Pamuk Neden Koza Döküyor?
Pamukta koza ve tarak dökümünün nedenleri, su stresi, sıcaklık, azot ve besin eksikliği ayrımı ile dökümü önleme stratejileri anlatılmaktadır.
Pamuk üreticilerinin tarla başında karşılaştığı ve ziraat mühendislerine en sık yönelttiği soruların başında pamukta koza ve tarak dökümü gelmektedir. Sabah tarlaya girildiğinde sıra aralarında toprağa düşmüş sararmış taraklar, dökülmüş küçük çiçekler ve kurumuş taze kozalar görmek üretici için ciddi bir endişe kaynağıdır. Pamuk bitkisi doğası gereği faza meyve organı oluşturan ve çevresel koşullara göre meyve yükünü dengeleyen fizyolojik bir yapıya sahiptir. Ancak tarladaki döküm oranı doğal sınırları aştığında doğrudan ürün miktarını ve lif kalitesini tehdit eden büyük bir verim kaybı tablosu ortaya çıkar.
Pamuk yetiştiriciliğinde hayati önem taşıyan en temel kural şudur: Tarlada dökülen bir tarak, çiçek veya koza kesinlikle geri gelmez. Bitki dökülen organın bulunduğu boğumdan yeniden bir meyve organı meydana getiremez. Bu nedenle döküm başladıktan sonra "nasıl olsa yenisi çıkar" düşüncesiyle beklemek yapılan en büyük hatalardan biridir. Döküme yol açan etkenin doğru tespit edilmesi kritik önem taşır; çünkü su stresinden kaynaklanan bir döküme böcek ilacı atmak veya bor eksikliğinden dökülen tarlayı aşırı sulamak sorunu çözmediği gibi maliyetleri artırıp bitkiyi daha fazla strese sokmaktadır.
Bitki Neden Kendi Kozasını Döker?
Pamuk bitkisi sürekli gelişme eğiliminde olan çok yıllık bir çalı yapısına sahiptir. Sezon boyunca bitki, mevcut enerjisinin ve besin kaynaklarının yetişebileceğinden çok daha fazla sayıda tarak (çiçek tomurcuğu) ve çiçek üretir. Normal şartlar altında sağlıklı bir pamuk bitkisi ürettiği tarak ve çiçeklerin yaklaşık %50 ile %60'ını doğal fizyolojik süreçlerle dökebilir. Bu doğal döküm, bitkinin taşıyabileceği kadar meyveyi besleme mekanizmasıdır.
Ancak çevresel faktörler, yanlış kültürel uygulamalar veya zararlı baskısı devreye girdiğinde bitki ağır bir stres altına girer. Stres altındaki pamuk bitkisi hayatta kalabilmek ve mevcut enerjisini koruyabilmek amacıyla bünyesindeki absizik asit gibi hormon seviyelerini artırarak en zayıf ve hassas organları olan tarak ile genç kozaları sap boğumundan ayırıp toprağa bırakır. Doğal fizyolojik döküm ile stres kaynaklı aşırı döküm arasındaki farklar şu noktalarla öne çıkar:
- Dökülen tarak ve kozanın yerine aynı boğumdan yenisinin gelmemesi ve oluşan verim kaybının kalıcı olması
- Bitkinin şiddetli stres anında öz kaynaklarını korumak için meyve yükünü hafifletme mekanizmasını çalıştırması
- Yanlış teşhis sonucu uygulanan hatalı müdahalelerin tarladaki stresi ve girdi maliyetlerini daha da yükseltmesi
- Doğal dökümün dengeli seyretmesine karşın stres dökümünün tarlada toplu ve ani dökülmeler şeklinde görülmesi
Su Stresi Kaynaklı Döküm
Pamuk üretiminde su yönetimi verimi doğrudan belirleyen en hassas unsurların başında gelir. Pamukta su stresi denildiğinde akla ilk olarak susuzluk ve kuraklık gelse de, aşırı sulama ve kötü drenaj da en az susuzluk kadar şiddetli döküme neden olmaktadır. Her iki aşırı durum da bitkinin kök ve yaprak fizyolojisini altüst eder.
Toprakta nem yetersiz olduğunda pamuk bitkisi terleme ile su kaybını önlemek için yapraklarındaki stomaları kapatır. Stomaların kapanması fotosentezi yavaşlatır veya tamamen durdurur. Şeker ve karbonhidrat üretemeyen bitki, besleyemediği genç kozaları döker. Öte yandan tarlayı göle çevirecek şekilde aşırı sulama yapıldığında kök bölgesindeki hava boşlukları suyla dolar ve kökler oksijensiz kalır. Kök çalışması durduğunda bitki toprakta su olmasına rağmen sudan yararlanamaz ve kök boğulması yaşayarak hızla koza dökmeye başlar. Su stresiyle ilgili dikkat edilmesi gereken temel durumlar şunlardır:
- Topraktaki nem yetersizliği nedeniyle yaprak stomalarının kapanması ve karbonhidrat üretiminin durması
- Aşırı sulama veya biriken su nedeniyle kök bölgesinin oksijensiz kalarak fizyolojik kuraklık yaşaması
- Çıkıştan sonraki ilk sulamanın çiçeğe kadar geciktirilmesi sonucu vegetative gelişmenin durması ve dökümün tetiklenmesi
- Düzensiz sulama aralıklarının bitki içindeki turgor basıncını bozarak genç kozaların sapa tutunmasını engellemesi
Aşırı Sıcak ve Gece Sıcaklığının Etkisi
Pamuk sıcak iklim bitkisi olarak bilinse de, belirli sıcaklık eşikleri aşıldığında fizyolojik fonksiyonlarında ciddi aksamalar meydana gelir. Özellikle çiçeklenme ve koza tutumu döneminde gündüz hava sıcaklığının 35°C üzerine çıkması ve 40°C sınırını aşması bitki üzerinde yakıcı bir stres oluşturur.
Aşırı sıcaklıkların koza dökümündeki en yıkıcı etkisi polen canlılığı üzerindedir. Çiçeklenme döneminde yüksek sıcaklığa maruz kalan polen tozu canlılığını ve çimlenme kabiliyetini kaybeder. Polen tüpü uzayamadığı için dişi organ döllenemez. Döllenmenin gerçekleşmediği çiçek ve taraklar döllenmeden birkaç gün sonra sarararak dökülür. Ayrıca gece sıcaklıklarının 25°C'nin altına düşmediği dönemlerde bitki gündüz ürettiği şeker rezervlerini gece yüksek solunum yaparak tüketir. Enerjisiz kalan bitki koza tutamaz. Aşırı sıcaklığın etkileri şu şekildedir:
- 35°C üzerindeki sıcaklıklarda polen canlılığının düşmesi ve döllenmenin başarısızlıkla sonuçlanması
- Gece sıcaklıklarının yüksek seyretmesi sonucu bitkinin karanlıkta solunum yaparak şeker depolarını harcaması
- Yüksek buharlaşma nedeniyle bitki dokularındaki suyun hızla çekilmesi ve tepe sürgünlerinin pörsümesi
- Sıcaklık stresi altında bitkisel hormon dengesinin bozularak meyve saplarında kopma dokusunun oluşması
Fazla Azot ve Gölgelenme
Pamuk tarımında yapılan en yaygın hatalardan biri yüksek verim alma arzusuyla toprağa aşırı miktarda azotlu gübre uygulamaktır. Azot bitkinin büyümesi için gerekli ana besin maddesi olsa da, ihtiyaçtan fazla verilen azot bitkiyi vegetative büyümeye yani aşırı boylanmaya ve yapraklanmaya iter.
Aşırı azotla beslenen pamuk bitkisi koyu yeşil, etli ve gür bir görünüm kazanır; ancak meyve dalı oluşturmak yerine ana gövdeyi uzatır. Sıra araları hızla kapanır ve tarla içinde hava sirkülasyonu ile güneş ışığı girişi tamamen kesilir. Güneş ışığından mahrum kalan alt meyve dallarındaki tarak ve çiçekler gölgede kalır. Işık yetersizliği fotosentezi engellediği için alt kısımdaki tüm taraklar sararır ve dökülür. Üretici tarlanın gürlüğüne bakıp yüksek verim beklerken, alt tarafların tamamen boşaldığını fark eder. Fazla azot ve gölgelenmenin sonuçları şunlardır:
- Aşırı azot kullanımının bitkiyi vejetatif büyümeye teşvik ederek boylanmaya ve aşırı yapraklanmaya sevk etmesi
- Sıra aralarının erken kapanması sonucu alt ve iç kısımdaki meyve dallarının ışık alamayarak gölgede kalması
- Gölgelenen taraklarda ışık yetersizliğine bağlı fotosentez düşüşü nedeniyle toplu dökümlerin yaşanması
- Etli ve sulu gelişen bitki dokularının emici zararlılar ve mantari koza çürüklükleri için hassas hale gelmesi
Zararlı Kaynaklı Döküm
Pamukta tarak, çiçek ve koza dökümünün en somut ve doğrudan sebeplerinden biri zararlı böceklerdir. Böcekler hem doğrudan generatif organları yiyerek delmek suretiyle hem de bitkinin özsuyunu emip onu zayıflatarak dökümü tetikler.
Zararlılar arasında ilk sırada yeşilkurt (Helicoverpa armigera) gelir. Yeşilkurt larvaları doğrudan tarak, çiçek ve genç kozaları delerek içine girer ve iç dokuları tüketir. Yenik organ derhal dökülür. Bunun yanı sıra bitki tahtakuruları (Lygus ve Mirid türleri) iğneliağız yapısıyla genç tarak ve kozaları emer. Emgi yapılan noktada siyah lekeler oluşur ve doku öldüğü için tarak dökülür. Yaprakbiti, beyazsinek ve kırmızıörümcek gibi emici zararlılar ise bitkinin özsuyunu emip besinsiz bırakarak dolaylı yoldan koza dökümüne yol açar. Zararlı kaynaklı dökümün özellikleri şunlardır:
- Yeşilkurt larvalarının tarak ve kozalarda delik açarak iç dokuları yemesi ve organın çürümesine yol açması
- Bitki tahtakurularının küçük tarak ve kozaları emerek doku ölümüne ve siyah benekli dökümlere neden olması
- Emici böcek kolonilerinin bitki özsuyunu tüketerek meyvelere giden besin akışını kesmesi
- Zararlıların açtığı yaralardan giren fungal patojenlerin koza çürüklüğünü başlatarak dökümü hızlandırması
Besin Eksikliği Kaynaklı Döküm
Pamuk bitkisinin sağlıklı koza tutabilmesi için makro besin maddelerinin yanı sıra iz elementlere de hayati ihtiyacı vardır. Toprakta veya bitki dokusunda belirli besin maddelerinin eksik olması, dökümü doğrudan tetikleyen fizyolojik aksaklıklara yol açar.
Bu noktada en kritik mikro element bor (B) elementidir. Bor, polen tozunun oluşumu, polen canlılığı, polen tüpünün uzaması ve şekerlerin bitki içinde kozalara taşınması için gereklidir. Toprakta bor eksik olduğunda çiçeklerde döllenme gerçekleşemez veya çok zayıf kalır. Döllenmeyen genç koza gelişemez ve düşer. Makro elementlerden potasyum (K) ise stomaların açılıp kapanmasını ve kozaların dolumunu kontrol eder. Potasyum eksikliğinde su dengesi bozulur ve koza tutumu düşer. Besin eksikliği kaynaklı dökümün sebepleri şunlardır:
- Bor eksikliğinde polen tüpü gelişiminin durması ve döllenemeyen çiçeklerin koza bağlayamadan dökülmesi
- Potasyum yetersizliğinde stomaların çalışamaması ve yapraklarda üretilen şekerin kozalara taşınamaması
- Yüksek toprak pH değeri veya aşırı kireç nedeniyle mikro elementlerin bitki kökleri tarafından alınamaması
- Dengeli N-P-K gübrelemesi yapılmadığında besin maddeleri arasındaki zıtlaşma (antagonizma) nedeniyle emilim bozukluğu yaşanması
Dökümün Hangi Dönemde Olduğunu Anlamak
Pamuk tarlasında dökümün hangi gelişim döneminde gerçekleştiğini doğru analiz etmek, sorunun kaynağını bulmanın en kestirme yoludur. Pamuk bitkisinde ilk çiçek tomurcuğu ekimden yaklaşık 50-60 gün sonra görülür ve çiçeklenme dönemi yaklaşık 7 hafta sürer.
Yapılan agronomik araştırmalara göre, çiçeklenmenin ilk 3 haftasında oluşan çiçeklerin meydana getirdiği kozalar toplam kütlü ürünün yaklaşık %88'ini oluşturur. Ana gövdeye en yakın pozisyonda yer alan ve alt meyve dallarında ilk oluşan 10 koza ise toplam lif veriminin %68'ini sağlamaktadır. Erken dönemde yani ilk 3 haftada yaşanan dökümler verimde telafisi imkansız devasa kayıplara yol açar. Tarladaki döküm oranını takip etmek için şu sade matematiksel formül kullanılır:
Toplam Döküm Oranı = Tarlada Dökülen Organ Sayısı ÷ Bitkide Oluşan Toplam Organ Sayısı ×
Döküm dönemlerinin karakteristik özellikleri şunlardır:
- İlk 3 haftada oluşan erken dönem çiçek ve kozaların toplam verimin %88'ini meydana getirmesi
- Ana gövdeye en yakın alt 10 kozanın lif rekoltesinin %68'ini tek başına oluşturması
- Tarak dönemindeki dökümlerin çoğunlukla emici böcekler, thrips ve bor eksikliğinden kaynaklanması
- Çiçek ve koza dönemindeki dökümlerin genellikle su stresi, aşırı sıcaklık ve Yeşilkurt zararından oluşması
Dökümü Azaltmak İçin Yapılabilecekler
Pamukta koza dökümünü tamamen sıfırlamak bitkinin doğası gereği mümkün değildir; ancak stres faktörlerini yöneterek aşırı dökümün önüne geçmek ve verimi korumak mümkündür. Doğru bir tarla yönetimi için uygulanması gereken temel stratejiler şunlardır:
- Toprak ve Yaprak Analizi: Gübreleme programı mutlaka analiz sonuçlarına göre yapılmalı, aşırı azot kullanımından kaçınılmalı ve potasyum dengesi korunmalıdır.
- Sulama Programı: Sulama ne geciktirilmeli ne de tarlada su göllenmesine izin verilmelidir. İlk sulama çiçeğe kadar bekletilmemeli, tarak görünümünden sonra toprak tavına göre uygulanmalıdır. Kozalarda %5-10 açım görüldüğünde sulama tamamen kesilmelidir.
- Yapraktan Besleme Desteği: Taraklanma ve çiçeklenme döneminde polen canlılığını ve koza tutumunu artırmak amacıyla yapraktan suda çözünür bor ve potasyum takviyesi yapılmalıdır. Sıcaklık stresine karşı aminoasit uygulamaları destek sağlar.
- Zararlı Takibi ve Eşik Mücadelesi: Tarlada haftalık sürvey çalışmaları yapılarak Yeşilkurt, bitki tahtakurusu ve emici zararlıların yoğunluğu izlenmeli, ekonomik zarar eşiği aşıldığında zaman kaybetmeden mücadele edilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Pamuk neden koza döküyor?
Pamuk bitkisi aşırı sıcaklık, su stresi (susuzluk veya aşırı sulama), dengesiz ve aşırı azot kullanımı nedeniyle oluşan gölgelenme, bor ve potasyum gibi besin maddelerinin eksikliği veya Yeşilkurt ve bitki tahtakurusu gibi zararlıların tahribatı sonucu oluşan stresi yönetmek için koza döker.
Dökülen koza geri gelir mi?
Hayır, dökülen koza, çiçek veya tarak kesinlikle geri gelmez. Organın döküldüğü boğumdan yeniden bir meyve oluşmaz. Bitki üst dallarda yeni taraklar oluşturmaya çalışsa da bu geç oluşan kozaların olgunlaşma süresi yetmeyebilir ve verim potansiyeli ilk oluşan alt kozaların çok gerisinde kalır.
Sıcak koza dökümü yapar mı?
Evet, 35°C üzerindeki uzun süreli sıcaklıklar çiçeklenme döneminde polen tozunun canlılığını yitirmesine ve kısırlığa yol açar. Döllenemeyen çiçekler koza bağlayamaz ve dökülür. Ayrıca gece sıcaklıklarının yüksek olması bitkinin solunumla enerji tüketmesine neden olarak koza dökümünü artırır.
Fazla azot döküme yol açar mı?
Evet, aşırı azotlu gübreleme bitkiyi aşırı boylanmaya ve boya kaçmaya iter. Aşırı dallanan ve yapraklanan bitkide sıra araları çabuk kapanır; alt meyve dalları güneş ışığı alamayarak gölgede kalır. Işıksız kalan alt tarak ve kozalar sarararak dökülür.
Döküm ne kadar verim kaybettirir?
Özellikle çiçeklenmenin ilk üç haftasında oluşan ve ana gövdeye yakın olan ilk 10 kozanın kaybedilmesi durumunda verim kaybı %50 ila %70 seviyelerine kadar çıkabilir. Çünkü pamukta toplam rekoltenin büyük kısmını ilk oluşan bu alt ve orta kozalar sağlar.
TarlaTapan rehber yazıları sahada işe yarayan, uygulanabilir bilgiyi esas alır. Düzeltme ve önerileriniz için bize yazın.