Mercimek Hastalıkları: Pas, Antraknoz ve Kök Çürüklüğü
Mercimek yetiştiriciliğinde büyük verim kayıplarına yol açan pas, antraknoz ve kök çürüklüğü hastalıklarının belirtilerini ve kültürel korunma yollarını inceleyin.
Mercimekte Ekonomik Zarar Yapacak Hastalıklar
Yemeklik tane baklagiller arasında besin değeri, yüksek protein içeriği ve hızlı pişme özellikleriyle öne çıkan mercimek, hem dünyada hem de ülkemizde tarımsal ekonominin en köklü ve geleneksel ürünlerinden biridir. Ülkemiz küresel mercimek üretiminde Kanada, Hindistan ve Avustralya’nın ardından dördüncü sırada yer almakta; özellikle yeşil mercimek üretimi Yozgat, Konya, Kırşehir, Çorum ve Ankara illerinde yoğunlaşırken, kırmızı mercimek üretimi Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin kuru tarım alanlarında lokomotif görevi üstlenmektedir. Ancak bu yüksek üretim potansiyeli ve ekonomik değer, her üretim sezonunda çeşitli fitopatolojik risklerle, yani bitki hastalıklarıyla doğrudan sınırlandırılmaktadır.
Mercimek tarımını ve birim alandan elde edilen dane verimini kısıtlayan en önemli biotik faktörlerin başında toprak ve tohum kökenli fungal hastalık etmenleri gelmektedir. Tarla koşullarında bu hastalıklar sadece hafif verim ve kalite kayıplarına yol açmakla kalmaz; ekolojik koşulların patojen lehine geliştiği nemli ve ılıman dönemlerde tarlalarda topyekun kurumalara neden olabilir. Hastalıkların erken dönemde bitkileri yakalaması durumunda fide çökerten belirtileri oluşmakta, ileri dönemlerde ise kök ve kök boğazı çürümeleri ile iletim demeti tıkanıklıkları (solgunluk) meydana gelmektedir. Bazı yıllarda hastalık baskısı o kadar yoğun olur ki, üreticiler tarladan hiçbir ürün alamayacaklarını görerek henüz hasat dönemine girmeden tarlayı tamamen sürmek ve yatırımlarını kaybetmek zorunda kalırlar. Bu nedenle, mercimek tarlalarında ekonomik zarar eşiğini aşan hastalıkların zamanında teşhis edilmesi, belirtilerinin doğru okunması ve entegre mücadele yöntemlerinin hayata geçirilmesi sürdürülebilir bir üretim için zorunludur.
Pas Hastalığının Belirtileri ve Koşulları
Mercimek tarımında ve özellikle yeşil aksam gelişiminin hızlı olduğu nemli bölgelerde mercimekte pas hastalığı ciddi verim kayıplarına yol açabilen ve rüzgarla çok hızlı yayılabilen bir fungal problemdir. Hastalığın tarladaki varlığını teşhis etmek için yaprakların üst ve alt yüzeylerini dikkatle incelemek gerekir.
Görsel teşhiste dikkat edilmesi gereken ayırt edici pas belirtileri şunlardır:
- İlk aşamada yaprakçıklar, yaprak sapları ve genç gövde üzerinde makine dikişini andıran, çok küçük, hafif kabarık ve açık sarı-turuncu renkli püstüller (üredopüstüller) belirmeye başlar.
- Bu püstüllere elle dokunulduğunda parmaklarda pas renginde, un gibi dağılan bir toz bırakır; bu tozlar rüzgarla çevre bitkilere taşınan yazlık sporlardır.
- Sezonun sonuna doğru ve havalar ısındıkça, bu turuncu püstüllerin yerini siyahımsı veya koyu kahverengi kışlık spor yatakları (teliosporlar) alır.
- Hastalık şiddetlendiğinde püstüller tüm yaprak ayasını kaplar; yapraklar solar, solarak kurur ve vaktinden çok önce dökülür, bu da bitkinin çıplak kalmasına yol açar.
Pas hastalığının tarlada epidemi yapması doğrudan çevre koşullarına bağlıdır. Patojenin sporlarının çimlenebilmesi ve bitki dokusunun içine girebilmesi için yaprak yüzeyinde serbest su damlacıklarının bulunması gerekir. Bu nedenle yağışlı geçen ilkbahar ayları, sık ekim yapılmış ve hava sirkülasyonu düşük olan tarlalar, sabahları yoğun çiğ düşen kapalı vadiler pas hastalığının yayılması için en elverişli ortamlardır.
Antraknozun Mercimekteki Görüntüsü
Mercimek yetiştiriciliğinde yaprak, sap ve kapsülleri doğrudan etkileyerek dane kalitesini bozan bir diğer önemli yeşil aksam hastalığı ise mercimek antraknoz etmenidir. Bu patojen, tarlada ilk bakışta "ocaklar halinde başlayan" yerel kurumalar ve boşluklar şeklinde kendini belli eder.
Antraknoza yakalanmış bir mercimek bitkisinin görsel tarifi şu şekildedir:
- Yapraklarda dairesel veya oval yapıda, merkez kısmı açık gri-bej renkte, kenarları ise belirgin koyu kahverengi veya morumsu bir hale ile çevrilmiş lezyonlar oluşur.
- Sap ve dallar üzerinde, dokuyu çepeçevre saran, düzensiz şekilli, içeri doğru çökmüş koyu kahverengi çatlaklar ve yaralar meydana gelir. Sapı saran bu yaralar nedeniyle dallar lekeli yerlerden kolayca kırılarak kurur.
- Tohum kapsüllerinin (baklaların) üzerinde iç içe geçmiş dairesel halkalar şeklinde çökük kahverengi lekeler oluşur. Bu lekelerin tam merkezinde, çok yakından bakıldığında toplu iğne başı iriliğinde siyah renkli noktacıklar (piknitler) görülür.
- Hastalıklı baklaların içindeki daneler büzüşür, lekelenir ve pazar değerini tamamen kaybeden koyu lekeli tohumlar ortaya çıkar.
Nemli, bol yağışlı ilkbahar dönemlerinde ve damla sulama yerine yağmurlama sulama yapılan tarlalarda antraknoz lekeleri hızla birleşerek bitkinin üst aksamını tamamen kurutabilir.
Kök Çürüklüğü ve Solgunluk
Mercimek üretim alanlarında en yaygın görülen ve üretimi doğrudan kısıtlayan en tehlikeli fitopatolojik sorunların başında toprak kökenli fungal patojenlerin neden olduğu kök boğazı çürüklüğü ve solgunluk gelmektedir. Bu grupta özellikle Fusarium oxysporum f. sp. lentis etmeninin neden olduğu mercimekte solgunluk ile Ascochyta pinodella (Phoma medicaginis var. pinodella) etmeninin neden olduğu mercimek kök çürüklüğü ön plana çıkmaktadır.
Fusarium solgunluğu, sistemik çalışan bir iletim demeti hastalığıdır. Bitki topraktan sökülmeden üstten bakıldığında, tarlada yer yer yamalar halinde sararan ve aniden çöken bitki kümeleri göze çarpar. Fide döneminde yeşil aksamda ani bir solma ve kuruma görülürken, yetişkin dönemde bakla bağlama evresine kadar devam eden solgunluklar ortaya çıkar. Solgunluk gösteren bitkinin kökü toprak seviyesinden kesilip boylamasına yarıldığında, iletim demetlerinin (su taşıyan boruların) kahverengileştiği ve tıkandığı net olarak görülür. Toprak altında ise ana kök incelmiş, saçak kökler esmerleşerek çürümüş ve bitki beslenmesi için hayati olan azot nodozitelerinin sayısı neredeyse sıfıra inmiştir. Ilıman kış sezonunun ardından gelen kurak ve sıcak yaz başlangıcı solgunluk hastalığının etkisini en üst seviyeye ulaştırır.
Kök boğazı çürüklüğünde ise belirtiler genellikle bitkinin dallanma noktasına yakın kök boğazı bölgesinde toplanır. Bu bölgede kök boğazını halka gibi çepeçevre saran koyu kahverengi ya da siyahımsı bir lezyon (yara) oluşur. Çevre koşulları nemli gittiğinde bu yara aşağıya köklere ve yukarıya gövdeye doğru yayılır. Hastalığa yakalanan dallar aniden solarak yanıklık görünümü alır. Nemli havalarda bu lezyonların ve lekeli kapsüllerin üzerinde yine toplu iğne ucu büyüklüğünde siyahımtırak piknitler oluşur. Erken dönemde hastalığa yakalanan bitkiler tamamen eriyerek yok olur, geç yakalananlar ise son derece cüce kalır ve dane dolduramaz.
Küllenme ve Yaprak Lekeleri
Mercimekte yeşil aksama arız olan diğer fungal hastalıklardan biri de mercimek mildiyösüdür (Peronospora lentis). Mildiyö belirtileri kışlık ekilişlerde, özellikle kış aylarının ılık ve ilkbaharın nemli geçtiği sezonlarda fide döneminden itibaren kendini gösterir.
Mildiyö ve yaprak lekelerinin tarladaki ayırt edici görsel özellikleri şunlardır:
- Fide döneminde çenek yaprakları üzerinde önce sarımtırak lekeler belirir, bu lekeler zamanla kahverengiye döner.
- Hastalık üst yapraklara ve yeni oluşan sürgünlere doğru yayıldıkça bitkide bodurlaşma, cüceleşme, sürgünlerde rozetleşme (boğum aralarının kısalıp yaprakların üst üste yığılması) ve yapraklarda genel bir sararma (kloroz) meydana gelir.
- En belirgin teşhis kriteri, hastalıklı yaprakların alt yüzeylerinde oluşan grimtırak, kirli-beyaz renkli, pamuksu mantar örtüsüdür.
- Diğer Alternaria veya Cladosporium kaynaklı yaprak lekeleri ise yapraklar üzerinde küçük, sınırlı nekrotik alanlar oluştursa da mildiyödeki gibi sistemik bir cüceleşmeye ve yaprak altında yoğun unlu/pamuksu örtüye yol açmazlar.
Külleme hastalığında ise yaprakların ve sapların üzeri un serpilmiş gibi beyaz, pudramsı bir tabakayla kaplanır; yapraklar erkenden yaşlanarak solar ve dökülür.
Tohumla ve Toprakla Bulaşmanın Ayrımı
Mercimek hastalıklarının tarlada gösterdiği yayılım düzeni ve mücadele stratejisi, patojenin bir sezondan diğerine nasıl taşındığına, yani tohumla mı yoksa toprakla mı bulaştığına bağlı olarak değişir.
- Tohumla Bulaşan Hastalıklar: Ascochyta türleri ve kısmen Fusarium gibi patojenler, hastalıklı bitkinin kapsülüne sirayet ederek doğrudan tohuma yerleşirler. Bu tür bulaşmalarda patojen tohum kabuğunun içinde veya üzerinde dormant (uyur) halde bekler. Tohum ekildiğinde, çimlenmeyle birlikte patojen aktif hale gelir ve fidelerin daha toprak yüzeyine çıkmadan çürümesine (çökerten) veya ilk haftalarda solmasına neden olur. Tohumla taşınan hastalıklar tarlada homojen bir dağılım gösterebilir ve hiç hastalık bulunmayan temiz topraklara patojenin ilk defa bulaşmasına yol açar.
- Toprakla Bulaşan Hastalıklar: Fusarium oxysporum gibi etmenler, toprakta bitki artıkları üzerinde veya klamidospor adı verilen kalın duvarlı, olumsuz koşullara son derece dayanıklı dinlenme sporları halinde 6 ila 12 yıl boyunca canlı kalabilirler. Bu patojenler doğrudan topraktan köklere saldırır. Toprak kökenli bulaşmalarda tarladaki enfeksiyon genellikle taban suyu yüksek, killi, ağır veya drenajı kötü olan lokal bölgelerde "ocaklar halinde sararma ve kuruma" şeklinde başlar ve toprak işleme aletleriyle zamanla tarlanın diğer taraflarına yayılır.
Kültürel Önlemler: Çeşit, Ekim Sıklığı, Münavebe
Fungal hastalıklarla mücadelede en ekonomik, sürdürülebilir ve etkili yöntem kültürel önlemleri eksiksiz uygulamaktır. Kimyasal ilaçların tek başına yeterli olamadığı toprak kökenli patojenlere karşı kültürel önlemler hayati önem taşır.
Uygulanması gereken başlıca kültürel mücadele yöntemleri şunlardır:
- Çeşit Seçimi: Hastalıklara karşı dayanıklı çeşitlerin ekilmesi mücadelenin temelidir. Yapılan bilimsel araştırmalarda; "Çağıl" (F 95-30L), "Şakar" (BM-76) ve "Fırat-87" çeşitlerinin kök çürüklüğü ve solgunluk patojenlerine karşı dayanıklı veya orta derecede dayanıklı olduğu kanıtlanmıştır. Buna karşılık geleneksel "Yerli Kırmızı", "Seyran-96" ve "Siyah" köy popülasyonu çeşitleri ise hastalıklara karşı hassas veya çok hassas bulunmuştur.
- Ekim Sıklığı ve Tohum Miktarı: Sık ekim tarlada hava akımını engeller, nem birikimini artırır ve fungal sporların çimlenmesi için mikroklima oluşturur. Bu nedenle sık ekimden kesinlikle kaçınılmalı, dekara uygulanacak tohum miktarı 9 kilogramı geçmemelidir.
- Ekim Nöbeti (Münavebe): Aynı tarlaya üst üste mercimek veya diğer baklagillerin ekilmesi topraktaki patojen inokulumunu artırır. Bu nedenle, hububat (buğday veya arpa) ile en az 2 yıllık bir ekim nöbeti programı uygulanmalıdır.
- Hasat Sonrası İşlemler: Hasattan sonra tarladaki bitki artıkları derin sürüm yapılarak toprağa gömülmeli, münavebe dışı dönemde kendiliğinden yetişen mercimekler ve alternatif konukçu olan yabani baklagiller (koca fiğ, yabani bezelye) tarladan temizlenmelidir. Ekim zamanı olarak sonbaharın ilk yağışlarından sonraki dönem, tercihen Kasım ayının ikinci haftası seçilmelidir.
İlaçlı Mücadelede Zamanlama
Kültürel önlemlerin yetersiz kaldığı veya hastalık riskinin yüksek olduğu durumlarda kimyasal mücadeleye başvurulur. Ancak kimyasal ilaçlamanın başarısı ticari marka seçiminden ziyade "doğru dönemde ve doğru zamanlamayla" yapılmasına bağlıdır.
Toprak kökenli kök çürüklüğü ve solgunluk hastalıklarına karşı koruyucu olarak en etkili yöntem tohum ilaçlamasıdır. Bu ilaçlama ekimden hemen önce tohuma uygulanır. Tohumlar hafifçe nemlendirildikten sonra önerilen dozdaki koruyucu fungisit tohuma homojen bir şekilde kaplanmalı, selektör ayarları hassas yapılmalıdır. Yaprak hastalıkları olan pas ve antraknoza karşı ise tarlada ilk hastalık belirtileri (yaprak lekesi veya püstüller) görülür görülmez, hava neminin yüksek olduğu dönemlerde yeşil aksam ilaçlamasına başlanmalıdır.
İlaçlama yaparken gövdeyi delen ve köklerde yaralar açarak fungal etmenlerin bitkiye girişini kolaylaştıran Sitona sp. gibi kök zararlılarına karşı da entegre mücadele yürütülmelidir. Kimyasal uygulamalarda kesinlikle kulaktan dolma bilgilerle ilaç kullanılmamalı, her bölgenin kendi İl/İlçe Tarım Müdürlüklerine danışılarak, reçete yazma yetkisi bulunan uzmanlarca tanzim edilen reçetelerdeki aktif maddeler ve dozlar esas alınmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Mercimekte pas nasıl anlaşılır?
Mercimekte pas hastalığı, bitkinin yaprakçıkları, yaprak sapları ve ince gövdeleri üzerinde makine dikişine benzer çizgiler halinde dizilmiş, sarımtırak-turuncu renkli püstüllerin oluşmasıyla anlaşılır. Bu püstüllere dokunulduğunda parmakta pas benzeri tozlu bir iz bırakır; ilerleyen dönemde bu yapılar siyaha dönerek yaprakların kurumasına ve dökülmesine yol açar.
Mercimek neden sararıp kurur?
Mercimeğin tarlada sararıp kurumasının en yaygın patolojik nedeni kök boğazı çürüklüğü ve solgunluk yapan fungal hastalıklardır. Bu patojenler bitkinin kök sistemini çürütüp iletim demetlerini tıkadığı için bitki topraktan su ve besin elementlerini alamaz, yapraklar önce donuk yeşil-sarı bir renk alır ve ardından bitki tamamen kuruyarak çöker.
Hastalıklı tarlaya tekrar mercimek ekilir mi?
Hastalık tespit edilmiş tarlalara üst üste tekrar mercimek veya diğer baklagil bitkileri ekilmemelidir. Kök çürüklüğü ve solgunluk etmenleri toprakta ve bitki artıklarında yıllarca canlı kalabildiği için, hastalıklı tarlalarda patojenlerin açlık sınırına ulaşıp yok olması amacıyla en az 2 yıl hububat (buğday/arpa) ile münavebe uygulanmalı, solgunluk durumunda bu süre daha da uzatılmalıdır.
Mercimekte tohum ilaçlaması gerekir mi?
Evet, özellikle toprak ve tohum kökenli olan kök boğazı çürüklüğü ve fide çökerten hastalıklarına karşı tohum ilaçlaması yapılması son derece gereklidir. Tohum ilaçlaması koruyucu nitelikte olup, ekim öncesinde nemlendirilen tohumların homojen şekilde ilaçlanmasıyla çimlenme dönemindeki kayıpları ve erken solmaları büyük oranda önler.
Pas hastalığı hangi havada çıkar?
Pas hastalığı, nem oranının yüksek olduğu, bol yağışlı veya sabah saatlerinde yoğun çiğ düşen, ılık ilkbahar havalarında ortaya çıkar. Yaprakların üzerinde serbest su damlacıklarının bulunması fungal pas sporlarının çimlenmesini tetikler; sık ekilmiş, hava almayan ve rüzgar sirkülasyonu düşük tarlalarda nem biriktiği için pas hastalığı çok daha hızlı yayılır.