Blog Bitkisel Üretim

Nohutta Çiçek ve Bakla Dökülmesinin Sebepleri

Nohut yetiştiriciliğinde çiçek dökülmesi ve boş bakla sorununa yol açan sıcaklık stresi, terminal kuraklık ve besin eksikliği nedenlerini tarlada ayırt edin.

Nohutta Çiçek ve Bakla Dökülmesinin Sebepleri

Nohut Ne Kadar Çiçeğini Baklaya Çevirir?

Nohut, morfolojik olarak kendine döllenen, yani kendi kendine tozlaşma yeteneğine sahip tek yıllık bir yemeklik tane baklagil bitkisidir. Bitkinin çiçek yapısı, tipik bir kelebek çiçekliler formunda olup beş adet çanak, beş adet taç, diadelphous yapıda 10 adet erkek ve bir adet dişi organdan oluşmaktadır. Çiçeklenme aşamasında nohut bitkisinde koltuksal (axillary) çiçek durumu görülür ve yaprak koltuklarında bulunan her bir salkım boğumunda bir, iki veya üç adet çiçek oluşabilir. Bitkideki çift çiçeklilik veya çok çiçeklilik özellikleri genetik olarak cym ve sfl adı verilen özel çekinik genlerin kontrolü altındadır. Kendi kendine tozlaşma oranı çok yüksek olmasına rağmen, tarladaki tozlayıcı böceklerin ve arıların varlığı tozlaşmayı destekleyerek bakla tutumunu ve verimi artırabilmektedir. Nohut çiçeklerinde arıların ilgisini çeken ortalama %40.82 oranında nektar konsantrasyonu ve 0.84 μl nektar hacmi bulunmaktadır.

Nohut bitkisi, belirsiz büyüme karakteri (indeterminate) sayesinde vejetasyon süresi boyunca çevre koşulları düzeldiğinde yeniden çiçek açma, bakla kurma ve kendini yenileme yeteneğine sahiptir. Tane dökme problemi (pod shattering) diğer baklagillere göre oldukça az olduğu için hasat döneminde tane kaybı düşüktür. Ancak vejetasyon döneminde yaşanan olumsuz çevre şartları, abiyotik ve biyotik stres faktörleri, nohudun çiçeklerini sağlıklı bir şekilde baklaya dönüştürme potansiyelini doğrudan sınırlar. Normal koşullarda yüksek bir çiçeklenme kapasitesine sahip olan bu bitkide, stres şartları altında çiçek ve bakla döküm oranları hızla artmaktadır. Bu durum, nohut bakla bağlamıyor şikayetlerine yol açarak tane tutumunu azaltmakta ve üreticileri ciddi verim kayıplarıyla karşı karşıya bırakmaktadır.

Sıcaklık Stresinin Döllenmeye Etkisi

Nohutta çiçeklenme ve döllenme aşamaları sıcaklık değişimlerine karşı son derece hassastır. Çiçeklenme döneminde nohut bitkisinin fizyolojik olarak talep ettiği en uygun sıcaklık değerleri geceleri 18-21 °C, gündüzleri ise 26-29 °C aralığındadır. Bu dönemde tarlada yaşanacak olan aşırı yüksek sıcaklıklar (>35 °C) ve terminal sıcaklık stresi, nohutta döllenme başarısını doğrudan engeller. Yüksek sıcaklık, polen tanelerinin yapısını bozarak polen canlılığını (pollen viability) ve polenlerin çimlenme yeteneğini dramatik bir şekilde düşürür. Nohut çiçeklerinde erkek üreme organı olan polenler, dişi üreme organı olan stigmaya kıyasla sıcaklık stresine karşı çok daha yüksek bir duyarlılığa sahiptir.

Yapılan bilimsel araştırmalara göre, nohut bitkisinin farklı generatif evrelerinde maruz kaldığı yüksek sıcaklık stresi verimde büyük yıkımlara sebep olmaktadır. Çiçeklenme öncesi dönem (GE1), yüksek sıcaklığa karşı hassasiyetin en yüksek olduğu evre olarak saptanmıştır. Bu hassas evrelerde 9 gün boyunca uygulanan yüksek sıcaklık (32 °C/29 °C gündüz/gece) stresi, kontrol grubundaki 3.21 g/bitki olan tane verimini 1.42 g/bitki seviyesine düşürerek verimde %55.76 oranında doğrudan bir azalmaya neden olmaktadır.

Diğer taraftan, düşük sıcaklıklar ve üşüme stresi de (≤ 20-10 °C) nohut üreme biyolojisini sekteye uğratmaktadır. Özellikle genç mikrospor aşamasında meydana gelen soğuk stresi polen gelişimini bozmakta, stressiz koşullardaki %95 olan polen canlılığı oranını %60 seviyelerine kadar düşürmektedir. Düşük sıcaklık stresi altında polen tanelerinin stigma yüzeyinde çimlenmesi ve polen tüpü uzaması engellenir. Soğuk şartlarda anterlerdeki karbonhidrat ve prolin metabolizmasının bozulması, polen sterilitesini (kısırlığını) tetikleyerek çiçek kısırlığına ve döllenme yetersizliğine bağlı dökümlere yol açar. Doğada sıcaklıkların artmasıyla polen çimlenmesi ve meyve tutum yüzdesi yükselirken, bazı mutant nohut hatlarının (örneğin M 450) bünyesindeki malik asit konsantrasyonu farklılığı sayesinde düşük sıcaklıklarda dahi daha iyi polen çimlenmesi ve bakla tutumu gösterebildiği belirlenmiştir.

Kuraklık ve Su Stresi

Nohut bitkisi derinlere uzanan kök sistemi sayesinde kurak koşullara yüksek tolerans gösterse de, çiçeklenme ve bakla dolum dönemlerinde yaşanan su stresi çiçek ve baklaların dökülmesinde birincil rol oynamaktadır. Vejetasyon döneminin sonuna doğru ortaya çıkan ve "terminal kuraklık" olarak adlandırılan su kısıtı, bitkide kısır çiçek yüzdesini, bakla dökülmesini ve nohut boş bakla oranını en az iki katına çıkarmaktadır. Topraktaki kullanılabilir faydalı su kapasitesi %18 ve altına düştüğünde polen canlılığı ve in vitro polen çimlenmesi hızla azalmaktadır.

Yüksek sıcaklık stresi ile kuraklığın tarlada aynı anda kombine olarak ortaya çıkması, üreme süreçleri üzerinde çok daha yıkıcı bir etki yaratır. Bu çift yönlü stres, mikro ve megasporojenez, polen ve stigma işlevleri, tozlaşma, polen tüpü büyümesi ve erken embriyo gelişimini sekteye uğratarak çiçeklerin döllenmeden kuruyup dökülmesine yol açar. Su kısıtı koşulları hem polenlerin hem de dişi organın (pistil) fonksiyonunu bozmakta, dişi organın fonksiyon kaybı nohutta çiçek dökülmesi olayını doğrudan tetiklemektedir. Özellikle geç dönemde açan çiçekler ve oluşan baklalar, su kısıtına karşı erken dönemde oluşanlara göre çok daha hassastır ve hızla dökülmektedir. Ayrıca, sıcak dönemlerde yaşanan su ve nem stresi bitkide kalsiyum alımını ve taşınmasını da engelleyerek hücresel dayanımı düşürmekte, çiçek dökülmelerini ve salkım kurumalarını akut hale getirmektedir.

Aşırı Azot ve Aşırı Vejetatif Gelişme

Nohut bitkisi köklerindeki Rhizobium bakterileri vasıtasıyla havanın serbest azotunu bağlama yeteneğinde olduğundan yüksek dozda azotlu gübrelemeye ihtiyaç duymaz. Tarlada dengeli bir vejetatif ve generatif büyüme dengesinin kurulması, yüksek bakla tutumu için şarttır. Ağır, nemli ve besin maddelerince aşırı zengin topraklarda veya gereğinden fazla azotlu gübre uygulaması yapılan alanlarda bitkinin fizyolojik dengesi bozulmaktadır.

Aşırı azot ve yüksek toprak nemi birleştiğinde nohut bitkisi generatif (çiçek ve meyve oluşturma) faza geçmekte gecikir ve kontrolsüz bir şekilde yeşil aksam üretmeye (aşırı vejetatif gelişme) başlar. Bitki aşırı derecede boylanır, yaprak alanı genişler ancak çiçek tomurcuğu oluşumu ve bakla bağlama oranı minimum seviyeye iner. Çok verimli ve sulak topraklarda görülen bu fizyolojik dengesizlik, bitkinin enerjisini tane doldurmak yerine sürgün uzatmaya harcamasına neden olur ve var olan kısıtlı sayıdaki çiçeğin de dökülmesiyle sonuçlanır. Ayrıca, çiçeklenme döneminde meydana gelen aşırı yağışlar ve yüksek nem, vejetatif büyümeyi teşvik etmesinin yanı sıra çiçeklerin döllenmesini fiziksel olarak engelleyerek dökülmeleri artırır.

Besin Elementi Eksiklikleri

Nohutta sağlıklı bir polen gelişimi, döllenme ve bakla oluşumu için mikro besin elementlerinin toprakta yeterli miktarda bulunması hayati önem taşır. Bu elementlerin başında çinko ve bor gelmektedir. Çinko (Zn), bitkide doğal bir büyüme hormonu olan oksinin sentezlenmesinde katalizör görevi gören triptofan isimli aminoasidin oluşumu için zorunludur. Çinko eksikliği durumunda bitkide doğal oksin miktarı düşer, çiçek kısırlığı, polen ve yumurta kısırlığı indüklenir. Döllenme yeteneğini kaybeden çiçekler hızla dökülür ve tarlada düşük tohum oluşumu ile içi boş bakla sayısı artar. Yapraklarda damar aralarında sararma, rozetleşme, yaprakların küçülmesi ve şekil bozuklukları çinko noksanlığının en belirgin morfolojik arazlarıdır.

Bor (B) noksanlığı ise döllenme zorluğuna, zayıf polen tüpü gelişimine ve meyve tutumunun ciddi oranda azalmasına neden olur. Bor eksikliği yaşayan nohut bitkilerinde çiçeklerin açma süreleri kısalır, dayanımları düşer ve polenlenme dönemleri sekteye uğrayarak çiçek ve bakla dökümleri yoğunlaşır. Bor noksanlığında genç yaprakların uç kısımlarında V şeklinde sararmalar (kloroz) ve kurumalar (nekroz) baş gösterir; sürgün uçlarında kurumalar, bodurlaşma, dikey gövde çatlamaları ve yaprağını döken çalılaşmış dallar meydana gelir. Bunların yanı sıra kalsiyum (Ca) yetersizliği de hücre çeperinin dayanıklılığını azaltarak, özellikle sıcak ve kuru dönemlerde çiçek dökümlerini, salkım kurumalarını ve bitkide genel solgunluk belirtilerini tetikleyen bir diğer besinsel noksanlıktır.

Hastalık ve Zararlı Kaynaklı Dökülme

Nohut tarlalarında biyotik stres faktörleri olan fungal hastalıklar ve böcek zararlıları, çiçek ve baklaların doğrudan dökülmesine ya da kurumasına yol açmaktadır. Nohudun en tahripkar fungal hastalığı olan nohut antraknozu (Ascochyta rabiei), bitkinin yaprak, sap, dal ve kapsüllerinde açık kahverengiden koyu kahverengine kadar değişen dairesel lekeler halinde kendini gösterir. Sap ve dalları çepeçevre saran bu yaralar, dalların leke noktalarından kırılmasına, iletim demetlerinin tıkanmasına ve bu dalların taşıdığı çiçek ve baklaların beslenemeyerek aniden dökülüp kurumasına neden olur. Enfekte olan kapsüllerin üzerinde iç içe geçmiş dairesel halkalar ve siyah renkli küçük toplu iğne başı büyüklüğünde piknitler oluşur. Antraknoz, tarlada ocaklar halinde kurumalara yol açarak dökülen yeşil aksamla birlikte tarlada boşluklar meydana getirir.

Zararlılar açısından bakıldığında, yeşil kurt (Helicoverpa armigera / viriplaca) larvaları nohut tarımında doğrudan çiçek ve bakla kaybına sebep olan ana etmenlerdendir. Yumurtadan çıkan yeşil kurt larvaları doğrudan çiçek tomurcuklarının, çiçeklerin ve taze kapsüllerin içine girerek üreme organları ve gelişmekte olan çiğitlerle beslenir. Larvaların kemirerek zarar verdiği çiçekler döllenemeden dökülür; kapsüllerde ise larvaların açtığı giriş delikleri tarlada bakla dökülmesini ve içi boş, delik bakla oranını artırır. Ayrıca, nohut yaprak sineği (Liriomyza cicerina) larvaları yaprakların iki yüzeyi arasında beslenerek pale yeşil renkli, düzensiz galeriler açar. Yoğun bulaşmalarda yaprakların kuruması ve dökülmesiyle bitki zayıflar, bu da generatif gücü azaltarak dolaylı yoldan çiçek dökümünü tetikler.

Tarlada Ayırt Etme: Hangi Sebep Hangi Görüntüyü Verir?

Tarlanızda meydana gelen dökülmelerin arkasındaki asıl nedeni doğru teşhis etmek, uygulanacak mücadele yöntemi için ilk adımdır. Aşağıdaki tarladaki görüntüler ve eşleştirmeler sayesinde dökülmenin kaynağını kolayca ayırt edebilirsiniz:

  • Sıcaklık ve Isı Stresi: Bitkinin boyu ve vejetatif gelişimi normal sınırlardadır. Tarlada yeşil aksam oldukça sağlıklı görünmesine rağmen, çiçekler açtıktan çok kısa bir süre sonra solmadan sarararak dökülür ve toprak yüzeyinde yoğun sarı çiçek döküntüleri birikir. Bitki üzerinde bakla tutumu yok denecek kadar azdır.
  • Kuraklık ve Su Stresi: Bitkilerde günün sıcak saatlerinde belirgin bir pörsüme ve alt yapraklarda kuruma gözlenir. Çiçekler küçük kalır, açar açmaz kahverengileşerek dökülür. Bitki üzerinde oluşan az sayıdaki bakla ise yassı, basık ve içi tamamen boş (boş bakla) bir görüntü sunar.
  • Aşırı Azot ve Nem: Tarlaya bakıldığında aşırı boylanmış, gür sürgünlere sahip, koyu yeşil renkli devasa bir vejetatif kütle göze çarpar. Ancak yaprak sıklığından dolayı hava dolaşımı kısıtlıdır ve bu gür yaprakların arasında neredeyse hiç çiçek tomurcuğu veya bakla bulunmaz, var olan az sayıda çiçek ise döllenmeden dökülür.
  • Çinko Eksikliği: Yapraklar normal boyutlarından çok daha küçük, daralmış ve sürgün uçlarında kümeleşerek rozet şeklini almıştır. Yaprak damar aralarında sarı kloroz lekeleri hakimdir. Dökülen çiçeklerin yanı sıra tarlada cüce kalmış, bodur nohut ocakları ve çok sayıda içi boş kapsül görüntüsü vardır.
  • Bor Eksikliği: Genç yaprakların uçlarından geriye doğru V şeklinde ilerleyen sararma ve nekrozlar (kurumalar) görülür. Sürgün uçları siyahtır ve kurumuş, yanlara doğru çalılaşmış dallar tarlada göze çarpar. Dökülen çiçeklerin sap kısımlarında dökülme noktalarında siyahlaşmalar belirgindir.
  • Antraknoz Hastalığı: Tarlada yer yer dairesel "ocaklar halinde" aniden kuruyan ve çöken bitki öbekleri bulunur. Dallarda çepeçevre saran koyu kahverengi yaralar ve bu yaraların olduğu noktalardan kırılıp yere sarkan, kurumuş çiçekli dallar en net görüntüdür. Kapsüllerde iç içe dairesel yaralar ve döküntüler mevcuttur.
  • Yeşil Kurt Zararı: Çiçeklerin çanak yapraklarında ve tomurcuklarda belirgin ısırık ve kemirme izleri görülür. Kapsüllerin (baklaların) üzerinde dairesel, temiz açılmış delikler bulunur ve bu delikli baklalar sarararak erkenden dökülür.

Önleyici Uygulamalar ve Yapılabilecekler

Nohut tarımında çiçek ve bakla dökümünü minimize etmek ve yüksek bir bakla tutumu sağlamak amacıyla entegre bir yetiştirme programı uygulanmalıdır:

  • Dengeli ve Zamanında Sulama: Sulama imkanı olan alanlarda bitkiyi su stresinden korumak için çiçeklenme başlangıcı, bakla bağlama başlangıcı ve tane doldurma evrelerinde kontrollü damla sulama yapılmalıdır. Bu dönemlerde yapılacak tamamlayıcı sulamalar tane verimini önemli ölçüde artırırken, elek üstü iri tane oranını yükseltir. Fungal hastalıkların yayılmaması için yeşil aksamı ıslatan yağmurlama sulamadan kesinlikle kaçınılmalıdır.
  • Doğru Taban Gübrelemesi: Ekim öncesinde yapılacak toprak analizine göre taban gübresi ayarlanmalıdır. Genel bir kural olarak dekara 2-4 kg saf azot ve 5-7 kg fosfor verilmesi (dekara ortalama 15 kg Diamonyum Fosfat - DAP) vejetatif ve generatif dengeyi korur, aşırı boylanmayı ve çiçek dökümünü engeller.
  • Yapraktan Çinko ve Bor Uygulamaları: Çiçeklenme öncesi dönemde yapraktan uygulanacak çinko ve bor içerikli mikro besin gübreleri (örneğin %5 Çinko ve %5 Bor içeren formülasyonlar) polen kalitesini artırır, polen çimlenme süresini uzatır ve döllenme başarısını yükselterek çiçek dökümünü doğrudan önler.
  • Biyostimülant ve Kalsiyum Desteği: Sıcaklık ve su stresinin yoğunlaştığı dönemlerde yapraktan uygulanacak serbest aminoasitler (örneğin aminoasit içerikli biostimülantlar), deniz yosunu özleri ve kalsiyum-magnezyum-molibden karışımları bitkide serum etkisi yaratarak stres koşullarına karşı dayanımı artırır ve dökülmeleri durdurur.
  • Ekim Derinliği ve Zamanı: Tohumların ekim derinliği 5-6 cm olarak ayarlanmalıdır. Tohumların 10 cm ve daha derine ekilmesi çiçeklenme zamanını geciktirmekte, bu da generatif evrenin terminal sıcaklık ve kuraklık periyoduna denk gelerek çiçek ve meyve miktarının düşmesine yol açmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Nohut neden bakla bağlamaz?

Nohut; çiçeklenme ve bakla bağlama döneminde maruz kaldığı aşırı yüksek sıcaklıklar (>35 °C), şiddetli toprak kuraklığı, çinko ve bor noksanlıkları ile aşırı azotlu gübrelemeden kaynaklanan fizyolojik dengesizlikler nedeniyle bakla bağlamaz. Bu stres faktörleri polenlerin canlılığını yitirmesine veya döllenme organlarının kısırlığına yol açarak bakla tutumunu engeller.

Nohutta çiçek dökülmesi normal mi?

Hayır, nohutta fizyolojik sınırların ötesinde yoğun bir çiçek dökülmesi normal değildir ve doğrudan doğruya tane verimini düşürür. Çiçek dökülmesi genellikle bitkinin soğuk (≤ 20-10 °C), sıcak (>35 °C), su kısıtı veya mikro element eksiklikleri nedeniyle stres altında olduğunun ve döllenmenin gerçekleşmediğinin en net belirtisidir.

Sıcak hava nohudu nasıl etkiler?

Sıcak hava, özellikle generatif evrede nohudun en büyük düşmanlarındandır. Çiçeklenme öncesinde ve çiçeklenme esnasında yaşanan 32 °C ve üzerindeki yüksek sıcaklık stresi polenlerin canlılık süresini yok eder, polen tüpü büyümesini engeller ve çiçeklerin döllenmeden dökülmesine yol açarak tane verimini %55.76'ya varan oranda düşürür.

Boş bakla neden olur?

Boş bakla, çiçeklenme ve bakla dolum dönemindeki yetersiz döllenme, şiddetli kuraklık stresi ve çinko-bor noksanlıklarından kaynaklanır. Toprak neminin kritik sınırların altına düşmesi veya çinko eksikliğinin polen ve yumurta kısırlığını tetiklemesi sonucunda döllenme tamamlanamaz; bakla kabuğu oluşsa bile içi boş kalır.

Nohutta bakla dökülmesi durdurulabilir mi?

Evet, nohutta bakla dökülmesi çiçeklenme ve bakla başlangıcında yapılacak kontrollü damla sulamalar, dengeli bir gübreleme programı ve çiçeklenme öncesi yapraktan uygulanacak çinko, bor ve kalsiyum içerikli besleme takviyeleri ile büyük ölçüde durdurulabilir ve tane tutma oranı artırılabilir.