Nohutta Antraknoz: Belirtileri ve Mücadelesi
Nohut tarımında büyük kayıplara yol açan antraknoz hastalığının belirtilerini, yayılma şartlarını ve en etkili entegre mücadele yöntemlerini inceleyin.
Antraknoz Nohutta Neden En Önemli Hastalık?
Nohut, yüksek besin değeri ve toprağa sağladığı azot katkısıyla tarih boyunca tarımda kritik bir rol oynamıştır. Ancak, bu değerli bitki çeşitli stres faktörleri nedeniyle hak ettiği yüksek verim düzeylerine ulaşmakta zorlanmaktadır. Yapılan bilimsel çalışmalar, nohutta verimi engelleyen en önemli biyolojik stres faktörünün ascochyta yanıklığı, yani halk arasında bilinen adıyla nohut antraknozu olduğunu göstermektedir. Hastalığın etmeni Ascochyta rabiei adındaki fungal patojendir ve bu patojenin eşeyli devresi Didymella rabiei olarak isimlendirilmektedir.
Nohut antraknozu hastalığı, çevre koşullarının patojenin lehine seyrettiği nemli ve serin mevsimlerde nohut ekim alanlarında yüzde yüze varan ürün kayıplarına neden olmaktadır. Salgın yıllarında üreticilerin tarladan hiç ürün alamaması, bu hastalığı nohut tarımının en tehlikeli ve ekonomik açıdan en yıkıcı hastalığı haline getirmektedir. Ülkemizde antraknoz nedeniyle nohut üretimi bazı bölgelerde durma noktasına gelmiş, hatalı ilaçlama zamanları ve bilimsel dayanağı olmayan uygulamalar yüzünden ciddi verim kayıpları yaşanmıştır.
Hastalık etmeninin bu denli tehlikeli olmasının bir diğer nedeni, eşeyli üreme dönemindeki mayoz bölünme sırasında yüksek oranda gerçekleşen rekombinasyonlar sayesinde sürekli yeni patotipler oluşturmasıdır. Patojen popülasyonundaki bu hızlı genetik değişkenlik, nohut çeşitlerinin sahip olduğu kısmi veya toleranslı dayanıklılıkların kısa sürede kırılmasına yol açmaktadır. Araştırmalarda hastalık şiddetini ve ilaçların etkinliğini değerlendirmek için şu düz metin formülleri kullanılmaktadır:
Hastalık şiddeti (%) = Toplam (n × V) ÷ (Z × N) ×
Etki (%) = (X - Y) ÷ X ×
Söz konusu formüllerdeki parametreler hastalık derecesini ve ilaçların engelleme oranını belirleyerek mücadele stratejilerine bilimsel dayanak oluşturmaktadır. Bu nedenle antraknozla mücadelede koruyucu ve entegre bir yaklaşım hayati bir zorunluluktur.
Hastalığın Yaprak, Sap ve Baklada Belirtileri
Nohut antraknozu, bitkinin toprak üstünde kalan tüm organlarını enfekte edebilen, tahrip gücü son derece yüksek bir hastalıktır. Fungus; yapraklar, yaprak sapları, genç dallar, saplar ve doğrudan verimi etkileyen kapsüller üzerinde belirgin belirtiler meydana getirmektedir. Hastalığın bitki üzerindeki gelişim seyri ve organlara göre gösterdiği belirtiler şu şekildedir:
- Sap ve dallardaki belirtiler: Sap ve dalları çepeçevre saran, düzensiz irilikte, açık kahverengiden siyahımsı koyu kahverengiye kadar değişen lekeler oluşur. Bu lekelerin bulunduğu noktalardan sap ve dallar kırılarak kısa sürede kurur.
- Yapraklardaki belirtiler: Yapraklar üzerinde dairesel şekilli, merkezinde kahverengi lekeler ve bu lekelerin çevresinde sarı renkli belirgin bir halka (hale) meydana gelir. Enfeksiyon ilerledikçe yapraklar kuruyarak dökülür.
- Kapsül ve baklalardaki belirtiler: Tohum kapsülleri üzerinde iç içe geçmiş dairesel lekeler oluşur. Bu lekelerin üzerinde toplu iğne başı iriliğinde, fungusun eşeysiz üreme organları olan siyah renkli piknitler (piknidyumlar) dizilir. Enfekteli kapsüllerin içindeki nohut tanelerinde de renk değişiklikleri ve lekelenmeler ortaya çıkar.
- Tarladaki genel görünüm: Hastalık tarlada ilk olarak ocaklar halinde kurumalarla kendini gösterir. Enfeksiyon odağı olan bu ocaklardaki bitkilerin aniden kuruması nedeniyle tarlada yer yer boşluklar ve bölgesel sararmalar meydana gelir.
Anadolu'da üreticiler antraknozun neden olduğu bu hızlı kuruma ve yanma belirtilerini gördüklerinde, durumu ifade etmek için "Sarı Vurdu", "Bulut Aldı" veya "Bulut Çaldı" gibi halk dili deyimlerini kullanmaktadırlar.
Hastalığın Yayılmasını Kolaylaştıran Hava Şartları
Ascochyta rabiei mantarının tarlada yayılması ve bir salgına dönüşmesi tamamen iklim koşullarına bağlıdır. Çevre şartlarının patojenin lehine seyrettiği yıllarda hastalık felaket boyutunda zararlara yol açarken, kurak yıllarda hastalık bazen hiç görülmeyebilir. Hastalığın yayılmasını kolaylaştıran başlıca hava şartları şunlardır:
- Yüksek nispi nem: Havadaki orantılı nemin en az yüzde seksen olması, fungal sporların çimlenmesi ve bitki dokularına nüfuz etmesi için en ideal ortamı hazırlar. Nispi nemi yüksek olan kapalı vadiler bu açıdan en riskli alanlardır.
- Uygun sıcaklık koşulları: Hastalığın tarlada yayılmaya başlaması için günlük ortalama sıcaklığın 10°C civarında olması kritik bir eşiktir. Fungusun laboratuvardaki misel gelişimi için en uygun sıcaklık ise 22±2°C olarak belirlenmiştir.
- Sık ve bol yağışlar: İlkbahar ayları ve yaz başlangıcında görülen sık yağışlar, sporların yağmur damlalarının sıçraması ve rüzgar yardımıyla çevre bitkilere taşınmasını sağlar. Yağışlı gün sayısının fazla olması sekonder enfeksiyonları tetikler.
- Aşırı sulama ve mikro-klima: Tarlalarda yapılan kontrolsüz yağmurlama sulama uygulamaları, yaprak yüzeyinde uzun süre su filmi kalmasına neden olur ve bitki örtüsü içinde nemli bir mikro-klima alanı oluşturarak patojenin üreme hızını artırır.
Uygun konukçu bulamayan fungal sporlar, sıcak ve kurak hava şartlarında iki saatten fazla canlı kalamayarak ölmektedir. Bu nedenle, kurak ve nemsiz hava koşulları hastalığın doğal bir şekilde baskılanmasını sağlar.
Tohumla ve Bitki Artıklarıyla Bulaşma
Antraknoz etmeninin yıldan yıla geçişi ve yeni ekim alanlarına bulaşması esas olarak iki ana kaynak üzerinden gerçekleşmektedir: enfekteli tohumlar ve toprakta kalan hastalıkli bitki kalıntıları. Fungusun biyolojik döngüsü ve bulaşma yolları şu şekilde gerçekleşir:
- Tohum yoluyla bulaşma: Hastalıklı baklalardan elde edilen tohumlar fungusun misellerini veya sporlarını bünyesinde taşır. Bulaşık tohumların ekilmesiyle patojen doğrudan yeni sezona taşınmış olur ve çimlenmeyle birlikte bitkiyi hemen enfekte eder.
- Bitki artıklarıyla bulaşma: Hasat sonrasında tarlada bırakılan enfekteli sap, yaprak ve kapsül kalıntıları patojenin kışlama organlarına ev sahipliği yapar. Fungus, kışı bu kalıntılar üzerinde eşeyli üreme yapıları olan peritesler (askus ve askosporlar) veya dayanıklı piknitler halinde geçirir.
- Toprakta kalıcılık: Toprakta kalan hastalıklı kalıntılar, ilkbaharda sıcaklık ve nemin yükselmesiyle birlikte birincil (primer) enfeksiyon kaynaklarını oluşturarak havaya askosporlar salar. Bu sporlar rüzgarla genç nohut fidelerine ulaşır.
- Üst üste ekim riski: Bir yıl önce antraknoz zararı görülmüş bir tarlaya, toprak ve bitki artıkları temizlenmeden üst üste tekrar nohut ekimi yapılması, tarladaki inokulum miktarını zirveye çıkararak kaçınılmaz bir salgına ve yüzde yüze yakın ürün kaybına yol açar.
Tohumla taşınan bu tehlikeli fungus, temiz tarım alanlarının da hızla bulaşık hale gelmesine neden olduğu için tohum kontrolü mücadelenin temelini oluşturmaktadır.
Kültürel Önlemler: Çeşit, Ekim Zamanı, Münavebe
Antraknozla mücadelede kimyasal ilaçlamalardan önce kültürel önlemlerin eksiksiz bir şekilde uygulanması, entegre hastalık yönetiminin en temel ve en ekonomik ayağıdır. Tarladaki patojen baskısını azaltmak ve bitkinin sağlığını korumak için alınması gereken kültürel tedbirler şunlardır:
- Toleranslı ve dayanıklı çeşit seçimi: Hastalıkla mücadelede ilk ve en etkili adım, bölge koşullarına adapte olmuş, antraknoza karşı toleranslı olduğu tescillenmiş çeşitlerin tercih edilmesidir. Örneğin, yapılan bilimsel çalışmalarda Koçbaşı gibi yerel çeşitlerin antraknoza karşı son derece duyarlı olduğu, buna karşılık tescilli Sarı 98 çeşidinin yüksek düzeyde tolerans gösterdiği belirlenmiştir.
- Ekim nöbeti (Münavebe): Aynı tarlaya üst üste nohut veya diğer duyarlı baklagiller ekilmemelidir. En az 2-3 yıllık bir ekim nöbeti programı uygulanarak, nohut yerine hububat (buğday, arpa) gibi konukçu olmayan bitkiler yetiştirilmelidir. Bu sayede topraktaki bitki kalıntılarının çürümesi sağlanarak patojenin canlılığı ortadan kaldırılır.
- Temiz ve sertifikalı tohum kullanımı: Ekimde mutlaka antraknozdan ari, sertifikalı ve temiz tohumluk kullanılmalıdır. Eğer üretici kendi tohumunu kullanacaksa, kesinlikle hastalık görülmemiş temiz tarlalardan tohumluk ayırmalıdır.
- Hasat sonrası tohum kurutma: Tohumluğa ayrılacak nohut taneleri hasat edilir edilmez düz bir sergi üzerine 4-5 santimetre kalınlığında serilmeli ve 7-8 gün süreyle güneş altında iyice kurutulduktan sonra depoya kaldırılmalıdır. Güneş ışınları tohum yüzeyindeki nemi azaltarak patojen gelişimini engeller.
- Tarla sanitasyonu ve derin sürüm: Hasat sonrasında tarlada kalan bitki artıkları toplanıp yakılmalı veya derin sürüm yapılarak toprağın derinliklerine gömülmelidir. Ayrıca üretim sezonunda tarlada ilk görülen antraknozlu ocaklardaki hastalıklı bitkiler sökülerek derhal tarladan uzaklaştırılmalıdır.
- Doğru ekim derinliği: Ekim esnasında nohut tohumlarının toprakta normal ve homojen bir derinliğe düşmesi sağlanarak bitkinin dengeli çıkışı desteklenmelidir.
Kültürel önlemler tek başına hastalığı tamamen sıfırlayamasa da, ekonomik zarar eşiğinin altında tutulmasında ve kimyasal mücadelenin başarısında anahtar rol oynamaktadır.
Tohum İlaçlamasının Yeri
Tohum ilaçlaması, nohut antraknozuna karşı önerilen en temel koruma yöntemlerinden biridir. Doğru seçilen ve uygulanan etkili tohum ilaçları, başlangıç inokulum seviyesini büyük ölçüde düşürür, tohumdan bitkiye geçişi önler ve temiz alanların korunmasını sağlar. Tohum ilaçlamasının teknik detayları ve önemi şu şekildedir:
- Tek başına yetersizlik riski: Tarla halihazırda bulaşıksa veya çevrede enfekteli üretim alanları bulunuyorsa, tohum ilaçlaması tek başına hastalığı kontrol etmede yetersiz kalabilir. En yüksek başarıya ulaşmak için tohum ilaçlamasının mutlaka yeşil aksam ilaçlamasıyla kombine edilmesi gerekmektedir.
- Uygulama yöntemi: Tohum ilaçlamasında ana hedef, ilacın tüm tohum tanelerine homojen bir şekilde bulaşmasını ve orada tutunmasını sağlamaktır. Bunun için ekimden 3-4 saat önce nohut tohumları su içerisinde ıslatılmalı (yaklaşık 1 saat su içinde tutulabilir), ardından yarım saat süreyle bir sergi üzerinde havalandırılmalıdır. Hemen sonrasında uygun dozdaki ilaç tohumların üzerine serpilerek iyice karıştırılmalı ve bekletilmeden ekim yapılmalıdır.
- Etkin maddeler ve araştırma sonuçları: Yapılan bilimsel çalışmalarda Thiram ve Mancozeb gibi geniş spektrumlu koruyucu etken maddelerin tohum uygulamaları test edilmiştir. Ayrıca Boscalid + Pyraclostrobin kombinasyonunun tohum ve yeşil aksamda birlikte kullanılması durumunda, antraknoz şiddetinin duyarlı çeşitlerde bile önemli ölçüde sınırlandırılabildiği ortaya konmuştur.
- İlaç-bakteri uyuşmazlığı: Tohum ilaçlaması yapılırken dikkat edilmesi gereken önemli bir konu da mikrobiyal gübrelemedir. Tohumlar antraknoz ilaçlarıyla kaplandığında, azot bağlayıcı Rhizobium bakterileriyle aşılama işlemi aynı anda yapılmamalıdır; çünkü mantar ilaçları bakterilerin canlılığını yitirmesine neden olmaktadır.
Tohum ilaçlaması tohumun ekileceği gün uygulanmalı ve ilaçlanan tohumlar bekletilmeden toprakla buluşturulmalıdır.
Yeşil Aksam İlaçlamasında Zamanlama
Yeşil aksam ilaçlamasının başarısı tamamen doğru zamanlama ve hassas uygulama tekniğine bağlıdır. Rastgele veya geç yapılan ilaçlamalar hem yüksek maliyete neden olmakta hem de hastalığı durduramamaktadır. Etkin bir yeşil aksam mücadelesi için şu kurallara dikkat edilmelidir:
- En pratik ilaçlama zamanı: Bölgedeki nohut tarlalarında, bitkilerin yaprak ve dallarında 2-3 milimetre çapında yuvarlak veya uzunumsu kahverengi lekeler ilk defa tespit edilir edilmez derhal ilaçlamaya başlanmalıdır. Bu lekelerin görülmesi, patojenin aktif olarak yayılmaya başladığının en somut kanıtıdır.
- Meteorolojik verilere göre zamanlama: Tarlada leke görülmese bile, günlük ortalama sıcaklığın 10°C'ye ulaşması ve orantılı nemin en az yüzde seksen olması durumunda, hastalık için uygun şartlar oluştuğundan koruyucu amaçlı yeşil aksam ilaçlamasına başlanabilir.
- İlaçlama sıklığı ve tekrarlar: İlk ilaçlamadan sonra, kullanılan ilacın etki süresi ve hava koşulları dikkate alınarak 7-10 gün arayla uygulamalar tekrarlanmalıdır. Salgının şiddetine ve meteorolojik koşullara bağlı olarak sezon boyunca 2 ila 5 kez yeşil aksam uygulaması yapılabilir.
- Yağış durumunda yapılacaklar: İlaçlamanın yapıldığı gün tarlaya yağış düşmüşse, uygulanan ilaç yıkanıp etkisini kaybedeceği için ilaçlama mutlaka tekrarlanmalıdır.
- Uygulama tekniği: Nohut antraknozunda bulaşmalar ve spor gelişimleri genellikle yaprakların alt yüzeylerinde yoğunlaşmaktadır. Bu nedenle, ilaçlama esnasında memelerin bitkinin her yerini, özellikle de yaprakların alt yüzeylerini tamamen ıslatacak şekilde ayarlanmasına özen gösterilmelidir. Uygulama rüzgarsız havada, sabahın erken saatlerinde yapılmalıdır.
Yeşil aksam ilaçlamasında kullanılacak etken maddelerin tespiti ve reçete işlemleri için mutlaka Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerindeki teknik uzmanlara danışılmalıdır.
Salgın Yılında Tarlada Alınacak Kararlar
Hava şartlarının aşırı yağışlı ve nemli gittiği salgın (epidemi) yıllarında, nohut üreticilerinin tarlada çok hızlı ve doğru kararlar alması gerekir. Hastalığın kontrol edilemez bir boyuta ulaşmasını engellemek için salgın döneminde şu acil önlemler alınmalıdır:
- İlk enfeksiyon odaklarının imhası: Tarlada yer yer ocaklar halinde beliren ilk kuruma odakları tespit edildiğinde, bu ocaklardaki tüm hastalıklı nohut bitkileri sökülmeli ve derhal tarladan uzaklaştırıllarak imha edilmelidir. Bu söküm işlemi, sporların tarlanın tamamına yayılmasını büyük oranda frenler.
- İlaçlama programının sıklaştırılması: Salgın yıllarında tek seferlik yeşil aksam ilaçlaması yetersiz kalır. İklim şartları göz önünde bulundurularak, geniş spektrumlu koruyucu fungisit gruplarıyla (örneğin Boscalid + Pyraclostrobin veya Mancozeb etken maddeleri gibi) entegre bir program dahilinde en az 2-3 kez yeşil aksam ilaçlaması kesintisiz uygulanmalıdır.
- Koruyucu ilaçlamanın önceliği: Salgın koşullarında temel yaklaşım, hastalık bitkiye yerleşmeden önce koruyucu bir tabaka oluşturmaktır. Bu nedenle, yağışlı periyotların hemen öncesinde veya hemen sonrasında koruyucu fungisitlerin tarlaya uygulanması hayati önem taşır.
- Resmi kurumlardan rehberlik alınması: Salgın döneminde yanlış dozlarda ilaç kullanımı patojenin direncini artırabilir. Üreticiler her aşamada en yakın Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerine müracaat etmeli, teknik personelin kontrolü altında alınan ruhsatlı reçeteli ilaçları önerilen dozda uygulamalıdır.
Doğru zamanda alınan kararlar ve teknik personelin önerdiği entegre mücadele yöntemleri, salgın yıllarında bile nohut üretimini tamamen yok olmaktan kurtarabilmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Nohutta antraknoz nasıl anlaşılır?
Hastalık tarlada ilk olarak yer yer ocaklar halinde dairesel kurumalarla kendini gösterir. Bitkilerin sap ve dallarında açık kahverengiden siyaha kadar değişen lekeler oluşur ve dallar bu noktalardan kırılarak kurur. Yapraklarda çevresi sarı haleli kahverengi lekeler, baklalarda ise iç içe geçmiş dairesel halkalar ve bu halkaların üzerinde siyah piknitler görülür. Üreticiler bu kurumalara halk arasında "Sarı Vurdu" veya "Bulut Çaldı" demektedir.
Antraknoz bulaşan tarlaya tekrar nohut ekilir mi?
Antraknoz etmeni fungal bir patojen olduğu için tarladaki hastalıklı bitki artıkları üzerinde kışlayarak canlılığını uzun süre koruyabilir. Bu nedenle, antraknoz bulaşmış bir tarlaya ertesi yıl üst üste tekrar nohut ekilmemelidir. En az 2-3 yıl boyunca hububat (buğday, arpa) gibi konukçu olmayan kültür bitkileriyle münavebe (ekim nöbeti) uygulanmalı ve toprak temizlenmelidir.
Antraknoza karşı ne zaman ilaçlama yapılır?
Kimyasal mücadele tohum ve yeşil aksam ilaçlaması olarak iki aşamalı yapılır. Tohum ilaçlaması ekimin yapılacağı gün uygulanır. Yeşil aksam ilaçlamasına ise en pratik yol olarak tarladaki nohutların yaprak ve dallarında 2-3 milimetre büyüklüğünde yuvarlak veya uzunumsu kahverengi lekeler ilk defa görülür görülmez başlanmalıdır. Günlük ortalama sıcaklığın 10°C'ye ulaşması ve nemin %80'i bulması da ilaçlama başlangıç zamanı için ölçüttür.
Kışlık ekimde antraknoz riski neden yüksek?
Kışlık ekimlerde nohut bitkileri, ilkbahar aylarında antraknoz fungusunun en sevdiği koşullar olan serin, bol yağışlı ve yüksek nemli hava şartlarına çok daha uzun süre maruz kalmaktadır. Bu nemli mikro-klima alanı fungal sporların çimlenmesini, yayılmasını ve salgın oluşturmasını kolaylaştırır. Geciktirilmiş veya geç ilkbahar ekimlerinde ise hava sıcaklığı yükselip nem azaldığı için antraknoz riski düşer, ancak bu durumda da verim potansiyelinde azalmalar meydana gelebilir.
Antraknoz tohumla bulaşır mı?
Evet, antraknoz nohut tohumlarıyla çok kolay bir şekilde taşınır ve bulaşır. Hastalık etmeni, enfekteli kapsüllerin içindeki nohut tanelerine kadar nüfuz ederek tohumda renk değişikliklerine yol açar ve tohumun içinde veya üzerinde kışlar. Bulaşık tohumların ekilmesiyle hastalık doğrudan yeni ekim alanlarına taşınmış olur. Bu nedenle, tohumluk ayrılırken mutlaka antraknoz görülmemiş temiz tarlalardan alınmalı veya sertifikalı temiz tohumlar tercih edilmelidir.