Baklagiller Toprağa Nasıl Azot Bağlar? Nodül ve Rhizobium
Baklagillerin toprağa azot bağlama mekanizmasını, köklerde oluşan nodül yapılarını ve Rhizobium bakterilerinin bitki gelişimine faydalarını açıklıyoruz.
Tarım topraklarının verimliliğini korumak ve kimyasal girdileri azaltarak sürdürülebilir bir üretim modeli oluşturmak, modern tarımın en önemli hedefleri arasındadır. Bu hedefe ulaşmada doğanın sunduğu en mükemmel mekanizmalardan biri, baklagil bitkileri ile toprakta yaşayan Rhizobium bakterileri arasındaki simbiyotik ilişkidir. Biyolojik azot fiksasyonu olarak adlandırılan bu süreç, atmosferde bol miktarda bulunan ancak bitkiler tarafından doğrudan kullanılamayan serbest azotu, bitkilerin afiyetle tüketebileceği amonyum formuna dönüştürür. Ancak her baklagil bitkisinin toprağa azot kazandırma kapasitesi aynı değildir. Örneğin nohut ve mercimek kurak şartlarda dahi yüksek verimli azot bağlama kapasitesine sahipken, kuru fasulyenin fiksasyon yeteneği bu iki ürüne göre oldukça zayıftır. Bu yüzden kuru fasulye yetiştiriciliğinde dışarıdan azotlu gübre ihtiyacı çok daha yüksektir. Bu yazımızda, baklagillerin toprağa azot bağlama mekanizmasını, köklerde oluşan nodül yapılarını ve fiksasyonu etkileyen tüm faktörleri detaylarıyla ele alıyoruz.
Havadaki Azot Bitkiye Nasıl Geçer?
Atmosferin %78'ini oluşturan moleküler azot (N2), iki azot atomu arasındaki son derece güçlü ve kararlı üçlü bağ nedeniyle inerttir; yani bitkiler ve hayvanlar tarafından doğrudan alınarak protein sentezinde kullanılamaz. Bitkiler, azotu ancak amonyum (NH4+) veya nitrat (NO3-) gibi basit inorganik bileşikler halinde topraktan kökleri vasıtasıyla alabilirler.
Bu azotu bitkilerin kullanabileceği forma dönüştürme işini toprakta yaşayan Rhizobium bakterileri üstlenir. Baklagil ile bakteri arasındaki bu simbiyotik ortaklıkta bitki, fotosentez karbonhidratlarını bakteriye aktarırken; bakteri de nitrogenaz enzimiyle havanın serbest azotunu amonyağa indirger. Reaksiyon şu şekildedir:
N2 + 6e- + 6H+ -> 2NH3
Bakterinin sentezlediği amonyak, bitki bünyesinde hızla amino asitlere ve proteinlere dönüştürülür.
Nodül Nedir, Kökte Nasıl Oluşur?
Simbiyotik azot fiksasyonunun tarlada gözle görülebilen en somut kanıtı, baklagillerin kök sistemleri üzerinde oluşan ve "nodül" veya "nodozite" adı verilen küçük yumrulardır. Bu yapılar, bakterilerin güven içinde yaşayıp azot üretebilmeleri için bitki tarafından inşa edilmiş özel evlerdir. Bir nodülün kökte sağlıklı bir şekilde inşa edilmesi, bitki ve bakteri arasında gerçekleşen son derece karmaşık bir hormonal ve genetik sinyalleşme zincirini içerir.
- Sinyal Alışverişi: Köklerden salgılanan flavonoidler Rhizobium bakterilerini rizosfere çeker. Bakteriler de karşılık olarak lipo-kito-oligosakkarit yapısındaki Nod Faktörlerini (NF) sentezler.
- Kıvrılma ve Enfeksiyon: Nod faktörleri kök tüylerini deforme ederek kıvrılmasını sağlar. Bakteri bu kıvrımda oluşan enfeksiyon ipliği boyunca bitki dokusuna sızar.
- Primordiyum ve Bölünme: Sinyaller kök korteks hücrelerini bölerek nodül primordiyumunu başlatır.
- Simbiyosom ve Bakteroit: Hücre içine giren bakteriler peribakteriyoid membranla sarılarak simbiyosomu oluşturur. Şekil değiştirip bakteroit formuna geçen bakteriler nitrogenaz enzimini salgılar.
Etkili Nodül Nasıl Anlaşılır? Kesitteki Renk
Köklerde yumru görülmesi fiksasyonun kesin kanıtı değildir. Nitrogenaz enzimi oksijene aşırı duyarlı olup havayla temas ettiğinde hızla bozulur. Ancak bakteroitlerin enerji üretimi için oksiyene ihtiyacı vardır. Bitki, nodül içindeki oksijeni kendine bağlayan "leghemoglobin" proteinini sentezleyerek bu hassas dengeyi korur. Etkinliği anlamak için nodüller ortadan kesilerek renklerine bakılmalıdır:
- Pembe veya Kırmızı Renk: Nodülün leghemoglobin yönünden zengin olduğunu, bakteroitlerin aktif çalıştığını ve yüksek verimle azot fiksasyonu yapıldığını gösterir.
- Beyaz Renk: Nodülün henüz gelişim aşamasında olduğunu veya enfeksiyonun başarısız olduğunu gösterir. Bu nodüllerde henüz azot fiksasyonu başlamamıştır.
- Yeşil, Kahverengi veya Siyah Renk: Nodülün yaşlandığını, leghemoglobin içeriğinin parçalandığını ve azot fiksasyonunun tamamen durduğunu gösterir.
Fiksasyonu Artıran ve Azaltan Şartlar
Simbiyotik azot fiksasyonu, toprağın yapısından ve iklim koşullarından doğrudan etkilenen dinamik biyolojik bir sistemdir. Fiksasyon başarısını belirleyen faktörler şunlardır:
- Ürün Türü ve Hassasiyet: Soya, nohut ve mercimek yüksek miktarda azot bağlarken, kuru fasulye fiksasyon yönünden oldukça zayıftır. Fasulye ihtiyacını karşılayamadığından dekara 3-4 kg saf azot gübrelemesi ister.
- Borun Rolü: Bor, peribakteriyoid membran sistemini stabilize ederek besin geçişini sağlar. Ayrıca nitrogenazın oksijen duyarlılığını azaltıp stres şartlarında fiksasyonun yüksek kalmasını sağlar.
- Sıcaklık ve Kuraklık: 35 derecenin üzerindeki sıcaklıklar sükroz parçalanmasını bozarak fiksasyonu düşürür. Şiddetli kuraklık ise leghemoglobin kaybına yol açarak nitrogenaz aktivitesini tamamen keser.
- Tuzluluk ve pH: Tuzlu şartlar kök tüyü kıvrılmesini engelleyerek enfeksiyonu ilk aşamada durdurur. Aşırı asidik topraklar da Rhizobium bakterilerinin canlılığını sınırlandırır.
Toprakta Fazla Azot Fiksasyonu Neden Durdurur?
Baklagillere yoğun azotlu gübre uygulamak fiksasyon mekanizmasını tamamen durdurur. Bunun nedeni hücresel enerji ekonomisidir. Havadaki azotu amonyağa dönüştürmek bitki için çok maliyetlidir; bitki her bir azot molekülünün indirgenmesi için bakteriye 5 ila 12 adet ATP harcar.
Eğer toprakta hazır nitrat veya amonyum varsa bitki bu fiksasyon işlemine girmeyi reddeder. Yüksek dozda azotlu gübre verildiğinde; bitki köklerindeki nodül sayısı azalır, oluşan nodüller cüce kalır ve mevcut nodüllerdeki nitrogenaz aktivitesi tamamen durur. Dolayısıyla, baklagil yetiştiriciliğinde sadece çimlenmeyi ve ilk fide gelişimini destekleyecek kadar çok düşük dozda başlangıç gübresi verilmeli, aşırı gübrelemeden kesinlikle kaçınılmalıdır.
Baklagilden Sonraki Ürüne Kalan Azot
Yemeklik tane baklagiller, ekim nöbeti sistemlerinin adeta can damarıdır. Baklagil bitkisi bağladığı azotun önemli bir kısmını (%60-90) hasat edilen tanelerinde depolar ve bu azot ürünle birlikte tarladan uzaklaştırılır. Ancak fiksasyon sürecinde üretilen azotun bir kısmı ile bitkinin kök sistemleri ve hasat sonrası tarlada bırakılan sap-saman artıkları toprağa çok değerli bir organik azot mirası bırakır.
Örneğin soya bitkisi, hasat sonrasında tarlada kalan kök ve anız artıklarıyla bir dekara yaklaşık 6-7 kg saf azot eşdeğeri organik madde kazandırır. Bu miras, sonraki sezon ekilecek buğday, arpa gibi tahılların sentetik gübre ihtiyacını azaltarak hem çevre kirliliğini önler hem de üreticinin maliyetlerini ciddi oranda düşürür.
Baklagilin Toprak Yapısına Diğer Katkıları
Baklagillerin toprağa katkıları sadece azot fiksasyonu ile sınırlı kalmaz. Bitkinin fiziksel ve kimyasal salgıları toprak yapısını doğrudan iyileştirir:
- Fiziksel Yapı: Nohut gibi kazık köklü baklagiller toprağın derinlerine inerek sıkışmış tabakaları kırar, su tutma ve havalanma kapasitesini artırır.
- Humus ve Organik Madde: Toprağa karıştırılan etli anız kalıntıları mikroorganizmaları besler ve toprakta humus birikimini hızlandırır.
- Biyolojik Canlılık: Kök salgıları yararlı bakterilerin çoğalmasını tetikleyerek rizosfer bölgesindeki mikrobiyolojik canlılığı artırır.
- Ot Kontrolü: Ekim nöbetine baklagil dahil edilmesi yabancı ot baskısını kırar ve farklı herbisitlerin kullanımını kolaylaştırır.
Fiksasyon Hakkındaki Yaygın Yanlışlar
Baklagil tarımı ve azot bağlanması konusunda sahada kulaktan kulağa yayılan ve bilimsel gerçeklerle bağdaşmayan bazı yanlış inanışlar mevcuttur:
- Her Baklagil Aynı Miktarda Azot Bağlar Yanılgısı: Çiftçiler arasında tüm baklagillerin toprağı eşit derecede azotça zenginleştirdiği düşünülür. Gerçekte kuru fasulye azot fiksasyonunda çok zayıf bir performans sergilerken, soya, nohut ve yonca gibi bitkiler katbekat daha fazla azot bağlama yeteneğine sahiptir.
- Bağlanan Azot Doğrudan Toprağa Salınır Yanılgısı: Baklagillerin büyüme esnasında azotu köklerinden toprağa pompaladığı ve yanındaki bitkilerin hemen bundan yararlandığı sanılır. Oysa fiksasyon sadece bitkinin kendi kullanımı için nodüller içerisinde gerçekleşir. Azotun toprağa geçmesi ancak bitki parçalarının hasat sonrasında toprakta çürümesiyle mümkündür.
- Her Bakteri Her Baklagilde Nodül Oluşturur Yanılgısı: Toprakta herhangi bir Rhizobium bakterisinin bulunmasının fiksasyon için yeterli olduğu düşünülür. Oysa Rhizobium bakterileri konukçu bitkiye karşı aşırı spesifiktir. Nohut için Rhizobium cicer, mercimek için Rhizobium leguminosarum, fasulye için ise Rhizobium phaseoli bakterisinin toprakta bulunması şarttır.
- Bol Azotlu Gübre Kullanımı Baklagilde Verimi Her Zaman Katlar Yanılgısı: Yüksek dozda azotlu gübreleme bitkiyi tembelliğe alıştırarak Rhizobium bakterileriyle olan ortaklığı tamamen koparır, nodül oluşumunu engeller ve üreticiyi pahalı sentetik gübrelere bağımlı hale getirir.
Sıkça Sorulan Sorular
Baklagiller ne kadar azot bağlar?
Fikse edilen azot miktarı; ekilen baklagil türüne, toprak şartlarına ve havada aktif çalışan bakteri suşlarının varlığına göre dekar başına yıllık ortalama 10 ila 30 kg arasında değişmektedir. Örneğin yonca gibi yem bitkileri ile soya gibi ürünler 30 kg'a yakın yüksek oranlarda azot bağlayabilirken, nohut ve mercimek orta düzeyde, kuru fasulye ise çok daha düşük seviyelerde azot bağlar.
Nodül nasıl anlaşılır?
Nodüllerin fiksasyonda ne derece etkili olduğunu anlamak için tarladan alınan taze kök yumrularını keskin bir bıçakla ortadan ikiye kesmek gerekir. Kesit yüzeyinde görülen pembe veya kırmızı renk nodülün aktif ve sağlıklı azot fiksasyonu yaptığını gösterir. Nodül kesitinin beyaz, yeşil, kahverengi veya siyah olması ise yumrunun aktif olmadığını ya da yaşlandığını gösterir.
Baklagilden sonra gübre azaltılır mı?
Kesinlikle azaltılır. Baklagil tarımından sonra tarlaya ekilecek tahıllar için verilecek azotlu gübre miktarı, toprakta kalan zengin organik anız artıkları ve kök sistemleri sayesinde yaklaşık yüzde 20 ila 30 oranında düşürülebilir. Bu durum hem çiftçinin cebini korur hem de yeraltı sularının kimyasal kirlenmesini önler.
Nodül yoksa ne yapmalı?
Toprakta o baklagil türüne özgü Rhizobium bakterilerinin popülasyonu yetersiz veya tamamen yok demektir. Bu durumda, sonraki ekim dönemlerinde tohumların ekim öncesinde taze ve o bitkiye özel Rhizobium suşları içeren mikrobiyal aşılar ile usulüne uygun olarak aşılanması gerekir. Ayrıca toprak asitliği, kuraklık ve bor noksanlığı gibi nodülasyonu engelleyen fiziksel faktörler de kontrol edilmelidir.
Her baklagil aynı bakteriyle mi çalışır?
Baklagiller ve Rhizobium bakterileri arasında son derece katı bir anahtar-kilit ilişkisi vardır. Her baklagil grubu sadece kendine özel bakteri türüyle simbiyotik ilişkiye girerek nodül oluşturabilir. Örneğin bezelye ve mercimek Rhizobium leguminosarum ile kuru fasulye Rhizobium phaseoli ile nohut Rhizobium cicer ile soya ise Bradyrhizobium japonicum bakterisi ile ortaklık kurar.