların ortaya çıkmasıdır.
  • Erginlerin dane yeme zararı: İlkbaharda toprak yüzeyine çıkan ergin böceklerin başaktaki süt olumundaki daneleri doğrudan kemirmesidir.

Ekin kambur böceği ile mücadele edilmeyen alanlarda kardeşlenme kapasitesi fahiş oranda düşerek birim alandaki başak sıklığı kritik sınırların altına iner.

Yaprak Biti ve Virüs Taşıması

Arpa tarlalarında yaprak bitleri (afitler), bitki özsuyunu emerek doğrudan zarar oluşturmalarının yanı sıra çok tehlikeli viral hastalıkların da taşıyıcısı (vektörü) konumundadırlar. Nemli ve sıcak ilkbahar günlerinde çok hızlı üreme kabiliyetine sahip olan bu küçük zararlılar, yaprakların alt yüzeylerinde koloniler oluşturarak bitkiyi zayıflatırlar. Ancak asıl tehlike, yaprak bitlerinin arpa sarı cücelik virüsünü sağlıklı bitkilere bulaştırmasıyla başlar.

Arpada yaprak bitlerinin doğrudan emgi yapmasının ve taşıdıkları virüslerin bitki üzerindeki etkileri şunlardır:

  • Yaprakların kıvrılması ve sararması: Yaprak özsuyunu emen bitlerin etkisiyle yapraklar uçtan başlayarak sararır ve içeri doğru kıvrılır.
  • Ballı madde salgılanması: Bitlerin salgıladığı tatlımsı maddeler nedeniyle yaprak yüzeyinde fümajın oluşarak fotosentezi engellemesidir.
  • Sarı cücelik virüsü bulaşması: Yaprak bitlerinin taşıdığı virüsün iletim demetlerini tıkayarak bitkide feci cüceleşmeler yaratmasıdır.
  • Kardeşlenme gücünün tamamen durması: Virüs bulaşan bitkilerin kardeş oluşturamayarak başak çıkaramadan tarlada sarı lekeler halinde kurumasıdır.

Bu nedenle yaprak biti popülasyonu tarlada ilk görüldüğü andan itibaren yakından izlenmeli ve gerekirse vektör mücadelesine başlanmalıdır.

Ekin Bitleri ile Zararlı Takibi

Arpa tarımında zararlı yönetimini başarıyla yürütmenin en önemli adımı, tarladaki böcek popülasyonunu ve hareketlerini düzenli olarak gözlemlemektir. Erken dönem teşhisleri, gereksiz ilaçlamaların önüne geçilmesini sağladığı gibi doğal dengenin korunmasına da yardımcı olur. Tarla kontrollerinde ekin bitleri, süne erginleri ve nimf yoğunlukları farklı yöntemlerle takip edilir.

Tarlada ekin bitleri ve diğer zararlıların yoğunluğunu izlemek amacıyla uygulanan takip yöntemleri şunlardır:

  • Atrap ile tarla taraması yapılması: Tarlada çapraz yürünerek atrap sallanmak suretiyle metrekaredeki ergin ve nimf sayısı saptanır.
  • Sarı yapışkan tuzaklar yerleştirilmesi: Zararlı yaprak bitlerinin ve uçan böceklerin tarladaki ilk varlığını ve uçuş seyrini izlemektir.
  • Çerçeve ile m2 sayımları: Tarlanın farklı noktalarına bir metrekarelik çerçeve atılarak toprak üstündeki larvaların sayılmasıdır.
  • Kışlak kontrollerinin yapılması: Erken ilkbaharda dağlardaki kışlak alanlarda süne ve kımıl sayımları yapılarak ovaya iniş yoğunluğunun öngörülmesidir.

Bu takip çalışmaları sonucunda elde edilen veriler, kimyasal mücadelenin gerekli olup olmadığını belirleyen yegane dayanaktır.

Mücadele Eşiği ve İlaçlama Zamanı

Kimyasal ilaçlama kararı, tarlada sadece birkaç böceğin görülmesiyle aceleyle verilmemelidir. Her zararlının birim alanda bitkiye ekonomik düzeyde zarar vermeye başladığı bir nüfus yoğunluğu, yani mücadele eşiği bulunur. Bu eşik değerleri aşılmadan yapılacak ilaçlamalar hem çevreye zarar verir hem de üretim girdi maliyetlerini gereksiz yere artırır.

İlaçlama kararı verilmeden önce dikkate alınması gereken mücadele eşiği parametreleri ve kuralları şunlardır:

  • Metrekaredeki süne sayısı: Yapılan sayımlarda metrekarede sıfır tam onda sekiz veya daha fazla kışlamış ergin saptanması ilaçlama sınırıdır.
  • Parazitlenme oranının analizi: Süne yumurtalarındaki faydalı arıcık parazitlenme oranının yüzde kırkın üzerinde olması durumunda ilaçlama ertelenir.
  • Nimf yoğunluğunun tespiti: Tarlada metrekarede en az on adet genç nimf bulunması durumunda kimyasal mücadeleye başlanmalıdır.
  • Ekin kambur böceği yoğunluğu: Sonbahar veya ilkbahar sayımlarında metrekarede üç veya daha fazla canlı larva bulunmasıdır.

Bu bilimsel eşik değerlerine sadık kalınarak yapılan mücadelelerde hem yüksek başarı elde edilir hem de faydalı böceklerin tarladaki popülasyonu korunmuş olur.

Arpada Sünenin Buğdaydakinden Farkı

Süne zararlısı hem buğdayda hem de arpada emgi yapmakla birlikte, bu iki tahılın sanayideki kullanım amaçları nedeniyle süne zararının ekonomik ve teknolojik etkileri fahiş şekilde değişiklik göstermektedir. Buğday ununun temelini oluşturan gluten proteinleri, sünenin emgi esnasında salgıladığı proteolitik enzimler tarafından tamamen parçalanmaktadır. Bu durum ekmeklik buğdayda hamurun elastikiyetini ve kabarma gücünü yok ederek unu tamamen kullanılmaz hale getirir ve fırıncılık değerini sıfırlar.

Arpada ise durum tamamen farklıdır. Arpa ununda ekmeklik buğdayda olduğu gibi glüten ağ yapısı aranmaz; zira arpa genellikle yemlik veya maltlık olarak değerlendirilir. Sünenin arpadaki asıl zararı teknolojik olmaktan ziyade fizyolojiktir. Emgiye maruz kalan arpa taneleri cılızlaşır, bin tane ağırlığı geriler ve hektolitre ağırlığı fahiş düzeyde düşer. Malt sanayisinde dolgun ve homojen dane arandığından, süne emgili arpaların kalibre yapısı bozularak malt kalitesi ve biralık değeri düşmektedir. Yemlik üretimde ise buruşuk daneler doğrudan dekar başına rekolteyi geriletmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

Arpada süne zarar verir mi?

Evet, süne arpada hem kurtboğazı ve akbaşak zararı oluşturarak yeşil aksam gelişimini yavaşlatır hem de dane dolum döneminde emgi yaparak tanelerin cılız, buruşuk ve zayıf kalmasına neden olur.

Süne ne zaman ilaçlanır?

Süne mücadelesinde kışlamış erginlere karşı ilaçlama yapılmaz. Yumurtalardan çıkan nimflerin popülasyon yoğunluğu takip edilerek metrekarede en az on adet nimf saptandığında ve yumurtalardaki parazitlenme oranı düşük çıktığında nimf ilaçlaması yapılır.

Kımıl arpaya zarar verir mi?

Evet, kımıl özellikle sapa kalkma ve başaklanma döneminde arpa saplarını sokarak emgi yapar ve başak milini kurutarak başakların bükülüp kırılmasına ve doğrudan dane dökülmelerine yol açar.

Ekin kambur böceği nasıl anlaşılır?

Ekin kambur böceği zararı tarlada öbek öbek sararma ve seyrekliklerle anlaşılır. Toprak altındaki larvalar arpa fidelerinin yapraklarını toprak içine çekerek lif haline getirir ve kök boğazından keserek kurutur.

Arpada emgili dane sorun olur mu?

Evet, emgili dane arpada bin tane ve hektolitre ağırlığını düşürür. Ayrıca tohum embriyosu zarar gördüğü için çimlenme gücü ciddi şekilde azalır ve maltlık arpalarda kalibre homojenliğini bozarak sanayi değerini düşürür.