Blog Bitkisel Üretim

Nohut Çeşitleri ve Çeşit Seçimi: Neye Göre Karar Verilir?

Nohut tarımında doğru çeşit seçimini etkileyen dane iriliği, antraknoz dayanımı, erkencilik, makineli hasada uygunluk ve kışlık ekim parametrelerini inceliyoruz.

Nohut Çeşitleri ve Çeşit Seçimi: Neye Göre Karar Verilir?

Nohut yetiştiriciliğinde en yüksek verim ve kaliteye ulaşmanın temel koşulu, bulunulan bölgeye ve yetiştirme amacına en uygun tohumu seçmektir. Tarımsal işletmelerin sürdürülebilirliği ve karlılığı, tarlaya ekilecek nohut çeşidinin genetik potansiyeliyle doğrudan ilişkilidir. Doğru bir çeşit seçimi yapılmadığında, en iyi toprak hazırlığı veya gübreleme dahi beklenen verim artışını sağlayamamaktadır. Agronomik açıdan üreticilerin tohum seçim aşamasında tarladaki koşulları, iklim risklerini ve pazar beklentilerini bir arada değerlendirmesi gerekmektedir.

Çeşit seçiminde üreticilerin göz önünde bulundurması gereken beş kritik agronomik özellik şunlardır:

  • Tane İriliği ve Tane Tipi: Ürünün pazar değerini belirleyen, Kabuli veya Desi grubu tescilli nohut çeşitleri arasından pazarlama amacına uygun seçim yapılması.
  • Hastalık ve Zararlı Dayanımı: Bölgedeki mantari hastalıklara, özellikle de nohut üretimini tamamen yok edebilen antraknoz hastalığına karşı çeşidin gösterdiği direnç seviyesi.
  • Erkencilik ve Olgunlaşma Süresi: Bölgenin iklim yapısına göre vejetasyon süresinin (olgunlaşma gün sayısının) doğru belirlenmesi ve kuraklıktan kaçış kabiliyeti.
  • Bitki Boyu ve Büyüme Şekli: Bitkinin dik, yarı dik veya yatık gelişme tabiatı ile ilk bakla yüksekliğinin makineli hasada elverişli olup olmaması.
  • Teknolojik ve Kalite Değerleri: Tanelerin protein oranı, su alma ve şişme kapasitesi, pişme süresi ve kabuk yapısı gibi sanayi ve mutfak taleplerini karşılayan fiziksel özellikleri.

Dane İriliği ve Pazar Talebi

Nohut tarımında üretilen tanelerin kalitesi ve boyutu, ürünün piyasadaki satış fiyatını ve pazar talebini belirleyen en önemli unsurdur. Ticari anlamda nohut çeşitleri tane büyüklüğü, şekli ve rengine göre Kabuli ve Desi olmak üzere iki ana tipe ayrılmaktadır. Kabuli tipi nohutlar, ülkemizde sofralık tüketim amacıyla en yoğun talep gören gruptur. Bu tip nohutlar genellikle koçbaşı tane şekline, ince kabuk yapısına ve açık bej ya da krem rengine sahiptir. Kabuli nohutların bin tane ağırlığı ortalama 400 ile 600 gram arasında değişmekte olup, yüksek elek değerlerine (9 mm ve üzeri elek değerleri) sahip iri daneli nohut çeşitleri piyasada her zaman çok daha yüksek fiyatlardan alıcı bulmaktadır.

Buna karşın, Desi tipi nohutlar daha çok küçük taneli, kalın kabuklu ve koyu renkli (sarı, kahverengi, siyah veya yeşilimsi) çeşitlerdir. Bin tane ağırlığı 100-300 gram aralığında kalan bu çeşitlerin protein miktarı yemeklik kabuli nohutlardan daha yüksek olabilse de, sofralık kalitelerinin düşük olması nedeniyle genellikle hayvan yemi olarak veya sınırlı yerel pazarlarda değerlendirilirler. Ayrıca, toprağın kalsiyum ve kireç oranının çok yüksek olması, yetiştirilen nohutların tanelerini sertleştirerek pişme sürelerini uzatmakta ve kabuklarını kalınlaştırmaktadır. Bu nedenle, pazar talebine uygun iri ve kolay pişen ürün elde etmek için toprak analizine göre kireç seviyesi uygun arazilerde iri taneli tescilli çeşitlerin tercih edilmesi gerekmektedir.

Antraknoza Dayanıklılık Neden Öncelikli?

Türkiye'de ve dünyada nohut tarımını sınırlayan en tehlikeli ve yıkıcı biyolojik stres faktörü, nohut antraknozu (Ascochyta rabiei) hastalığıdır. Halk arasında "San Vurdu", "Bulut Aldı" veya "Bulut Çaldı" gibi isimlerle anılan bu fungal hastalık, özellikle ilkbahar aylarında yağışlı, kapalı, nispi nemin %80'in üzerinde olduğu ve hava sıcaklığının 10 °C'yi aştığı nemli dönemlerde salgına dönüşmektedir. Hastalık etmeni, bitkinin toprak üstündeki yaprak, sap, dal ve bakla gibi tüm organlarında dairesel lekeler oluşturarak bitki dokularını tahrip eder. Enfeksiyonun ilerlediği noktalardan dallar kırılarak kurur ve tarlada yer yer ocaklar halinde kurumalar (boşluklar) meydana gelir. Antraknoza hassas çeşitlerin ekildiği ve iklim koşullarının hastalık lehine geliştiği yıllarda ürün kaybı %100'e ulaşabilmekte, üretici tarladan hiç hasat alamamaktadır.

Bu denli büyük ekonomik kayıpların önüne geçebilmek için çeşit seçiminde antraknoza dayanıklılık birinci öncelik olmalıdır. Geleneksel olarak ekilen İspanyol veya Canıtez-87 gibi eski çeşitler antraknoza karşı hassas olduklarından, nemli yıllarda tamamen kuruma riski taşırlar. Hastalıkla mücadelede tohum ilaçlamasının (Mancozeb, Thiram gibi fungisitlerle) yanı sıra yeşil aksam ilaçlaması yapılabilse de, en ekonomik ve kesin çözüm dayanıklı veya tolerant çeşitlerin seçilmesidir. Ancak antraknoz fungusunun doğada en az 6 farklı ırkı bulunmakta ve bitkilerde bu ırkların tümüne birden dayanıklılık sağlayacak tek bir gen yer almamaktadır. Zaman içerisinde patojen ve konukçu arasındaki etkileşim nedeniyle, geçmişte dayanıklı olan Gökçe gibi standart çeşitlerin bile dayanıklılık mukavemetinin azaldığı ve hastalıktan zarar gördüğü saptanmıştır. Bu durum, antraknoza karşı güncel testlerden geçmiş, yüksek düzeyde toleranslı yeni nesil çeşitlerin seçilmesini zorunlu kılmaktadır.

Erkencilik ve Kuraklıktan Kaçış

Nohut bitkisi derinlere inebilen güçlü kazık kök yapısı sayesinde kuraklığa ve sıcağa karşı oldukça toleranslı bir bitki olarak bilinse de, generatif gelişim evresinde iklim stresine karşı duyarlıdır. Özellikle çiçeklenme, döllenme ve bakla bağlama dönemlerinde meydana gelen ani ve aşırı sıcaklık artışları (33 °C ve üzeri) ile şiddetli kuraklık, çiçeklerin dökülmesine ve baklaların boş kalmasına yol açmaktadır. Bu fizyolojik stres, dekar başına elde edilecek tane verimini doğrudan baltalamaktadır. Bu nedenle, ekilecek çeşidin erkencilik derecesi, kurak iklim bölgelerinde hayati bir önem taşır.

Erkenci ve orta erkenci çeşitler, vejetasyon sürelerini daha kısa sürede (95-110 gün arasında) tamamlayarak, kavurucu yaz sıcakları ve kuraklık dalgası henüz bastırmadan çiçeklenme ve dane dolum aşamalarını bitirirler. Böylece bitki, ilkbahar yağışlarından ve topraktaki kıştan kalan mevcut nemden maksimum düzeyde faydalanarak kuraklık stresinden fizyolojik olarak kaçmış olur. Buna mukabil, geççi karakter gösteren çeşitler (örneğin Diyar 95) gelişim süreçlerini tamamlayamadan erken gelen yaz sıcaklarına yakalandıklarında bodur kalmakta, yeterli bakla oluşturamamakta ve verim potansiyellerini yitirmektedir. Dolayısıyla, yağışların erken kesildiği ve yaz kuraklığının erken başladığı ekolojilerde erkenci veya orta erkenci çeşitlerin seçilmesi akılcı bir agronomik karardır.

Bitki Boyu ve Makineli Hasada Uygunluk

Geleneksel nohut tarımında hasat işlemi genellikle işçilerin bitkileri elle yolması veya biçmesi esasına dayanmaktadır. Ancak tarımsal iş gücü maliyetlerinin aşırı yükselmesi, hasat döneminde zamanında ve yeterli sayıda işçi bulma zorluğu, elle hasat yönetimini büyük tarlalarda ekonomik olmaktan çıkarmıştır. Üretim maliyetlerini düşürmenin ve karlılığı korumanın tek yolu, hasadın hububat biçerdöverleri veya özel nohut biçme makineleriyle mekanize olarak yapılmasıdır. Makineli hasadın başarılı bir şekilde uygulanabilmesi ise doğrudan ekilen nohut çeşidinin morfolojik yapısına bağlıdır.

Makineli hasada uygun bir nohut çeşidinin taşıması gereken morfolojik nitelikler şunlardır:

  • Bitki Boyu: Biçerdöver tablasının bitkiyi rahatça kavrayabilmesi için bitki boyunun kısa olmaması, ideal olarak 35-70 cm aralığında bulunması.
  • Büyüme Şekli: Bitkinin toprak yüzeyine yatmayacak şekilde dik (erekt) veya en azından yarı dik gelişme tabiatına sahip olması.
  • İlk Bakla Yüksekliği: Makineli hasatta dane kaybını önleyen en kritik parametre olup, en alttaki baklaların topraktan en az 20 cm (ideal olarak 21-41 cm) yukarıda oluşması.
  • Kapsül Açılmama Özelliği: Hasat olgunluğuna gelen baklaların kendiliğinden çatlayıp dökülmeye karşı dayanıklı olması ve harman olma kabiliyetinin yüksek olması.

Eğer ekilen çeşit kısa boyluysa veya yatık gelişme gösteriyorsa, ilk baklalar toprağa çok yakın (10-15 cm) oluşacaktır. Bu durumda biçerdöver tablası toprağa çarpmamak için yüksekten biçmek zorunda kalacak, alt baklalar tarlada kesilemeden bırakılacaktır. Bu durum %10 ila %20 arasında çok yüksek dane hasat kayıplarına yol açmaktadır. Bu kaybı önlemek adına, dik gelişen ve ilk bakla yüksekliği yüksek olan (Çiftçi, Nihatbey, Hisar-08 veya Kahraman gibi) tescilli çeşitlerin mibzerle sıraya ekilmesi agronomik bir zorunluluktur.

Kışlık Ekime Uygun Çeşit Özellikleri

Türkiye'nin kışları çok sert geçmeyen geçit kuşaklarında, Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde son yıllarda kışlık nohut ekimi hızla yaygınlaşmaktadır. Kışlık ekim, bitkinin kış ve erken ilkbahar yağışlarını toprakta depolayarak vejetatif dönemini serin ve nemli koşullarda geçirmesini sağlar. Bu sayede bitki, yazlık ekimlere göre çok daha derin bir kök sistemi ve gür bir yeşil aksam geliştirerek dekar başına tane verimini %20 ile %60 oranında artırır. Ancak kışlık nohut tarımı, agronomik olarak çok yüksek riskleri de beraberinde getirir.

Kışlık ekimde başarılı olabilmek için seçilecek çeşidin sahip olması gereken temel özellikler şunlardır:

  • Soğuğa Dayanıklılık: Bitkinin fide döneminde kış soğuklarına ve don olaylarına dayanabilmesi. Nohut fideleri kar örtüsü altında -29 °C'ye, kar örtüsüz koşullarda ise -13 °C'ye kadar dayanabilse de, ani sıcaklık dalgalanmalarına karşı mukavemet gösterecek genetik altyapıya sahip olmalıdır.
  • Antraknoza Yüksek Direnç: Kışlık ekimlerde bitkiler nemli, yağışlı ve serin ilkbahar havasına çok daha uzun süre maruz kalırlar. Bu nemli ortam, antraknoz fungusunun çoğalması için kusursuz bir zemin hazırlar.

Yazlık üretime uygun hassas yerel çeşitler kışlık olarak ekildiğinde, kış soğuklarından ziyade ilkbaharda ortaya çıkan şiddetli antraknoz salgını nedeniyle tarladaki tüm bitkiler kuruyarak yok olmaktadır. Bu yıkıcı riski bertaraf etmek için kışlık ekimde yalnızca soğuğa ve antraknoza karşı yüksek düzeyde toleranslı/dayanıklı olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış (Arda ve Azkan gibi) özel tescilli standart çeşitler tercih edilmelidir.

Sertifikalı Tohum ile Köylü Tohumu Arasındaki Fark

Ülkemizde birçok nohut üreticisi, tohum maliyetini düşürmek amacıyla bir önceki yıl kendi hasat ettiği üründen ayırdığı tohumlukları (köylü tohumu veya yerel popülasyonları) tekrar ekmektedir. Ancak bu geleneksel yaklaşım, modern tarımda yüksek verim ve kalite hedeflerinin önündeki en büyük engellerden biridir. Köylü tohumları, genetik olarak saflığını kaybetmiş, farklı karakterdeki bitkilerin karışımından oluşan heterojen popülasyonlardır. Bu durum, tarlada bitkilerin farklı zamanlarda çimlenmesine, farklı boylarda büyümesine ve düzensiz olgunlaşmasına neden olarak makineli hasadı imkansız hale getirir. En tehlikelisi ise, kendi ayırdığınız tohumların nohut antraknozu gibi tohumla taşınan tehlikeli fungal hastalık etmenlerini bünyesinde barındırma riskidir.

Sertifikalı tohumluk kullanımı ise üreticiye agronomik ve ekonomik açıdan mutlak bir güvenlik sunar. Sertifikalı nohut tohumları, yetkili resmi kurumların denetiminde üretilen, fiziksel ve genetik saflığı %100'e yakın olan tohumlardır. Bu tohumların çimlenme gücü laboratuvar testleriyle garanti altına alınmıştır (genellikle çimlenme oranı %90'ın üzerindedir) ve kırık, zayıf, yabancı ot tohumu içermezler. En önemlisi, sertifikalı tohumlar hastalıklardan ari olup, ekilecek çeşidin antraknoza ve soğuğa karşı sahip olduğu genetik direnç özelliklerini tam olarak sahaya yansıtırlar. Homojen çıkış ve yeknesak tarla gelişimi sağlayarak makineli hasat kolaylığı sunarlar.

Bölgeye Uygun Çeşit Nasıl Öğrenilir?

Nohut bitkisi, çevre koşullarına karşı oldukça hassas olup dar bir adaptasyon sınırına sahiptir. Bu nedenle, bir bölgede veya komşu bir tarlada mükemmel sonuçlar veren ve rekor verimlere ulaşan bir nohut çeşidi, farklı toprak yapısına, pH derecesine veya yağış rejimine sahip başka bir bölgede tamamen başarısız olabilir. Örneğin, kurak ve yüksek sıcaklık etkisindeki İç veya Güneydoğu Anadolu ovaları ile yüksek rakımlı, kışları uzun süren Doğu Anadolu geçit bölgelerinin çeşit ihtiyaçları birbirinden tamamen farklıdır.

Üreticilerin rastgele tohum seçerek büyük paralar ve zaman kaybetmesini önlemek amacıyla, her bölgenin kendi ekolojik koşullarına uygun tescilli nohut çeşitlerini belirleyen resmi tarım kuruluşları bulunmaktadır. Bölgeye en uygun nohut çeşitlerini güvenilir bir şekilde öğrenmek için şu adımlar takip edilmelidir:

  • T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı il ve ilçe tarım müdürlüklerindeki konu uzmanı ziraat mühendislerine danışılmalıdır.
  • Bölgede kurulu bulunan bölgesel Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlükleri (örneğin Eskişehir Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü, Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü veya Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü gibi) tarafından yürütülen lokasyon adaptasyon denemelerinin sonuç raporları incelenmelidir.
  • Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Merkezi Müdürlüğü (TTSM) tarafından yayınlanan güncel tescilli nohut çeşitleri listesi ve bu çeşitlerin agronomik özellikleri kontrol edilmelidir.
  • Tarım müdürlükleri veya araştırma enstitüleri tarafından yerel düzeyde düzenlenen tarla günleri ve demonstrasyon çalışmaları yerinde takip edilerek çeşitlerin performansı gözlemlenmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hangi nohut çeşidi daha verimli?

Tek bir nohut çeşidinin her koşulda en yüksek verimi vereceğini söylemek agronomik olarak imkansızdır; dekar başına elde edilecek verim ekim zamanına (kışlık veya yazlık), toprak yapısına, sulama imkanlarına ve bölgenin iklim koşullarına göre değişir. Ancak genel olarak, antraknoz hastalığına dayanıklı ve bölgenin ekolojisine adapte olmuş sertifikalı modern çeşitler, yerel köy çeşitlerine göre her zaman çok daha yüksek ve istikrarlı verim sağlamaktadır.

İri daneli nohut hangisi?

İri daneli nohutlar genellikle Kabuli (İspanyol) tipi nohut çeşitleridir; bu gruptaki çeşitlerin taneleri düzgün, koçbaşı şeklinde, açık bej veya krem renginde olup bin tane ağırlıkları 400 ile 600 gram arasında değişmektedir. Tescilli çeşitlerden iri tane yapısıyla öne çıkan ve pazar değeri yüksek olan çeşitlerin fiziksel özellikleri, yetiştirildikleri toprak kireç ve nem durumuna göre de şekillenmektedir.

Antraknoza dayanıklı nohut çeşidi var mı?

Nohut antraknozu fungusunun doğada birçok farklı ırkı bulunduğundan, tüm ırklara karşı %100 bağışıklık gösteren tam dayanıklı bir çeşit bulunmamaktadır; ancak ıslah çalışmaları sonucunda antraknoza karşı yüksek düzeyde tolerans ve dayanıklılık gösteren çok sayıda tescilli modern nohut çeşidi geliştirilmiştir ve bu hastalıktan korunmak için bu dayanıklı çeşitlerin seçilmesi önceliklidir.

Sertifikalı nohut tohumu şart mı?

Yasal olarak kendi tohumunuzu ekmeniz yasak olmasa da, yüksek ve kaliteli verim almak, tarlayı yabancı ot ve tohum kaynaklı antraknoz hastalığından korumak, yeknesak çıkış elde ederek biçerdöverle dane kayıpsız hasat yapabilmek için sertifikalı nohut tohumu kullanılması teknik olarak şart kabul edilmektedir.

Kendi tohumumu kullanabilir miyim?

Kendi hasat ettiğiniz nohut tohumlarını sonraki yıllarda ekmek için kullanabilirsiniz ancak bu durumda tohumların zamanla genetik saflığını kaybederek dejenere olacağını, homojenliğini yitireceğini, verimin düşeceğini ve en önemlisi tohumda biriken antraknoz sporları yüzünden tarlada ciddi hastalık salgınları yaşanabileceğini ununutmamalı ve tohumu ekmeden önce mutlaka uygun fungisitlerle ilaçlamalısınız.