Blog Hayvan Sağlığı

Sığırlarda Aşı Takvimi: Hangi Aşı Ne Zaman Yapılır

Büyükbaş hayvancılık işletmelerinde şap, brusella, LSD, solunum yolu ve buzağı ishal aşılarının dönemsel takvimi ile aşı saklama ve kayıt standartları.

Sığırlarda Aşı Takvimi: Hangi Aşı Ne Zaman Yapılır

Büyükbaş hayvancılık işletmelerinde verimliliği, sürdürülebilirliği ve hayvan refahını en üst düzeyde tutabilmek için sürü sağlığının korunması birinci derecede öneme sahiptir. Enfeksiyöz hastalıklardan korunmak ve işletmelerde ani ölümler ile verim kayıplarının önüne geçebilmek amacıyla uygulanan en etkili yöntem kontrollü aşılamadır. Aşı, hastalık henüz sürüye bulaşmadan önce sağlıklı hayvanlara uygulanarak yapay yollarla kontrollü bir bağışıklık yanıtı oluşturulmasını sağlayan biyolojik bir üründür. Ancak aşıların kendileri tek başlarına sürü sağlığını korumaya yetmez; işletmelerde biyogüvenlik önlemleri, doğru bakım ve dengeli besleme gibi iyi yönetim uygulamaları ile desteklenmesi zorunludur. Sığırcılık işletmelerinde ekonomik devamlılığı sağlamanın ve ilaç kullanım maliyetlerini azaltmanın yolu koruyucu hekimlik kurallarına ve düzenli bir aşılama takvimine uymaktan geçmektedir.

Aşılamanın Koruyucu Hekimlikteki Yeri

Süt ve besi sığırcılığı işletmelerinde aşılama faaliyetlerinin üç temel amacı bulunmaktadır: hayvanların bağışıklık düzeyini yükseltmek, sürüde olası bir hastalığın yayılma hızını yavaşlatmak ve nihai hedef olarak enfeksiyonları tamamen ortadan kaldırmaktır. Türkiye’de doğan buzağıların yaklaşık yüzde 20’sinin hayatının ilk aylarında kaybedildiği dikkate alındığında, koruyucu hekimliğin hayvancılık ekonomisindeki yeri çok net anlaşılmaktadır. Buzağı kayıplarını engellemek, sadece doğan yavruyu aşılamakla mümkün değildir; koruma programı henüz anne karnındaki dönemden başlayarak düve ve yetişkin sığır aşamalarına kadar tüm sürü yönetimini kapsamalıdır.

Aşılama, sürü sağlıklı iken yapılan ve hayvanların direncini artıran proaktif bir uygulamadır. Hastalıklar ortaya çıktıktan sonra uygulanacak tedavi protokolleri hem çok daha maliyetlidir hem de her zaman başarıya ulaşmayabilir. En az bir kez ağır hastalık geçirmiş bir düvenin veya buzağının gelecekteki yetiştirme ve verim maliyetleri, sağlıklı büyüyen akranlarına göre çok daha yüksek olmaktadır. İşletmelerde koruyucu aşı giderlerinden tasarruf etmeye çalışmak, salgın hastalıklar kapıyı çaldığında en az 20 katı kadar ekonomik kayba ve telafisi zor krizlere yol açmaktadır . Dolayısıyla, profesyonel bir sürü takip programı eşliğinde, işletmenin bulunduğu coğrafi risklere uygun koruyucu hekimlik takvimlerinin hazırlanması şarttır.

Zorunlu ve İsteğe Bağlı Aşılar

Sığır işletmeleri için aşı programları hazırlanırken iki temel kategori göz önünde bulundurulur: Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından uygulanması resmi olarak zorunlu kılınan aşılar ve işletmenin kendi özel ihtiyaçlarına, bulunduğu bölgenin mikrobiyolojik geçmişine göre belirlenen isteğe bağlı (opsiyonel) aşılar. Ülkemizde şap (FMD) ve brusellosis (yavru atma) aşıları bakanlık tarafından program dahilinde zorunlu olarak uygulanan en kritik mücadele aşılarıdır.

Bunun yanında, lumpy skin disease (LSD - yumrulu deri hastalığı), şarbon (antraks) ve kuduz gibi ihbarı mecburi olan salgın hastalıklara karşı yapılan uygulamalar da resmi kurumlarca yakından takip edilir ve yürütülür. Örneğin, şarbon hastalığı çıkan veya risk altında olduğu belirlenen işletme ve bölgelerde aşılama çalışmalarının 5 yıl boyunca kesintisiz sürdürülmesi yasal bir zorunluluktur.

Zorunlu aşıların dışında, sığırların solunum yolu hastalıkları kompleksine (BRD) karşı uygulanan öksürük aşıları, klostridiyal enfeksiyonlara karşı geliştirilen karma aşılar, meme sağlığını korumaya yönelik mastitis aşıları ve buzağılarda septisemi ile ishali önleyen kolostrum aşıları zorunlu olmasa da ticari işletmelerde yaygın olarak uygulanır. Her işletmenin coğrafi yapısı, paraziter yoğunluğu ve geçmiş hastalık haritası farklı olduğundan, "tek bir aşı takvimi" yerine işletmenin sorumlu veteriner hekimi denetiminde sürüye özel bir aşı stratejisi oluşturulmalıdır.

Buzağılarda Aşı Programı

Yeni doğan bir buzağının bağışıklık sistemi henüz tam olarak gelişmediğinden, ilk 1-3 aylık dönemde enfeksiyonlara karşı son derece savunmasızdır . Buzağıların hastalıklardan korunmasında en büyük güvence, anneden kolostrum (ağız sütü) yoluyla pasif olarak aktarılan maternal antikorlardır . Ancak buzağı büyüdükçe aktif bağışıklığının uyarılması için aşılama programı devreye sokulmalıdır.

Farklı yetiştirme yönergelerine göre buzağılarda uygulanabilecek aşı takvimleri şu şekilde özetlenebilir:

  • Şap: 4 aylıktan küçük buzağılara uygulanmaz; program dahilinde ilk uygulama yaklaşık 2 aylık yaşta, tekrarı bir ay sonra yapılır, sonrasında sürü programına göre 4-6 ay arayla sürdürülür. Aşısız anadan doğan buzağılarda hekim kararıyla daha erken uygulanabilir.
  • IBR/IPV: anne kaynaklı antikorlar engel oluşturduğu için 3 aylıktan önce uygulanmaz.
  • BVD: sütten kesimden 2-4 hafta önce uygulanır, 4 hafta sonra ikinci doz yapılır, sonrasında hekim programına göre tekrarlanır.
  • Solunum yolu (BRSV, PI3, Pasteurella) aşıları: nakil ve grup değişimi öncesi, koruma oluşacak süre bırakılarak yapılır.
  • Buzağı ishali: koruma büyük ölçüde gebe anaya yapılan aşı ve kaliteli kolostrumla sağlanır.

Aşı seçimi, doz ve tekrar aralıkları işletmenin hastalık geçmişine göre değişir; takvim mutlaka sorumlu veteriner hekimle birlikte oluşturulmalıdır.

Düve ve İneklerde Aşı Programı

Düve ve ergin inek dönemine ulaşmış hayvanlarda aşı takvimi, işletmedeki döl verimi performansını, meme sağlığını ve doğacak yeni neslin bağışıklık sigortasını doğrudan etkiler. Hayvanların fizyolojik dönemlerine uygun aşıların seçilmesi, koruma başarısını belirler.

Gebe Hayvanlarda Aşı Zamanlaması

Gebe hayvanlarda aşılama yapılırken en hassas olunması gereken evre gebeliğin ilk haftalarıdır. Gebeliğin ilk 5-7 haftalık dönemi, embriyonun rahme tutunma (nidus) evresi olduğundan, bu hassas süreçte sürüde çok ciddi bir salgın veya zoonoz hastalık riski bulunmadığı sürece aşı uygulamalarından kaçınılmalıdır . Aşının yaratacağı stres veya hafif ateş reaksiyonları erken gebelik kayıplarına yol açabilir.

Gebe hayvanlarda aşılamanın en verimli ve güvenli dönemi kuru dönemin son haftalarıdır. Bu dönemde anneye uygulanan aşılar, annede sentezlenen antikorların doğum sonrasında ağız sütüne (kolostrum) yoğun bir şekilde transfer edilmesini sağlar. Kolostrum tüketen yeni doğan buzağı da bu sayede hastalıklara karşı pasif bir koruma kalkanına sahip olur.

Bu doğrultuda uygulanan en yaygın program Kombine İshal Aşısıdır (E.coli, Rota ve Coronavirüs). Bu aşı, beklenen doğum tarihinden 7-5 hafta önce birinci doz, doğumdan 4-2 hafta önce ise ikinci doz olmak üzere iki kez gebe anneye (inek ve düvelere) uygulanır. Böylece doğan buzağı ishal etkenlerine karşı kolostrum yoluyla mükemmel bir koruma kazanmış olur. Ayrıca gebe düve ve ineklerin doğum yapacakları ortama bağışıklık kazanabilmeleri ve kaliteli ağız sütü sentezleyebilmeleri için doğumdan en az 7 hafta önce o işletmeye getirilmiş ve barındırılmış olmaları şarttır.

Aşı Saklama ve Uygulama Kuralları

Aşılar, canlı veya inaktif patojenler içeren son derece hassas biyolojik maddelerdir. Aşıların üretim merkezinden çıkıp hayvana enjekte edilene kadar geçen tüm aşamalarda besleyici ve koruyucu özelliklerini kaybetmemesi için soğuk zincir kurallarına titizlikle uyulmalıdır. Aşılar kullanım anına kadar prospektüslerinde belirtilen uygun buzdolabı şartlarında saklanmalıdır.

Aşılama esnasında uyulması gereken hayati uygulama standartları şunlardır:

  • Yalnızca sağlıklı hayvanlar aşılanır; hasta, ateşli veya paraziter yükü ağır hayvan aşılanmaz.
  • Soğuk zincir bozulmamış, son kullanma tarihi geçmemiş aşı kullanılır.
  • Her hayvan için steril ve yeni iğne ucu tercih edilir.
  • Aşı, prospektüsünde belirtilen yolla (deri altı/kas içi) ve bölgeye uygulanır.
  • Sulandırılan aşı bekletilmez, aynı seansta bitirilir.
  • Uygulanan aşı, tarih, seri numarası ve hayvan küpe numarası ile kaydedilir.
  • Aşılama sıcak saatler yerine günün serin saatlerinde, stres oluşturmadan yapılır.

Aşı Yapılmasına Rağmen Hastalık Çıkarsa

Yetiştiriciler arasında aşılanan her hayvanın asla hastalanmayacağına dair yanlış bir inanış vardır. Oysa aşılanan bir sürüde de zaman zaman hastalık çıkışları gözlenebilir. Bu durumun arkasında yatan temel teknik nedenler şunlardır:

  • Aşı, hastalığı tamamen engellemek yerine ağır seyri ve ölümü önleyecek düzeyde koruma sağlar.
  • Soğuk zincir kırıldığı için aşının etkinliği kaybolmuş olabilir.
  • Bağışıklığın oluşması için gereken süre dolmadan hayvan etkenle karşılaşmıştır.
  • Tekrar (rapel) dozu yapılmadığı için koruma düzeyi yeterli yükselmemiştir.
  • Sahadaki etken suşu, aşıdaki suştan farklıdır.
  • Paraziter yük, yetersiz besleme veya stres bağışıklık yanıtını baskılamıştır.
  • Enfeksiyon baskısı çok yüksektir; biyogüvenlik önlemleri aşının yükünü taşıyamaz.

İşletmede salgın veya ihbarı mecburi zoonoz bir hastalık şüphesi doğduğunda, zaman kaybetmeden en yakın İl veya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine resmi bildirimde bulunulmalıdır. Teşhis amacıyla alınan marazi maddeler ve numuneler usulüne uygun olarak en yakın Veteriner Kontrol Enstitülerine veya Şap Enstitüsü müdürlüklerine gönderilmeli, gelecek laboratuvar teşhis raporuna göre veteriner hekimlerle birlikte acil eylem planları uygulanmalıdır.

Aşı Kaydı Tutmak

Aşılama programının başarısı, yapılan uygulamaların günü gününe ve hayvan bazında kayıt altına alınmasıyla doğrudan ilişkilidir. Büyük sürülerde hangi hayvana, hangi aşının, ne zaman yapıldığını ve rapel (doz tekrarı) zamanlarını hafızada tutmak imkansızdır. Bu nedenle işletmelerde "Aşı-İlaç ve Test Uygulama Defterleri" veya profesyonel sürü yönetim yazılımları aktif olarak kullanılmalıdır.

Tutulacak aşı kayıtlarında şu bilgiler eksiksiz yer almalıdır:

Sürü takip sistemleri, iki doz halinde uygulanması gereken aşıların ikinci doz zamanları yaklaştığında yetiştiriciyi otomatik olarak uyararak aşı kaçırma riskini ortadan kaldırır. Yapılan tüm aşılamalar, mevzuatlar gereği zaman geçirilmeden ulusal hayvan kayıt sistemine (Haybis-Vetbis) de entegre edilerek kaydedilmelidir.

Bu Konudaki Diğer Rehberler

Sıkça Sorulan Sorular

Buzağıya ilk aşı ne zaman yapılır?

Buzağılara mantar aşısı gibi bazı özel aşılar doğumdan sonraki ilk gün dahi uygulanabilir. Solunum yolu (BRD) ve klostridyum aşıları ise hayvanın bağışıklık durumuna göre 14 günlük yaştan itibaren başlatılabilir. Şap aşısı ise genel programda 2 aylıkken uygulanır.

Şap aşısı yılda kaç kez yapılır?

Şap aşısı, buzağılarda 2 aylık yaştaki ilk uygulama ve 1 ay sonraki ikinci uygulamanın ardından, yaşam boyunca her 4 ila 6 ayda bir düzenli olarak tekrarlanmalıdır. Düzenli tekrarlar sürüde tam bir bağışıklık seviyesinin korunması açısından şarttır.

Gebe ineğe aşı yapılır mı?

Gebe ineklere aşı yapılabilir ancak zamanlaması çok kritiktir. Gebeliğin ilk 5-7 haftasındaki hassas tutunma döneminde aşı yapılmasından kaçınılmalıdır . Gebe hayvanlarda en uygun aşılama dönemi, doğum ishallerini önleyici kolostrum aşılarının yapıldığı kuru dönemin son haftalarıdır.

Aşı nasıl saklanmalı?

Aşılar, biyolojik yapılarının bozulmaması ve etkinliklerini kaybetmemeleri için üretimden hayvana enjekte edilene kadar kesintisiz bir soğuk zincir halkasında, prospektüslerinde belirtilen uygun buzdolabı sıcaklıklarında muhafaza edilmelidir.

Aşılı hayvan hastalanır mı?

Evet, aşılı hayvanlar da hastalanabilir. Eğer işletmedeki patojen suşu ile aşının içerdiği suş uyuşmuyorsa, hayvanda beslenme yetersizliğine bağlı bağışıklık zayıflığı varsa veya aşı saklama kurallarına uyulmayarak etkinliğini kaybetmişse aşılama başarısız olabilir.